Din ve bilim birbirine rakip kavramlar değildir. Bu algı ortaçağ karanlığında avrupada bilim insanlarını tek tek öldüren kilise bağnazlığından sonra ortaya çıkar. Hatta günümüzde varolan birçok gizli örgütün temeli de bu dönemde atılır.
Hristiyan dünyasının bu cehaletinin aksine ortaçağ karanlığı islam alimleri sayesinde yok oldu. Dönemin bütün bilimsel gelişmeleri kendilerine kuran'ı rehber edinmiş bilim adamları sayesinde ortaya çıkmıştır. Özellikle astronomi. Bugün uzaya giden batı dünyası sahip oldukları bilimsel verilerin temellerini müslüman bilim adamlarına borçludur.
Daha sonraki yüzyıllarda ise islam coğrafyası, bu kilise baskısıyla ortaya çıkan gizli örgütlerin çabalarıyla cehalete itildi.
Edit: ayrıca ilgili görseli ben ekledim. Tıp alanında dünyanın en büyük bilim adamı ibn-i sinadır. Bu otorite tüm dünyada kabul görmüştür. Hala kullanılan birçok tekniği bizzat geliştirmiş, yazdığı kitaplar yüzyıllarca okutulmuştur. Kendisi de Müslümandır.
Bilimin kutsal kitaplara uygun olması gibi bir şartı yoktur. Bu kutsal kitaplar modern bilim olmadan vardı. Dolayısıyla, bu bilgilerin bu metinlerde olması zaten mümkün değil. Kutsal kitaplar genelde ahlaksal değerleri yüceltmeye çalışan metinlerdir, bilimsel bilgilere ihtiva etmezler. O yüzden, bilimin kutsal kitaba uygun olması gibi bir şart olamaz. Zaten çoğu zaman da değildirler. Mesela, Kutsal kitaplara göre insanlığın 6 bin yıllık bir tarihi var. Hâlbuki şimdi milyonlarca yıl öncesine gidiliyor. Dolayısıyla, bu metinlerin bilime uygun olup olmadığı sorusu gereksizdir.
bilimin sonu yoktur ve yargısı sürekli değildir. tutarsızdır, tutarsız ve devamlı değişen bir ideolojiye bağlı kalmak, emin olunmayan bilgiyle yaşamak, insanı şüpheciliğe ve eminsizliğe sürükler. mantıklı, sorgulanmış ve kafada oturtulmuş, şüpheden arındırılmış bir inancı hayata daim etmek daha doğrudur. akıllıca olan ise bu iki ideolojiyiyi sentezleyerek üst ve kaliteli yaşam sürmektir.