1 şubatta 1 güvenlik görevlisini öldüren birde gencecik bir haber spikerinin ağır yaralanmasına sebep olan o.ç terörist örgüt.
bizde abd yi sevmiyoruz ama masum insanların canına kıymıyoruz. ne suçu vardı o özel güvenlik görevlisinin? adam amerikalı bile değil lan... ne suçu vardı o haberci kadının? sizin ben devriminize sokayım amk kuklaları.
bu saldırıda hiçbir amerikalı ya bir şey olmadı büyük ihtimal onlar istemiştir bu eylemi yapmanızı! maksat "abd ye saldırdılar" olsun değil mi?
Kitapsız orospu çocukları... savunmasız ıraklıları öldüren abd askerinden ne farkınız var!
--spoiler--
stanbul'a üniversite eğitimi için gönderdiği kızıyla ilgili gelişme üzerine adliyeye koşan inşaat işçisi baba tepkisini "Bunlar 'devrimciyim' diye geçinen, kime hizmet ettiği belli olmayan insanlar." sözleriyle dile getirmişti.
Acılı baba, tehdit altında olduklarını, bir avukat tuttuklarını onun da savunma yapmadan çekildiğini anlattı. "Çünkü, örgüt tehdit etti. Avukat olduğunu söyleyen bazı kişiler eşimle beni de dövmeye kalkıştı. Sonuçta örgüt kızımızı cezaevine gönderdi." dedi.
Ancak asla pes etmeyeceğini ve kızını örgütün elinden kurtaracağını dile getirdi Ailelere de "Çocuklarınızın kimlerle arkadaşlık ettiğini bilin." uyarısında bulundu.
DHKP-C operasyonunda tutuklanan kızının ardından örgüte karşı tepkisiyle dikkat çeken Hüseyin Yücel, geçtiğimiz hafta istanbul'da yaşadıklarını Zaman'la paylaştı.
Örgüt avukatlarının savcılık ve mahkeme aşamalarında hiç kimseye savunma yaptırmadıklarını belirten acılı baba, o günlerde bir avukat tuttuklarını, ancak kızının kabul ettiği avukatın savunma yapmadan çekildiğini söyledi.
Avukatın çekilmesini ise Yücel, "Çünkü, örgüt tehdit etti. Avukat olduğunu söyleyen bazı kişiler de eşimle beni dövmeye kalkıştı. Sonuçta örgüt 'direne direne' kızımızı elimizden alıp, cezaevine gönderdi." sözleriyle yorumluyor.
Önceliğinin kızını dört duvar arasından çıkarmak olduğunu kaydeden Hüseyin Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir haftadır yeme içmeden kesildik. Birbirimize 'Hiçbir şeyden nasıl haberimiz olmadı?' diye soruyoruz. Kızımı oradan kurtarmak için gerekirse canımı ortaya koyacağım. Duygu'yu onlara yedirmeyeceğim. Kaybedecek hiçbir şeyim yok. Kızıma 22 yılımı vermişim. Cezaevinde çürümesine, asla izin vermeyeceğim. Çıkması için devletin ilgili tüm birimleriyle irtibata geçeceğim."
Kızının iki ayda bir Ankara'ya evlerine geldiğine, örgütle irtibatlı olabileceği yönünde hiçbir izlenim edinemediklerine değinen Yücel, kızının gözaltına alınmadan yaklaşık bir hafta önce annesine, "Ben artık aile ortamında yaşamak istiyorum. Buralarda çok sıkıldım. Ankara'da herhangi bir üniversiteye geçiş yaptıralım." dediğini belirtti.
Kızının eğitim gördüğü süre içinde elinden geleni yaptığını belirten baba Yücel, örgütle ilgili ilginç bir noktaya da dikkat çekiyor:
"Ben ve eşim rahat bir öğrenim hayatı sürmesi için var gücümüzle çalıştık. Aylık olarak bin ile bin 300 lira arasında para gönderdik. Duygu, Kredi Yurtlar'da kalıyordu. Aylık masrafı 300 lira civarındaydı. Gözaltına alındığında üzerinde iki yıl önce aldığım ayakkabı ve kont pantolonu vardı. Örgüt, ellerinden sadece geleceklerini değil, ceplerindeki paralarını da alıyor. Masum gençleri örgüt üyesi yapanların vatan hainlerinden hiçbir farkı yoktur."
Hüseyin Yücel, örgüt ve onları savunan avukatların da devrimcilikle hiçbir ilgisinin olmadığını vurguladı. "Şayet devrimci isen benim kızımı neden elimden aldın? 22 yaşındaki genç bir kızın hücrelerde ne işi var? Garibanı, çocuğundan ayırmak mı devrimcilik?" diye soran baba, örgütün istanbul'a 'okusun' diye gönderdiği kızının hayatını kararttığından yakınırken ailelere, "Çocuklarınızın kimlerle arkadaşlık ettiğini bilin. Aksi takdirde istenmeyen olaylarla karşılaşabilirsiniz." uyarısında bulundu.
HÜSEYiN YÜCEL'iN OTOMOBiLiNi KUNDAKLADILAR
DHKP-C tehdidi sebebiyle adres değiştirdiği halde Hüseyin Yücel'in aracı kundaklandı. Benzin deposunun bulunduğu yerden ateşe verilen araç, komşuların zamanında fark etmesi üzerine söndürüldü.
Kızı Duygu Yücel'in tutuklanmasının ardından Ankara'ya dönen Hüseyin Yücel'in otomobili önceki gün kimliği belirsiz kişiler tarafından kundaklandı.
Komşuların zamanında fark etmesiyle söndürülen araçta maddî hasar oluştu.
Yaşanan olayın ardından ailenin ikamet ettiği adrese gelen Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM Şube ekipleri, inceleme yaparak şüphelilerle ilgili delil topladı. Edinilen bilgilere göre; aile örgütten gelebilecek tehlikelere karşı Ankara'ya geldikten sonra başka adreslerde ikamet etmeye başladı.
pkk ile birçok ortak özelliği olan yasadışı sol terör örgütüdür. misal okumak için üniversiteye gelen çocukların beyinlerini yıkayıp, canlı bomba yapmak gibi. veyahut insanları ailelerinden ayırmak gibi. http://www.haber7.com/gun...-kizin-annesi-feryat-etti
militanlarına bombalar yükleyip karakollara yollayan başarısızlığa mahkum sözde devrimci özde maşa militarist terör örgütü. (bkz: 11 eylül 2012 sultangazi karakol saldırısı) örgüt varlığını hissettirmek ve tabanına ölmediğini kanıtlamak için çaresizce eylemlere girişmekte. bu tip örgütlere sempatiyle bakan bir takım ortamcı tipleri de biliyoruz pkk'ya da devrimci kürt cephesi olarak bakıyor. 1999 da pkk ile ortak eylem paktı imzalayıp zamanında pkk ile istanbul'da yaptıkları ortak eylemleri de unutmadık. bu kendi militanlarını bile parçalayıp öldüren marjinal örgütü savunanlar kafanızdan şunu çıkarmayın kızıl hayalleriniz için pkk'ya sempati duyuyor ve destekliyorsunuz. bari sözlük içinde döneklik yapmayın net olun.
Terör örgütü DHKP-C operasyonunda tutuklanan Duygu Yücel'in babası, kızının kandırıldığını söyleyerek Çağlayan'daki istanbul Adliyesi önünde örgüt yandaşlarıyla tartıştı. Acılı baba, "Ben kızımı okusun diye gönderdim. Kime hizmet ettikleri belli olmayan bu faşistler kızımın hayatını söndürdü" dedi.
Geçtiğimiz Cuma günü yapılan DHKP-C operasyonunun ardından 17 kişi daha tutuklandı. Adliyenin önünde gecenin ilerleyen saatlerinde bir babanın feryadı yankılandı. Tutuklular arasında bulunan üniversite öğrencisi Duygu Yücel'in babası Hüseyin Yücel, adliye önünde avukatlara tepki gösterdi. Kızını istanbul'a okusun diye gönderdiğini kaydeden Hüseyin Yücel, "Bu faşistler benim kızımı kale yaptı. Hayatını söndürdü. Başka kimsenin hayatı sönmesin. Bunların devrimcilikle hiçbir şeyle alakası yoktur. Ben Duygu Yücel'in babasıyım. Bunlar avukatım, devrimciyim diye geçinen, kime hizmet ettiği belli olmayan insanlar bunlar. Bu kadar söylüyorum. Bunların kendisine faydası yok ki vatana, millete, topluma faydası olsun. Faydası olan insanları da bu hücrelerde çürütüyorlar. Bu kadar söylüyorum" dedi.
Baba Hüseyin Yücel, kendisini sakinleştirmeye çalışan DHKP-C davası avukatlarından Süleyman Gökten'in üzerine yürüdü. Daha sonra da bir bayanın üzerine yürüyen Hüseyin Yücel, güçlükle adliyenin önünden uzaklaştırıldı. Duygu Yücel'in annesi Yasemin Yücel ise, "Ben kızımı istiyorum. Benim için hayat bitti" diyerek gözyaşı döktü. Avukat Süleyman Gökten, "26 kişi gözaltındaydı. 23 kişi mahkemeye sevk edildi. Mahkeme 6 kişiyi serbest bıraktı, 17 kişi tutuklandı" dedi.(CiHAN)
pkk ve onun yandan yemişi olan tikko gibi kırsaldan şehire (maoist) devrimi değil; şehirlerden kırsala yayılacak bir sosyalist devrimi amaçlayan terör örgütü.
özellikle 90'larda bedri yağan ve grubunun o zamanki adıyla dev-sol'dan ayrılmasıyla, polisin her gün ayrı bir hücre evine operasyon düzenlemesiyle çok büyük darbeler yemiştir. polisin operasyon düzenlediği hücre evlerinin neredeyse tamamının bedri yağan grubuna ait olması dikkatlerden kaçmamış; çok geçmeden bedri yağan grubu saf dışı edilmiştir.
zaman zaman tunceli, tokat gibi şehirlerin kırsalına silahlı terörist de göndermiş, teröristler fazla eğitimli olmadığı için kısa sürede güvenlik güçlerince dalından armut indirilir gibi indirilmiştir.
ölmüş liderleri dursun karataş'ın avrupa'da kaçak yaşadığı yıllarda mit'in sıkı takibinde olduğu, istenildiği an ortadan kaldırılabilecek olmasına karşın öldürülmediğine dair devlet eski yetkililerinin beyanları olmuştur. özellikle soner yalçın'ın bu konudaki yazıları dikkate şayandır.
yaptıkları silahlı, silahsız hiç bir eylem sözde hakkını savaundukları halk'ın yararına olmamıştır. aksine sürekli halkın evlatlarını öldürerek, hapse düşürerek, banka soydurarak, açlık grevi yaptırarak zarar görmelerine neden olmuşlardır. ayrıca bu terör örgütünün suriye, belçika ve yunanistan devletleriyle sıkı ilişkileri vardır.
ayrıca maalesef bazı meslektaşlarım ama esasında terörist taşeronu bir avukat grubu dahi geçen gün tutuklandı. suçları malum. örgüt - lider - taşeron ilişkisinde bağı korumak ve iletişimi sağlamak... yani sıfatları; bu ülkenin avukatı ama yunanistan ve bazı ülkelerin ajanı oluyor...
yargılama henüz bitmedi hepsini suçlamak istemiyorum ama suçları sabit olanlar var içlerinde... (kayden)
biz masumuz ayaklarına yatmaları bir yana kendilerini savunanlar sözde atatürkçü kimseler. insan çok şaşırıyor...
bürolarını savunmak darbeci istanbul barosuna kalan yasadışı meshepçi örgüttür, istanbul barosu dhkp c nin bürolarından bir tanesi haline gelmiş olabilir mi? ümit kocatopsakal a sormak lazım!
dağa adam toplayan, öğrencileri kandıran ağır namussuz, haysiyetsiz ve zalim bir örgüttür.
geçen gün istanbul adliyesi koridorunda ağlayan bir teyze gördüm, kadın besbelli ki çocuğunu bekliyor, ardından merakıma mağlup düştüm yanındaki gence sordum
"hadise nedir ? ne yargılaması var içeride" diye.
adam dedi ki "baldızımı kandırmışlar, örgüt bildirisi dağıtırken suçüstü yapmışlar. önceden de sabıkası vardı."
bu namussuz örgütün amacı gençleri kandırıp devlete anarşist çıkarmaktır. hangi ülkenin orospusu oldukları ise malumdur.
edit: eksileyen dhkp c li çok aramızda. kendileri ve avukatlarını selamlıyorum.
o yargılama bitsin sırada ümit reyisiniz var. bekleyin ve görün...
terörün yeri geldiğinde bir yöntem olarak kullanılabileceği lenin tarafından ifade edilmiştir. zira terör aslında kötü bir anlam içermez. terör korkudan titreten, baş eğdiren anlamına gelir. çıkışı fransız ihtilaline dayanır. türkiye'de silahlı propagandanın mücadelenin temeli olduğu fikri mahir çayan'ın ortaya attığı bir fikirdir. bu fikrin sebebi halkın, haklının değil güçlünün yanında olduğu gerçeğidir.
var olmadığını söylemek bu örgüt hakkında bilgi sahibi olmamak demektir. bu örgütün çökertilemez oluşuysa, örgütün suça bulaşmayanlara önemli görevler vermemesi sebebiyledir. örgütün hemen hemen bütün üst düzey yöneticileri bu vazifeye gelebilene kadar insan üstü bir fedakarlık döneminden geçmiştir. kimi karısını kaybetmiştir. kimi bedenini sakat bırakmıştır.
bugünkü dhkp-c duruşmasında gözüme çarpan ilk şey chp'li vekiller oldu. Yanılmıyorsam ilhan cihaner, hüseyin aygün ve bir tane daha chp'li milletvekili avukatlara destek için duruşmaya gelmişlerdi.
Soruşturmanın haklılık payına veya operasyonların içeriğine girmeyeceğim.
Sadece şunu Şunu merak ediyorum. Duruşmaya katılan ve kendilerini cumhuriyetin bekçileri olarak gören bu chp'liler, dhkp-c'nin 1 numaralı hedefinin cumhuriyet rejimini silah zoruyla değiştirip yerine marksist-leninist görüşlü bir sosyalist yönetim biçimi getirmeyi hedeflediklerini bilmiyorlar mı?