gün itibariyle 1,6 sınırının üstüne çıkmış bulunan para birimi.
ilk tahminime göre orta-uzun dönemde 2.1 sınırına kadar çıkacak. bu arada epey küçük iniş çıkışlar yaşayabilir. 1,6 yı geçtikten sonra psikolojik sınır 2 olur.
ikinci tahminime göre 2001 krizinde, piyasadan spekülatif likitide çıktıktan sonra dolar nereye tırmandıysa bu seferde de oraya tırmanacak. bu da 1,9-2 aralığında bir yer. bu piyasadaki spekülatif likitide oranı değişmedi çünkü o tarihten bu tarafa.
hâlâ nakit parası olan varsa 1,5-1,6 aralığında dolar alabilir. tabi uzun süreli yatırım için.
ayrıca likite çevrilebilecek malların çevrilmesinde ve kriz sonuna kadar likitte kalınmasında fayda var.
paranı likitte tut, değer kaybetme, döviz al-sat'la kazan. ayrıca malın ucuzlamasını bekle,ucuzken al. çift taraflı kazanç yani.
son rakamlara bakarak dolar borcu olanların ve ödemek durumunda kalanların ne kadar kötü bi durumda olduklarını düşündüğüm para şeysi... yıllık enflasyon neye göre hesaplanır biliyorum desem doğru olmaz ama şu ani çıkışların ne kadar hesaba katıldığını çok merak ediyorum. bir mal yıl içinde 3 katı kadar 10 kere pahalı hale gelip sene sonunda tekrar başlağı yere geliyorsa ve enflasyon buna göre sıfır sayılıyorsa harikuladedir. ama şu bi gerçek ki benim enflasyonum böyle değil. ben bu 3 misli civarında bitiyor tükeniyorum ve sene sonundaki sıfır rakamı beni hiç ilgilendirmiyor oluyor. dolar borcu olanlar ne yapacak şimdi paşa paşa ödeyecek mi? bu zaten kıt kanaat geçinen biri için büyük bi kriz değil de nedir?
paradan ekmek yiyenler için borsanın yerini almış amerikan lirası. hareketler süperdir. tepe noktasından %30 ve %50 düşüşlerde kumbaraya atmalıdır.
1 litre benzinin 1 dolar olması tezi ne güzel tezdir.
abdnin parayı piyasadan kriz nedeni ile çekmesiyle oluşan yükselişin para birimidir. ayrıca merkez bankası bütün dolar rezervlerini salıp altın almasaydı şimdiye çoktan 2 milyonu geçmişti. altının yükselmesi de ortadan çekilmesindendir.
"ümüğümüzü sıkmak istiyorlar" diyerekten sözümona seçmene "dik duruyor" havası verenlerin seçimden sonra imf ile anlaşıp stand-by anlaşmasını imzaladıktan sonra -2007 seçimlerinden önce "4,5 yıldır elektriğimi zamsız ödüyorum kikiki" diye afiş bastırıp sonrasını gördük- türk lirasına karşı düşüş gösterecek abd para birimi.
imf ile yeni anlaşma yapıldıktan sonra haliyle yaklaşık 10 milyar dolarlık bir dilim ülkeye giriş yapacak, dolar buna kayıtsız kalmayıp düşecek. ayrıca yaz döneminde döviz yükselişi gibi bir durum olmaz zira turizm gelirleri sayesinde yaz aylarında döviz kurları düşüş gösterir.
doları olanlara tavsiye, hükümet'in imf ile görüşmelerini takip etsinler ve "imf ile anlaştık" açıklamasını sezdikleri anda dolarlarını bozdursunlar. temmuz ayında da 1,45 seviyesinden tekrar dolar alabilirler. sonrasında şubat 2010 döneminde 1,85 seviyesinden tekrar satabilirler.
gm'nin "iflas edebiliriz" açıklamasının etkisi ile 1.80'e dayanmış abd para birimi.
doların bugünlere geleceği ise çoktan belliydi. krizin etkisini ve türk lirasındaki aşırı değerliliğin uzun süreli olamayacağını tahmin ederek 1,30'dan aileme dolar aldırtmıştım ama 1,15'e geriledi ve bizimkiler haklı olarak çemkirmeye başladı. "1,30'a gelsin bozduracaz" cümlelerine rağmen "bekleyin" dedik, sonuç? dolar 1,80. imf ile anlaşma oluncaya kadar da 2 lira bandını aşacaktır. imf ile anlaşma imzalandıktan sonra düşüşe geçip, eğer kriz etkisini yitirme eğilimi gösterirse turizm sezonunda ülkeye girecek döviz ile beraber yaz aylarında 1,45 seviyesine gelecektir. doları olanlara şahsi tavsiyem, imf ile anlaşma haberlerini iyi takip etsinler. anlaşma eğilimi yüksek olursa ki, şahsi kanımca seçimden sonra imzalanacak. bakmayın "ümüğümüzü sıkmak istiyorlar" laflarına, seçimde hesabını veremeyecekleri için, seçim sonrasında sıktıracaklar ümüğümüzü.
dönem itibarıyla yüksek olması ihracatçının zerre kadar işine yaramamaktadır. zira resesyon ekonomisinde zaten dış piyasalarda talep yok. dış piyasalarda "burada ulusal para dolar karşısında değersiz" malı gidip buradan alalım diyecek ithalatçı yok.
faize göre daha cazip durumdadır. yalnız faiz konusunda da akıllara gelen soru şu.
bu nasıl bir ekonomi anlayışıdır anlayan beri gelsin lütfen. çok değil 2,5 ay önce %20 ile borçlanan devlet şimdi %10 ile borçlanıyor. yani bana borç vermeyin gidin döviz pozisyonu alın diyor. 2,5 ayda faizler yarı yarıya düşürülebilir mi?
madem faizleri bu kadar aşağı çekebiliyordunuz neden 5 senedir yüksek faiz uygulamak yerine bankalara ödediğiniz borçla reel sektörü doğru yapılandırıp, bu gelen krize karşı daha güçlü kılmadınız?
neden yabancı fonları birebir zengin ettiniz de, tarımı, üretimi, sanayii sübvanse etmediniz?
neden reel sektörü teşvik anlayışınız sadece etrafınızda kümelenen üç beş mütedeyyin (?)aileyi ve onların etrafında kümelenen küçük grupları abad etmekten ibaret?
herkesin geleceğini öngördüğü krizi mi görmediniz? yoksa ekonomi okuma özürlü müsünüz?