magirus a binmek zorunda kalan bi uzun boylu insanın çektiği mi daha kötüdür kabir azabı mı bilemedim şimdi... otursan bacakların sığmaz, ayakta dursan boynun tutulur. of Allah ım ne çileli günlermiş.
Telsiz konuşmalarındaki tamam kelimesinin gereksizliğini anladığım yolculuk..Hele hele denizli şivesiyle olunca tam anlamıyla yaran diyaloglardır. örneğin:
-Hasan Kiremitçide 2 bekleyen vaaa. Sen alıvee onları tamam.
-Ben doluyum Aamet tamam. Osman kiremitçideki 1 yolcuyu al tamam.
-Bir değil ikiii ikii! Tamam.
insanın yolculuğunun eziyete dönmesi halidir. mesela, ayakta iseniz çoğu yolcunun sizi süzmesine tahammül etmek zorundasınız. şöfor mahaline yakın iseniz 'şu parayı uzatır mısınız?' tarzı cümlelerle bir nevi mavinlik yapmak zorundasınız.
en büyüğünü uzun boylu olanlar çeker ki, hiç ama hiç kısa boyluysanız sitem etmen, vallaha etmen.
uzun boylu olan millete ulaşılmaz gelir -evet fiziki olarak da- ama hiç öyle değildir, ''ne güzel sırım gibi adam'' dersiniz içten içe ama bilemezsiniz ki o adamın dolmuşlarda işkence çekerek ömrü geçmiş, mahallenin tüm perdelerini o takmış, hala da takıyor, her türlü iğrenç espriye maruz kalmış, kendisi iplememiş o ayrı hacı, kimisi dert eder kederlenir, içine kapanır konuşmaz kimseyle, ben uzunum, elim uzun, ayağım uzun der. ben takmam, takmamaya da özen gösteririm lakin iş dolmuşa gelince herşey değişir, dolmuş şöförüyle uzun boylu olan ve ayakta gitmek zorunda kalan birinin ilişkisi hiç soğumaz hep sıcak kalır, sıcacık böyle, siz şöföre bakarsınız şöför size, iki parça olduğunuzu görür, ilerleyemeyeceğinizi bilir, sağlığınız ve de ilerlerseniz eğer bitakım şeylerinizin * bozulacağını bile bile yine de ''ortaya doğru ilerleyelim'' der, ''o kapının demiri varya kapı açılırken dönen hani o kavisli demir, ilerle diyen ağzından içeri girsin''girsin de.. töbe töbe dedirtir her zaman.
velhasıl sadece dolmuşlar da değil, şehirlerarası otobüslerde böyle aburakoyim, önündeki adam mutlaka ama mutlaka uyur la, ulan bi kere de kısacık yol, yakın yer uyuma nolur la, çok şey mi istiyorum pezevenk, uyuma yani nolur yolunu skiym la, arkadaki adamın dizleri totoma girecek, sanırım boyu da bacakları da uzun de içinden, anla yani nolur bi yerine değdirmek mi lazım illa ki? uçakta nasıl olur onun merakı içerisindeyim, pek bi tecrübe edinmek isterim, isterim ki belki uçak daha iyidir, onun tadına varınca her yere uçakla giderim valla ohh mis.
uzun sözün kısası her hali için şükretmeli insan, uzun olsun, kısa olsun, bücür olsun, şişman olsun, kel olsun, ama insan olsun, yavşak olmasın, her an her saniye gördüğü güne, yaşadığı an için dua eden biri olarak bunu bilir bunu söylerim, uzun'ca bi entry oldu, dolmuşçulara biriktirmişim demek ki pek zamandır. gınaman beni dostlar. dolmuşa uzun biri binince de yer verin, siz sığarsınız ayakta giderken, yer verin ki yüzünüze bakarken size küfrettiğini hissetmeyin uzun insanların, neden mi?
çünkü onlar uzun, her yönüyle. *
sabah 8 de dersiniz vardır ve de okula geç kalmışsınızdır.bindiğiniz dolmuş kendi zamanına uymak adına saatte 10 km hızla gider.sizde işkencenin allahı nı yaşarsınız.
osuruk kokusuna maruz kalmak götgöte gittiğin, havasızlıktan gebermek üzere olduğun yetmiyormuş gibi bir de o osuruk kokusunun ağzına ağzına girmesidir.
orta koltuğa geldinizmi para uzatmanız için için elli kişinin birden üstünüze gelmesi çekilen işkencelerden biridir.
+şu 10tl den iki öğrenci uzatırmısın evladım?
+şu 5 tlden 3 kişi uzatırmısın kardeş?
+abi 1 ööörenci verirmisin?
kafa karışır ''kim ne vermişti'' ''kaç kişiydi'' diye.
şartel atarsa kafadaki öfkeli sözcükler çıkabilir ağızdan
-ulan matematiğim o kadar iyi olsaydı mühendislik okurdum mına koyim.
-sizinde uzatanlarınız çok olsun dötüne koyduklarım
arka sıralarda oturan insanlar tarafından size hesap makinesi muamelesi yapılması.
bir de o ani frenler yok mu.. önce demire kafa atmak sonra arkanızdaki yolcu ile tek vücut olmak.
Okula gitmek üzerine evden çıkıyorum.Gece az uyumuşum, gözlerim kan çanağı.Kulağımda da kulaklık pearl jam dinliyorum.Kulaklılardan birini çıkartarak dolmuşa adım atıyorum ve gideceğim yer olan "Esenyurt Meydan" diyeceğim.Yani planım o.Birden ağzımdan "esenyurt medyan" lafı çıkıyor,toparlamaya çalışıyorum ama artık çok geç.Önce aynadan bir berber bakışı alıyorum keskince.Sonra kafasını çeviriyor.Hayatımda ilk kez para alan şöförün suratıma baktığını hissediyorum.Ve aynen şöyle diyor "medyandan geçmiyor mod son durak". Nasıl utanıyorum nasıl kızarıyorum nasıl şaşırıyorum anlatamam.Ve ne kadar rezil olduğumu anlayabilmek için dolmuşu süzmeye başlıyorum.Kimsede tık yok,arkada bir adam adeta yarılıyor.Adama "hehe valla rezil olduk abicim yaa" sırıtışı atıyorum.Adamla göz göze geliyoruz ve adamın yüzündeki gülümseme kayboluyor aniden.Sonrasında anlıyorum ki adamda bluetooth kulaklık varmış ve bana gülmüyormuş..