dinsiz insan beyni kadar çalişmiyordur. neticede dinsiz, gaz ve toz bulutundan once ne vardi ? sorusuna cevap arar didin tırnak. fakat dindar ''allah vardi'' der ve sıyrılır. demek oluyor ki, dinsiz beynini daha çok kullanıyor.
dinsizlerinki gibi tek başına çaılşmaz, kalp ve vijdanıda hükümlere ve kararlara ortak ederki nefsin adı kendi olmasın. örneğin: hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (allah'a karşı) nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.
descartes, tanrı oğuştan bir ide olarak zihinde bulunur ,cünkü tanrı idesi tüm insanlarda vardır ve o kendisini tanıtmak için zihnimize kendi idesini yerleştirmiştir ,j.locke da tanrı eğer doğuştan bir ide olarak zihnimizde bulunsaydı tek bir tanrı idesi olur ve imzasını atmış olurdu bu yüzden tanrı ideside diğer ideler gibi doğuştan değildir.
Bu iki ayrı önermeye bakıp , j.locke haklı bak adam descartesi oturtmuş diye düşünmek yani tek taraflı düşünmek hatta düşünememek , bu başlığın sorunsalını anımsatmakta.
'onlara: "insanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. iyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.' ayetine güvenen beyindir.
Eğerki hurafelerden uzak kendi dinini yaşıyorsa yüksek kapesitede yaşayan bir insandır. Bu dünyanın geçici olduğunu en iyi bilenlerdendir. Buna göre yaşar ve hayatını şekillendirir.
--spoiler--
o insanlar hayatları boyunca annelerine şaka yapmamış, sol elle rahatça yemek yiyememiş, okula istedikleri şekilde gidememiş, her hareketlerinde önce çevrenin tepkisi düşündürülmüş, 5 yaşında kreş, anaokulu veya anne eğitimi almak yerine din eğitimi aldırılmış, ilk kız arkadaşlarını eve rahatça getirememiş, radyoda çıkan rock müziği bir daha dinleyememiş, yabancı müzik dinlerken dans edememiş, enstürman çalmayı ve dans etmeyi semazen ve ney olarak benimsemiş, rahatça mastürbasyon yapamamış, farklı düşünceden bir arkadaş edinememiş insana sen nasıl özgürlüğü anlatabilirsin ki?
--spoiler--
hayatlarında park ve yol yapan insanı efendi hazretleri olarak görebilecek kadar fena ve fakir bir beyindir.
Dindar insanlar bana oldum olası samimiyetsiz gelmiştir. iyilikten hoşgörüden bahsederler iyi işler yaparlar vs vs. Ama bunu içlerinden geldiği için değilde inandıkları kitapta öyle yazdığı için yaparlarmış gibi geliyor.bir insanı mutlu etmek değil inandığı yüce varlığın rızasını kazanmaktan cenette yerini garantilemekten haz alırlar. Bu çok samimiyetsiz. Eğer kitapta yazmasaydı sen yapmayacakmıydın o güzel şeyleri. Ahlakı dine bağlamalarıda cabası. Demek ki dinleri olmasa, sorgulamadan inandıkları bir şey olmasa yoldan çıkacak bunlar. Ahlaklı ateist her zaman tercihimdir. Çünkü ilahi adalete güvenmeden karşılık beklemeden yapar ne yaparsa.
inanç kalple, onun öngördüğü şeyleri bilgiye dönüştürüp amaç sonuç ilişkisini disipline etmek beyinle olur. birine aşık olmayı sağlayan kalptir; ama onu tanıyıp aşık olunması gerektiği bilgisini toplayan beyindir. bazen kalp aşık olur, beyin aşık olunan kişiyle geçirilen süre içinde sevilesi biri olmadığı bilgisine ulaşır ve kalbin yanılgısını ifşa ederek bu duygusal ilişkiyi bitirecek doneleri değerlendirir.
beynin dindar birine ait olması ya da dindar olmayan birine ait olmasında da böyle bir durum söz kousudur. kişi, dine beyinle de bağlıdır kalple de.. bu sebeple beynin çalışma disiplini, kalbin süzgecinden geçenlerle koordineli bir hal içindedir.
dindar insanın beyni bazen kalp kesilir, bazen kalbi beyninden doğru çalışır. ancak ikisini birleştirdiğinde bir beyne sahip olmuş olur.