divan edebiyatında herşey simgelerle satır satır ve musikinin o eşsiz nağmelerine uygun olarak işlenir. O'nda aşk sevgiliyedir, ki burada sevgiliden kastedilen çoğu zaman allah'tır. içkiden kastedilen çoğu zaman şaraptır ve mecaz bir anlatımdır. "aşk'ın şarabı"nı kasteder şair bu ifadenin derinliklerinde. "aşkının şarabından içsem içsem de sana aşık olsam ey sevgili!" demek ister.
Sevgili! Aşkının yolunda dur durağım kalmadı, sabrım tükendi. Seni her kim severse artık ben ona rakîbim, ey sevgili!..
Beni de ümmetlerin arasına kabul eyle de kutlu yurdunda gurbet çekmeyeyim artık. Bilirsin, (sensizlik yüzünden) kendi şehrimde de garibim ey sevgili!...
Gözümün yaşları taştı, gönlüm ise aşkının ateşiyle dopdolu. Suretâ (akan göz yaşı gibi) uzağına düşüyorum, ama mânâ itibariyle (kalbimde yanan ateş gibi) sana yakından da yakınım ey sevgili!..
Hakikat mektebinde yeteneksiz bir öğrenci durumundayım; amma mecaz ilminde (senin aşkını çekmekte) bir üstat sayılırım ey sevgili!..
Senin medhini dile getirdikçe çevremde gönüller toplansa ne çıkar; değil mi ki senin aşkının hastalığına tutuldum, artık bir tabip sayılırım ey sevgili!..
--- alıntı --- http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1040