en çok panellerde raslanan bir durumdur. dinleyici konuşmacıya saatler, hatta günlerdir düşündüğü, ben bunu nasıl ters köşeye yatırırım da herkesin önünde kabak götlü afrika dömelgenine çeviririm planları kurduğu sorusunu patlatır. ama konuşmacı zaten bu işlerin kompetanı olduğundan soruya bir şekilde cevap verir. ama kahramanımız bu noktada devreye girer ve sorduğu sorunun muhteşemliğinin verdiği zafer sarhoşluğuyla sadece kendine odaklanır, cevabı dinlemez bile. aslında dinler ama duymaz, duyamaz çünkü o sırada içindeki kendini pohpohlama sesini duymaktadır. bir de dinlermiş gibi yaparken konuşmacının her cümlesinin sonunda kafasını sallar, evet der, haklısın der. madem haklısın diyceksin, madem bir şey öğrenme sorusu soracaksın, adamı neden dinlemezsin be hey izleyici, anlat bana.
Sahtedir. Samimiyetsizdir. Birinin beni dinliyormuş gibi yapmasından çok, sus, demesini tercih ederim. Bozadabilir. Yeter ki dinliyormuş gibi sahte tavırlar sergilemesin. Bunun yanında, ben de dinliyormuş gibi yapmam. Dinlemem, belli de ederim.. ne olursa olsun, gerçeklik!
Dinlemekten daha zordur. Aklına hep ders dışında başka şeyler getirip hocanın yüzüne aval aval bakmaktır. Hatta bazen olay öyle bir noktaya gelir ki hocaya anlıyormuş gibi bakma taklidi yaparsın. Sıkıntılı bir süreçtir. Ben olsam yapmazdım.