play tuşuna bastığınızda o bir kaç dakikalık süreçte ve daha sonrasında neler yaşayacağınızı tam olarak kestiremediğinizi için, bir nevi kendinizi kontrol edememe ihtimaline karşılık o güzel tuşa hiç basmamayı tercih etmenizi sağlayan şarkılardır..
tv de zap yaparken kazara rastlanınca, insanın kanalı nasıl değiştireceğini bilemediği, o heyecanla kumandayı elden düşürmesine neden olduğu, dolmuş, otobüs gibi toplu taşıma araçlarında elde olmayan sebeplerle şarkıya maruz kalınınca korkulu rüya gördüren, kulakları tırmalayan, nefesi daraltan, beyni uyuşturan, elleri sinirden zangırdatan türden şarkılar. (bkz: yıldız tilbe - çabuk olalım aşkım)
benim için ilkay akkaya'nın gidemem parçasıdır. hayatımda ilk defa aşkı yaşadığım güzel insanı hatırlatıyor (ve sanırım hiçbir zaman da unutmayacağım). kendisi ile ilk tanışmamızda arka planda çalan parçaydı bu. işin ironik kısmı ise her ne kadar 'gidemem' diyerek şarkıya eşlik ettiysem de, sonunda kendisini yarı yolda bırakmış olmamdı. hâlâ hem kendime hem ona kızgınım. ve hâlâ korkuyorum.
baba kelimesi geçen çoğu şarkı var ama bir tanesinden korktum sadece. bana bir masal anlat baba
yıllarca girişteki flüt müziğine bile tahammül edemedim. kısa bir süredir dinleyebiliyorum. tabi ki ağlayarak. bir sonraki adım sadece gülümseyerek dinlemek olacak. bence başarabilirim.