genelde birleşme ihtiyacımızın insan odaklı değilde, korku odaklı olması durumundan kaynaklanır. insanların açlığı önemli değildir. yada işsizlik. yeter ki, gülen biri ağlayarak kanımıza işlemeye görsün. gözlerimiz kapanır aniden.bir temel oluruz, yeter ki o inşaatını kursun!yeter ki bizimkiler kanmaya bu kadar meyilli olsun!
edit: yazım hatasını düzelttim.
inanç ne sorgulanır ne de zorla dayatılır bir duygu olduğundan, bunun yansıdığı durumlara dinden ziyade din sömürücülüğü denmesi gereken haldir. inanç dokunulmayacak kadar kutsal, bunun baskısı da affedilmeyecek kadar günahtır. dünyada ya da insan hayatında zaten herşey batmaya doğru giderken, en azından vicdanın korunması ya da insanlığın korunması için iç dünyanın neye nasıl inandığını sorgulamak biraz zorlayıcıdır.
bu önerme doğru olsaydı, başımızda cumhurbaşkanı değil halife olurdu. gerçi çok bi farkları kalmadı ama...
din bireylerin kendi kişiliklerinde ve içlerinde olan bir şeydir. toplumsal kisveye büründürülemez. aksi halde birileri malzemeden çalar. çaldıklarını da halka geri satarak prim yapıp iktidarı ele geçirir. yok canım, hiç akp'den bahseder miyim ben!
evet türk toplumunun beynine din çimentosu dökülmüştür ve orada kurumuş kalmıştır. Bu beyin kuruluğunu bilen bazı insanlar ise; bu beynin üstüne biraz daha çimento döküp inşaat yapmak çabası içindedirler. işte bu fırsatçı parazitlere de "cemaat" denmektedir.