bir kere din, yoruma açık bir oluşumdur, her şeyden önce müslümanlık yoruma açıktır, sürekli kendini yeniler. müslüman olan ama dini az yada çok bilen herkes bir şekilde bazı kuralları kendine göre yorumlamıştır. yorumlanamayacak kadar açık olan kurallar bellidir. mesela ben namaz kılmam çünkü şöyledir, böyledir... diye bıdı bıdı etmek yanlıştır, bu kesin bir kuraldır çünkü, açık ve net, yoruma açık değil. ama günümüzde yorumlanması gereken pek çok durum ortaya çıkmıştır, e nede olsa bin küsür sene geçti, her şey değişti. sürekli yenilenen bir dünyada insanlar ama doğru ama yanlış, genel çerçevenin ve temel kuralların dışına çıkmadan dini kendine göre yorumlamalı, ama bunu bilinçli ve mantikli bir şekilde yapmalıdır, kalan insanların da buna saygı göstermesi lazımdır.
islamiyetin akıl dini olduğundan yola çıkılarak bunu kullanmamızın ve yorum yapmamızın da bir sakıncası olmadığını düşündüren durumdur ki dini bize ileten hz muhammed 'in de hadisleri ile yaptığı budur. islam alimleri yorumlamaktadır da biz kullar mı bundan mahrumuzdur. gerekli bilgi ve donanım olduğu sürece istenen yorum getirilebilir.
birbirinden farklı olan milyonlarca insanın aynı kurallara göre yaşayabilmesi mucize olurdu zaten. bu yüzden dinlere inanmıyorum. düşün, sen tanrısın, tüm kullarını farklı yaratıyorsun, üşenmeden, tek tek.. ve sonra hepsi için özel bir kitap yazmak senin için hiç zahmetli değilken tek bir kitap gönderiyorsun, bi tane temsilci seçip ki bu temsilcinin imkanları tabi ki kısıtlı, arkadaşlarına duyur diyorsun. lise hocası gibi..
ama düşününce hepimize bir akıl verilmiş. farklı farklı.. ama herkeste var. belki de olması gereken "özel kitap" zaten budur. bence inanmanız gereken bir şey varsa o da aklınızdır. özgürsünüz. ister kuran okuyun doğru demiş deyin ister buda yı dinleyin isterseniz ünlü olmayan başka biri size mantıklı gelsin.
ama okuyabildiğiniz kadar okuyun. düşünebildiğiniz kadar düşünün. ve size yarayacakları seçin içinden..
kesinlikle laiklik denen hadisedir. Herkesi dini kendinedir kendi istediğine tapınabilir istediğini iyi istediğini kötü davranış olarak yorumlayabilir. Herkesin inancı kendinedir.
Kısaca yaratan ve kul arasına girilmez.
Katı bir sistem olan, dogmatik bir kavram olan "din" den değişimlere açık, istismara kapalı olan vicdana giden yolda adım atmaktır. Doğru yolda ilerlemektir.
Şu sözü aklımızdan çıkarmamalıyız ; "Bize sezgi, akıl ve mantıkla donatan tanrının onları kullanmamamızı istediğine inanmakla yükümlü hissetmiyorum".