kedi alayım dedim. en sevdiği, bayıldığı hayvan. sorsan bi tane beslemişliği yok. ama kedi görse şuurunu kaybediyo. o kediye, ben ona deli olmuşuz bi kere, çare yok.
yıllarca sokak kedilerine pist çeken, özellikle de mart ayında yükselen çılgın 'miyavv'lara yükses sesle müdehale eden, olmadı taşla uyaran bir gelenekten geliyor olsam da, her şeyi bi kenara koyup girdim bir aşkla içeri. beğendim bi tane. 250 avro bu dedi. yav aldığım maaş o kadar değil ki benim dedim.
"iran kedisi abi bu" dedi.
"farsça mı biliyo bu mına kodumun" diye soramadım. param yoktu.
iyi bir gözleme dayandığında anlamlıdır.belki laf arasında ağızdan kaçan bir beğeni, belki hep istenen bir şey, belki sadece hediye verenin el emeği, belki hiç umulmadık anda yapılan bir sürpriz.ama en güzeli karşıdakini özel hissettirebilmek!
genelde alanın da, verenin de memnun olmadığı hediyelerdir.
zira alan kişi uygun bir hediye bulmak için uzun süre düşünür; arkadaş çevresinin de fikirleri doğrultusunda ve bütçesi ölçüsünde bir hediye alır.
karşı taraf ise genelde 1-2 gece önceden "x kesin bunu alır, zaten ne kadar çok istediğimi de belli ettim" diye hayallere kapılır. paketi açtığında istediği hediye ile karşılaşamamasına rağmen çok sevinmiş rolü yapacaktır. kurgu hep bu şekilde işler.
genel olarak en çok dumur eden ise kitaptır. gömlek, parfüm, kravat gibi ürünlerde en bilinen ve en çok tercih edilenleridir.