gerçekliği hissetmektir. 7 küsur milyarın ayrı ayrı dert tasasının çorba olduğu bu dünya denen kurak çölde kim kimi umursar ki kendinden başka diye haklı bir şekilde sorgulatan durumdur.
insan olmakla çelişkili olan duygu. insan dünyadaki en değerli şeydir. bütün hayvanlar, bitkiler, yer, yıldızlar; hepsi insan için vardır. yaşamaya hakkı olan tek canlı insandır. diğer canlılar insan istediği için yaşar. allah, insanı ciddiye almış, onunla sözleşme yapmış, bunun adına da din demiş. değer diye bir şey varsa o insana aittir. insan değersiz olamaz.
aslında zaten değersiziz. kimin ne değeri var ki?
ama işte insanız yalan da olsa duymak istiyoruz(m) . ama yok.
belki de kendime değer vermiyorum diyedir. mantıklı da.
Aylar sonra sözlüğe tam da bu konuda bişeyler yazmak için girdiren histir. Ben iyi olduğunu zannettigim bazi "degerler"e sahip oldugumu dusunup hem karakterim geregi hem de dusunceli insan olmak icin o degerleri savunurken. Birisinin yoo sen hic de oyle degilsin demesidir.
Bundan da otesi haberlerde o suriyeli cocugun resmini gorup ne boktan dertlere dertleniyorum diyip isteyen oyle saysin dedigim histir.
O cocugun annesini dusunuyorum. Benim kuzucum simdi yanibasimda uyurken oda serin mi sicak mi, klimayi kacta calistirsam karni tokmuydu biberonla biseyler daha versem uyanirmi ki diye surekli onun en iyi durumda olmasini arzu ederken o suriyeli cocugun annesini dusunemiyorum.
O cocukcagiz bugun tum dunyanin dilindeydi. insanlarin perisan hallerine aciyarak ne kadar vicdanli oldugumuza mi inandiriyoruz kendimizi?
Allah bu cocugu ve diger tum cocuklari ve bu cocuklarin analarini babalarini boyle perisan hale getirenleri islah etsin. Tum dunya sizin olsa da yapabileceginiz tek sey bir ogunluk mide toklugu bir gunluk kiyafet.
Bir insana verdiğiniz değerin, onun gerçekten değerli olmasıyla ya da bunu hak edip etmemesiyle hiç ilgisi yoktur. Değer vereceğiniz insanı siz seçersiniz ve bunu yaparken çoğu zaman ne durumda olduklarına aldırmazsınız. Bunun adı tam olarak değer yüklemesidir. Yani ona verdiğiniz değerin kaynağı siz olduğunuz için asıl değerli olan karşınızdaki değil sizsinizdir. En azından bir süre öyledir. Ama şunu da göz ardı etmemek gerekir. Birine gereğinden fazla değer verirseniz eğer (artık sürekli kendinizden verdiğiniz için) siz değer kaybetmeye başlarsınız ve onun gözünde verdiğiniz değer ölçüsünde değersizleşirsiniz...
(bkz: üç kuruşluk insana beş kuruşluk değer verirseniz kalan iki kuruşa sizi satar hesabı)
Dünya geçici dersin, o zaman neden uğraşıyorum diye sorgularsın. etrafındakiler de köstek olurlar. zaten birileri günahkar ilan eder insanlığı, birileri iyice yaşanmaz gösterir dünyayı, soğursunuz her şeyden, evden, okuldan, işten. Kolunuz kanadınız düşer. Aksilikler üst üste gelir. zevk almazsınız yaşamaktan. ama hayat devam ediyordur. hadi dersiniz her defasında hadi. biraz daha gayret.
depresyona kadar götürebilme potansiyeli bulunan his. Kendine her ne kadar sen teksin senden başka yok her insan ayrı değerlidir desen de bazen kurtulamaz, acıklı şarkılar eşliğinde acının tadını çıkarırsın.
Oldukça garip ve bir o kadar da boktan olan histir. Sevdiğiniz kişi sizi sevmiyorsa, umrunda bile değilseniz, sizinle konuşmak bile istemiyorsa ister istemez bu hisse kapılırsınız. Bir de tüm bunların üstüne yalnızlıktan ölecek seviyeye geldiyseniz sıçtınız demektir.
bazen tek bir kişi bile yeter bu hissi yaşatmaya. sen onca şeyi onda görürken, sen onca anlamı ona yüklerken, sen gelecek adına ne varsa onunla kurgularken o ise çoktan gitmişse senden ve her türlü çabana rağmen sırtı dönük onaylıyorsa seni değersizlik eşiğindesin demektir. bundan sonraki tüm hareketlerin şuursuzcadır.