dolmuş dolu ise sağa sola garip bakışlar fırlatılır. "bişi olmadı amına koyem" dercesine laubali hareketlerle ücret şöföre uzatılır. oysaki beyniniz, buram buram sancımaktadır. boşsa en arkaya geçilir saçları tarar gibi yapılarak vurulan yerin şişliği kontrol edilir. o sırada bazı yolcular yere birşey düşürmüş gibi yapıp, yere eğilerek gülebilir. normaldir.
her seferinde olmaz ki ama diye dert yanılan durumdur. birde geride kalanlarının bir kısmının içi acımış bir kısmınında sırıttıgı görüntünün öncesi olaydır.
gayet fazla yaşadığım durumdur. kafamı eğmişken bile vurmuşluğum görülmüştür. o kadar da kötü bir durum değildir kanaatimce. sonuçta insanları güldürmüşsünüzdür*. hemen arkasından duruma müteakip yaratıcı da bir espri patlatılıp günü kurtarabilir, esprinin kalitesine göre tüm gözler üzerinizde olacağından karizma bile yapabilirsiniz.
bundan sonra dolmuştaki en güzel bayanın yanına oturulur, muhabbet boy uzunluğundan açılır; ''-acıyor aslında bakarmısın bi şişmiş mi? -öp de geçsin*'' denilir ve dolmuştan inerken kol kola çıkabilirsiniz.
(bkz: salih abi çay koymaya gidiyom sen bakıver sözlüğe)
gerçekten çok acı bir durum. çok karsılıyorum bu durumla boyumu yazıp reklam yapmak istemem. ama o acı bı anlık ve çok şiddetlidir. gözümden yaş geldiğini bilirim. artık utançdanmı acıdanmı bilmem.
kafanızda şapka vb. objeler varsa,demeyin halinize. düşse daha iyi. düşmeyipte şeklinin bozulması, sizin onu düzeltmeniz. birşey demiyorum içim acıdı...
otokar firmasının yani (krem rengi minübüsleri) üreten firmaının .türk milletinin yüzde 67 sini aptal yapması, vura vura kafayı beyin kalmadı milletin durumu ortada.
yeni yapılan minübüslerin boyları yüksek, ayaktayken kafa çarpmıyor tavana. türkün aklı geç gelir yada aptal olmamız için bir komplo... otokar = inan kıraç
devamında, şoför ayağını debriyajdan hızla çeker ve siz de daha bir yere tutunamadığınızdan, bir sağa bir sola savrulursanız, tüm meraklı bakışların muhatabı olacaksınızdır. kendinizi aptal gibi hissederek tamamlayacağınız bir yolculuk olacaktır. kimseyle göz göze gelmemeye dikkta edin. yoksa kavga çıkabilir.
kişi hayata 5-0 yenik başlamıştır bir kere. daha noluyo demeden gelen çıtonk sesiyle irkilir bütün dolmuş ahalisi. gerek para üstü bekleyeni, gerek ineceği durak yaklaştığından stresle dolmuş o cılız sesiyle "müsağğyit bi yirde" demeye tırsan öğrencisi, gerekse dolmuş şoförü abimiz hep birden bakınca insana, rezilliğin boyutu yavaş yavaş gözler önüne serilmeye başlanır. o bakış var ya o bakış! adamın ağzına sıçar! hele o grup halindeki liseli gülüşmeleri!!! lannn!!!
karması -200 ile başlamış yazar misali, kısa dolmuş macerasına atılmış kahramanımız çaresizdir. kafanın tavan döşemesinde oluşturduğu çıkıntıya baktıkça buruklaşır yüreği. koca oyuk hacı, kolay mı? boşalan yere oturduğunda yanındaki yer değiştirmek ister. bütün yerler boşken o oturuyorsa herkes birden ayağa kalkar. sessiz bir protresto almış başını gider dolmuşta. kimse ona "şunu uzatabilir misin?" diye bile sormaz. para üstleri geri gelirken onun oturduğu yerden sekip bir anda yön değiştirir ne hikmetse! ayakta duran teyzeye yer verir, "ananı bakışı" ile karşılaşır teyze oturmaz. kahramanımız ücreti uzatmaya bile utanır. uzatacak adam bulamaz ki zaten. hangi kapıyı çalsa, karşısına o buruk kafa acısı çıkar... vay arkadaş!
yok lan yok inanmayın!
ulan amma da dramatize ettim ha!
ben çok vurdum, bir şey olmadı. valla bak! hatta birinde kafam tavandan dışarı çıktıydı... * hatta bir seferinde gittim şoförün yanında motorun üstüne oturdum. çok etkili oluyo o zaman! kimse bişey diyemedi!
dolmuştan inerken de başınıza gelebilicek durumdur. hem sizi hemde dolmuştakileri gülümsetir fakat sizin gülümsemenizin büyük bir kısmı olayı en rahat şekilde nasıl toparlarımın cevabıdır. zira o acıyla gülmek hiç keyifli değildir.
gözgöze geldiğin kişilerin bıyık altı gülmesine mi yanarsın,yoksa başına aldığın darbenin acısına mı,salaklığına mı..
hiçbirşey olmamış gibi parayı uzatır yola devam edersin.