yüzde doksandokuzu, kendilerine uzatılan bir kitabın basım tarihine bakıp içeriğine bakmadan "eski lan bu" dediği (ki kitap ismet inönü ile ilgilidir) tuhaf meslek grubu insanları...
eğer çok iyi bir doktor olmak istiyorsunuz mutlaka çok fazla çalışmak gerekir. literatürü iyi bilmek ve tıp eğitimi dene hede yi tam anlamıyla çözebilmek için bu gereklidir. sınavda 80 alıp bi bok bilmeyen insanlar vardır bu fakültede çıkmış soruları çözüp.
7-8 ay kadar hastane mühendisliği yaptım. odam morga yakındı. morga cenazesini alan ailelerin feryatlarını duydum, hastaneyi gezerken sıra bekleyen hastaları o hastaların yine bekleyen yakınlarını gördüm, önümde mavi kod verildi bu sırada canla başla sedyeyi getirenleri hastayı acile, yoğun bakıma yetiştirmelerini gördüm. doktorlarla hemşirelerle içli dışlı oldum. hastaların durumlarıyla ilgili muhabbetlerine tanık oldum.
ve şundan eminim artık.
doktorlar görevlerini yapıyorlar hemde canla başla.
onlarca hayat kurtarıyorlar belki görevleri, kurtarmak zorundalar. ha karşılığını maddi olarak alıyorlar kimi zaman bir tepsi baklavaylada manevi olarak alıyorlar. hayır duası alıyorlar. uğraşıyorlar, çırpınıyorlar, didiniyorlar.
iyi niyetliler. kimi zaman hastalar kalkamıyor. onların diliyle ex oluyorlar. o zamanda hasta yakınları tarafında sert tepkilere maruz kalıyorlar. hasta yakınları acının etkisiyle haklı gibi görünüyorlar. diğer hasta yakınlarıda hak veriyor onlara. ama haksızlar. hiç bir doktor bir insanın ölmesini istemez. yaptıkları işler hata kabul etmiyor ama her ölümüde hata kabul etmek ne kadar doğru tartışılır. geçen aklıma doktor hatası yüzünden ölen insanlar geldi. onlarca hatta yüzlerce hayat kurtaran doktorları bir hata yüzünden aforoz etmek doğru mudur değil midir. sonuçta hatası yüzünden bir can uçuyor. açıkçası bir sonuca varamadım.
doktorluk böylede garip bir meslek.
allah yardım etsin.
36 saatlik nöbetten sonra, hayati konularda sıfır hatayla karar vermesi beklenen gariban insan...
şimdi sözlükte soruştursak hiç kimse işinden memnun değil, akşama kadar ne mal adamlarla uğraştığını anlatır..
bide bunun üstüne uğraşılan o mal adamların birde hasta olduğunu, ağrısının sızısının olduğunu, belki ölmek üzere olduğunu, her an saldıracak bir suçlu arayan ajite yakınlarının olduğunu düşünün, düşününde biraz anlayın doktoru...
herkesta bol keseden sallar doktora, çok biliyosan sende okuyup doktor olaydın yarram, tutan mı vardı...
benim gözümde artık onların çoğu gözünü para hırsı bürümüş insanlar, ha işini özveriyle ve hakkıyla yapan yok mu var, var ama çoğu normal bir muayenede yüzünüze bile bakmazken, bir muayene 100-150 lirayı bayılınca sizinle rahatlıkla bir saatlerini harcayabilirler. ayrıca bir o kadar çoğu da yalancı.
ekleme; (eksileyene) 2 gün önce bana ortodontiye gitmem gerekeceği dişim çekildikten sonra belirtilerek, vakti zamanında düşmemiş süt dişlerimi çektiler, tabi ortodontide tedavinin 18 yaş üzerindekilere emekli sandığının ödemediğini ve sıranın 5 yılda geldiğini ve gelse bile tedavinin 2000 tl den başladığını da belirtmediler, çektirmesem olmaz mı dediğimde de çektir çektir diye gaz vermişlerdir kendileri. 4 gün önce devlet hastanesinde kbb muayenem reçetenin yazılması dahil 1 dakika sürmedi, doktor ilgilenmedi bile ve sallama bir ilaç yazıp gönderdi ulan sağlık ocağında bile daha fazla ilgileniyorlar, yıllar önce babam bypass ameliyatı oldu, ameliyatı yapan adam özel muayenesine gitmediği sürece ilgilenmiyordu bile. doktorlar tabi ki önemli adamlar ama içlerinde gözlerini para hırsı bürümüş olanlar var ve bu bir gerçek.
doktor ile tanrı ayrımını yapamayan bir sürü dangalakla uğraşan insan garibi..
ee be yarraam 'neyin var?' sorusuna ne bileyim ben doktor değilmisin sen bul diye cevap verirsen o doktor ne yapsın sana, kafa göz dalmak varken efendi efendi skimsonik hastalığını tedavi etmeye çalışıyor yinede..
bir tanrı olmadığının kanıtı. şayet tanrı var ise, isimlendirilebilmiş 9 bin çeşit genetik hastalığa sahip insan yaratarak fabrikasyon hatası yapıyor. işin garibi, ürün iadesi yok. zaten o yüzden doktorlar var. mümkün mertebe o hataları da gideriyorlar.
Sıradan fakültelerin bir bok bilmeden eleştirmeyi bilen sıradan mezunları tarafından sürekli eleştirilen meslek gurubu.he bi de çok para kazandıkları sanılır.oysa bugün hemşire,öğretmen,polis vb. aklınıza gelebilecek bir çok meslekten çok daha az para kazanırlar.zorunlu hizmetlerini bile yaparken ordan oraya savrulurken;tus belasıyla uğraşır,ders çalışmaya çalışırlar.bayram tatilleri yoktur onların zaten tatil diye bir kavramları da olmamıştır çoğu zaman(öğrencilikten idmanlılardır çünkü).gece gündüz demezler,uyku nedir bilmezler...ama yine de bol keseden palavra savuran insanların acımasız eleştirilerine maruz kalırlar.
hemşirelerden az kazanması söz konusu bile olmayan meslek. he zor mudur? evet hem de çok. gecesi gündüzü olur mu? hayır hem de hiç. eleştirilir mi? eleştirilmesi gerektiği yerde bile tanrı zannedip sineye çeken hastaları olur. eleştirilmelidir elbet her meslek. doktorlar emeğinin hakkına en yakın ücretleri alan meslek grubudur.
emeklerinin karşılığını maddi anlamda almaları söz konusu bile olmayan meslek gurubudur.edilen dualar,''Allah razı olsun'' demelerdir sadece onları ayakta tutan,hala içlerindeki iyi niyeti barındıran.Ama yine de kimseye kızmaz onlar,çünkü bilirler ki sadece bir günlüğüne doktor olsa onları eleştiren o diğer insanlar,ancak o zaman anlayabilirler doktorların ne demek istediklerini.he bir gün bile olsa doktor olmak için içten içe canlarını bile verirler aslında o ayrı...
tıp fakültesinde iken herbirinin aklından ''lan biz bunlara (bize) m, emanet ediyoruz kendimizi'' diye iç geçirdiği ve içten içe içlendiği insanoğlu... yıllar sonra duyguları alınmış robot gibi olurlar. insanlara, olaylara ve hastalara sadece ''matematiksel bir denklem'' çözer gibi yaklaşırlar. bu da onları çekilmez yapar. özellikle duygusal ilişkilerde çekilmez olurlar.
hastanın şikayetlerine neden olabilecek organik bi neden bulamamışsa "psikolojik" der geçer. mesela psikiyatride konversiyon bozukluğu diye bi hastalık var, semptomlarına baksan beyin kanaması zannedersin ama hiç bi önemi olmayan bi hastalık.
organik neden bulamamışsa dedim. yukarıda dediğim gibi her olguda organik neden olmayabilir, ikincisi; var olan organik nedeni de şak diye bulmak çocuk oyuncağı değildir. milyon tane farklı hastalık var insan için. hem türk doktorunun bu organik nedeni bulabilmek için elinde olan süre sadece 15 dakikadır. bu sürede anca düzgün bi anamnez alırsın, etkili bi fizik muayene yapamazsın. 15 dakikayı geçirsen diğer hastalar kapıya yığılmaya ve zırlamaya başlarlar, daha da uzarsa gider başhekime şikayet ederler.
özet: biz de isterdik yani avrupalı bi doktor gibi alalım hastamıza karşımıza, dolu dolu 1 saati onunla harcayalım, günde 20 hasta bakıp çıkalım gidelim. ama olmuyor işte, günde 250 hasta bakmak zorunda olunca olmuyor, olamıyor...