bugün itibariyle can-ı gönülden gönüllü rehber olarak başladığım saray.
ayrıca çekilen telefon hattından sonra saraya konan ilk telefonun markası da ericsson 'dur.
ilk katı çıktıktan sonra hicaz valisinin gönderdiği fil dişinden gümüş işlemeli buhurdanlıklar gerçekten görmeye değerdir.
baştan sona 4 defa gezdim ve hiç bıkmadım. bıkamam. gerçekten inanılmaz.
hele hele gezdiğim her rehberden aldığım her farklı bilgi o kadar çok enteresan o kadar güzel ki. bu duruma binlerce kez şükür.
haremlik kısmı, yani padişahların hayatını sürdüğü ve sonradan ataturk'un de kaldığı ve kullandığı kısım mutlaka görülmelidir. icinde insanın hayata bakışını değiştirebilecek iki yatak vardır. bunlardan biri transatlantik boyutlarinda, 2 metreden uzun sultan abdulmecid'in yattigi (ve muhtemelen bir suikast sonucu oldugu) yatagi, digeri ise ataturk'un son gunlerini gecirdigi yataktir.
ataturk'ün istanbul'a geldigi zamanlarda kullandığı ve yattığı oda genis ve balkonlu bir odadir. kuleli öğrencilerini bu odada, diger odasina gecmeden once selamlamistir. bu odadaki duvar, banyoya gecisini kolaylastirmak icin yikilmis ve bir yapılmış. ziyaretçilerin gözlerinden bu duvarı saklamak içinse duvar bir elbise dolabı olarak saklanmış, yapıdaki simetriyi bozmamak için de gerçek elbise dolabı karşı duvara yerleştirilmiş.
atatürk'ün gözlerini son kez kapattığı oda, bıraktığı günkü haliyle ziyaretçilere açıktır.
ekonomisi batmakta olan bir ülkenin ne akla hizmet bilinmez ama yaptırdığı gösterişli, heybetli bir saraydır. şimdi biz taksim meydanına sırf gösteriş olsun diye 10 milyar dolarlık bir bina inşaa etsek deli mi sikti seni diye sorarlar....adama sorarlar...
sürekli savaş kaybeden, toprak sistemi bozulmuş, kimin kimi öldürdüğü belli olmayan bir ülkede sen kalk saray yap. yuuhh yani yuhh. topkapi sarayı'nın boku mu çıktı da dolmabahçe yapıldı, yıldız yapıldı. abdulhamid de elden ayrı bir adam zaten, gül gibi dolmabahçe sarayı yapılmış adam dolmabahçe'yi topa tutarlar diye yıldız sarayı'nı yaptırmış, bir de gemilerin haliç'ten çıkmasını yasaklamış. sonra osmanlı donanması zayıftı ondan denizlerde kaybediyorduk...adam göt korkusundan donanmayı haliçte paslanmaya terketmiş yaa... haliç'teki tinerciler gemileri yakarak ısınıyorlarmış kışları...
şimdi kırım savaşı...1854 sanırım....3.300.000 altın borç alınmıştı sanırım...devamında bizi duyun-u umumiye'ye götüren borçlanmalar bunlar. bu borçları kim ödedi biliyor musunuz? 1954 yılına kadar yurdumun çiftçisi, köylüsü ödedi. ve milli gelirinden büyük osmanlı borçlarını öderken aslanlar gibi de bütçe fazlası veren bir ekonomimiz vardı. tabi 1950 sonrasında menderes'le başlayan iktidarlarla bütçe fazlası verme olayı da tarihe karışmıştır ya bu başka mevzu...
Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üslûplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecit'in mimarı Karabet Balyan'ın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Sarayının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir. Dolmabahçe Sarayı 3 katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü 2 abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır.
gezerken;''medeniyetler en muhteşem eserlerini çöküş zamanlarında yaratırlar''; sözünü aklıma getiren büyük osmanlı medeniyetinin muhtesem eserlerinden sadece birisi. tamam belki yanlıstı memleket batarken bu lüksü yapmaya; sözüm insafsızca osmanlıyı elestirenlere; osmalı yıkıldıktan sonra dünya mirasına kazandırdıgımız hatırı sayılır sanat eseri var mı?
osmanlı'nın bütün ihtişamını ve sanatını bütünüyle gösteren saraydır.
büyük ana girişten * girildiğinde sizi muhteşem bir havuz ve kocaman bir ön bahçe karşılar. hayran kalmamak elde değildir. simetrik yapısıyla başınızı döndürür. içerde tavanlardaki resimler sizi büyüler. bir an orada kendinizi padişah olarak hayal edersiniz ve müthiş bir doyum yaşarsınız.
her köşesi özenle yapılmış bir saraydır vesselam. ama bugun BlindGuardian'da bahsettiği gibi bazı bolumleri kötü durumdadır; devlet ve vatandaş uyumasındır.
(bkz: vatandaş uyuma tarihi değerlerine sahip çık)
istanbul'a gidip görülmemesi; gezilmemesi ayıptır, yazıktır...
atelyeler kısmı bok götüren saray. Ata'nın ölümünden sonra sadece gezilen ve girilen bölümleri bakım görmüştür. Tarihi yaşatmak değil rantı korumak amaçlı kafaların yönetiminde bir gün faili meçhul bir yangında diğer tarihi eserlere olduğu gibi ellerimizden uçup gidebilecek anıları yüreklerde saklı bir eser. Kuleli askeri lisesi binası ile birlikte boğazdan geçerken istanbul'un imzası gibi heybetli duran yapı.