devrimcilerin polis katili olduğu gerçeği

entry9 galeri0
    1.
  1. aksini kimsenin iddia edemeyeceği gerçektir. çok değil daha dün istanbul gazi osman paşa'da bir çocuk babası eşi hamile bir polis herkesin içinde bir dhkpc militanı tarafından haince öldürülmüştür. mevcut anayasal düzeni silah ile yıkabileceğine inanan örgüt amerika, ingiltere ve avrupa birliğinin terör örgütü listesindedir.
    devrimi insanları öldürerek kazanacaklarını inan bu hain insanlar 9 haziran 1995 yılında polis memuru rüştü erdem'i 29 eylül 1995 yılında tarkan öztürk ve serdar yağcı isimli jandarma erlerini, 9 ocak 1996 tarihinde sabancı center'da özdemir sabancı, haluk gürgön ve nilgün hasefe'yi 10 eylül 2011 yılında taksim gümüş suyu caddesinde canlı bomba saldırısı ile iki polis memuru ve o sırada oradan geçmekte olan avustralya'lı genç bir turisti (kolu'nun kopması sonucu) öldürmüşlerdir. kanlı örgütün lise üniversitelerdeki genç beyinleri kandırarak sonu olmayan bu yola çekmeleri de üzüntü verici bir durumdur.

    edit: imla
    6 ...
  2. 2.
  3. kimi zaman karşılaşılan eksisözlük mü,yoksa uludağ mı daha nitelikli? sorunsalında ibreyi fersah fersah bir farkla eksisözlüğe çevirten bir başlık diye yazmanın uygun düştüğü zorlama şakirt cümlesi...

    böylesi kafa yapısı ve sıfır düzeyindeki entelektüellikten çıkması şaşırtıcı değil, üstüne üstlük sözkonusu başlığın yasal bir suç olduğununda farkında değil...

    (bkz: türk dil kurumu sözlüklerinden alınma ifadelerle polis tanımı yapmak)

    (bkz: aga gerçekte neler oluyor)
    1 ...
  4. 3.
  5. polis devletin eli koludur. yarın x ideolojisi ile ülke yönetilse yarın y grubu polis katili şeklinde başlıklar atılır, atılacaktır. iç işlerine bağlı bir kurum illa ki mevcut hükümetin emrinde ve görüşlerinde hareket edecektir. bu konuta anlaştık sanırım.
    anca benim anlamadığım tek nokta var. bu haince, kalleşce saldırı kaçıncı defa aynı şekilde düzenlendi.
    kaç tane polis memuru 2012 yılı içerisinde sokak ortasında evine, işine, yemeğe, adliyeye yada hangi cehennemin dibine giderken şerefsizce katledildi.
    tamam dhkp-c isimli örgüte bağlı orospu çocukları kalleşçe vu eylemleri yaptılar ama ey iç işleri bakanı, , ey emniyet genel müdür, ey istanbul valisi ve emniyet müdürü sizlerin eli armut mu topluyordu ?
    göz göre göre ölüme gönderdiniz bu çocukları, polisleri.
    eşinize, çocuklarınıza, kendinize, masası olan herkesin altına verdiğiniz makam araçlarının yarısını bu görevli personele verseniz daha güvenli olmaz mıydı?
    eşiniz ve kızınızın altında iki araba değilde bir tane olsaydı, ortaklaşa devletin aracını kullansalardı ve birisini şu gariban polis memurlarına verseydiniz belki bir tanesi yaşardı.
    sokakta hedef halinde yemeğe yada göreve giden bu adamları o araçlardan bir tanesi götürseydi gideceği noktaya hayatta kalma ihtimali yokmuydu?
    bu polislerin katilleri dhkp-c militanları olduğu kadar buna göz yuman, personelini güven altına alacak hiçbir tedbir almayan yetkililerdir.
    polis nöbet noktalarına bakın allah aşkına, plastik lan. taş atsan camı çerçevesi ile birlikte yere yıkılır.
    senin polis memuruna verdiğin değer plastik klübe mi?
    tamam araç vermiyorsun, güvenliğini sağlayamıyorsun kendi personelinin bari adamların görev noktasında temek ihtiyaçlarını gidermesi için birşeyler yap. kumanya gönder, tost gönder, su gönder birşeyler gönder.
    yazık bu canları, yazık iki yaşındaki çocuğa, yazık iki aylık anneye ve karnında ki bebeğe.
    2 ...
  6. 4.
  7. komünistlere ve solculara yönelik olarak düzen medyası ve düzenin diğer araçları tarafından yapılan kara propagandanın çok kullanılan bir örneğidir. gelenekselleşmiştir.

    bu kara propaganda yalnızca devrimcilere karşı faaliyet yürütür. çünkü kendisini yok edecek siyasal irade ve potansiyel, bir tek onlarda vardır.

    bu karşı devrimci propaganda mekanizması, geçmişte sermayenin devleti için adana emniyet müdürü cevat yurdakul dahil çok sayıda ilerici polisi öldüren ülkücü faşistlerin çetelesini hiç tutmaz.

    şimdi biz de "ülkücülerin polis katili olduğu gerçeği" diye başlık açsak nasıl olur? baya ilginç olur.
    4 ...
  8. 5.
  9. orospu çocuklarına devrimci diyen salakların iddiası.

    böyle pis yaratıkları yüceltiyorsunuz, sırf birilerini karalamak adına.
    1 ...
  10. 6.
  11. apaçık olan gerçektir.
    eksileneceğim ama olsun vatanı için öldü denilen deniz gezmiş te bunlardan birisidir.
    öyle bir ülke düşünün ki polis ve asker katili olup, banka soymasına rağmen ona kahraman denilsin.
    bu ülkede sanırım deveye diken insana siken mantığı var galiba.
    deniz gezmiş azılı bir vatan haini olmasına rağmen bu kadar sevgi niye besleniyor, bu kadar övgü niye yapılıyor.
    memlekette deniz gezmişten önce nice kahramanlar varken bu suçlunun kahraman ilan edilmesi neden?
    şimdi eksileyin.
    2 ...
  12. 7.
  13. muhafazakarlar düzen arzularlar. bu nedenle de polis gücüne bu konuda güvenirler. otoriteye saygı duyarlar ve saygı duydukları otoritenin, statükonun, düzenin korunması için kolluk kuvvetlerine her türlü yardımı yapmaya hazırdırlar.

    bir muhafazakar olarak; polisime sahip çıkarım, polis işi zulme dökmediği sürece. beni ve benim saygı duyduğum değerlerimi koruyan polisime de ''tek yol devrim'', ''halkın iradesini tesis etmeye geldik'', ''kızıl göklerin süsü olacağız'' gibi abuk gubik sloganlarla saldıran andavalları hoş karşılamam beklenemez, bunu da kafanıza sokun artık. fikriyatınızı ifade etmenize ve meşru düzende eylemlerinizi gerçekleştirmenize tamam, ancak öteki işlerinize hayır. peki kendinize soruyor musunuz hiç; ''lan bizim meşru olan işlerimiz neden meşru olmayan işlerimizden daha az'' diye? sormalısınız...
    2 ...
  14. 8.
  15. ulan bu başlıkta dahi yüzbinlerce insanın ölmesine yol açan, fransa'yı yakıp yıkan, ''eşitlik ve adalet'' sloganlarıyla iş yapmalarına rağmen günahsız binlerce insanı giyotinle idam ettiren, sözde ''fransız devrimcilerini'' kutsayan bir yazı göreceğimi düşünmemiştim. kütlenin korunum kanunu bulan, günahsız, işi gücü ilim olan Antoine Lavoisier'in devrimci hakim tarafından, ''devrimlerin bilim adamına ihtiyacı yoktur'' denilerek başının vurulmasına girmek dahi istemiyorum.

    bu konu devrimcilerin bazı şeyleri nasıl da saptırdığını gözler önüne sermekte. fransız ihtilali dünyaya katkı mı yaptı lan? şimdi millet sen hangi ırktansın diye başkalarını kesiyorsa, bunun sorumlusu bizatihi fransız ihtilalidir. kutsamayın şu lanet isyanı. milliyetçiliğe, ulus millete bir yere kadar tamam, eyvallah da, ''fransız devrimi manyaktı, asrı saadet gibiydi, insanlar o kadar yiyordu ki, devlet her yere umumi tuvalet kurmuştu'' argümanlarıyla gelmeyin buraya lütfen ya. ilericiymiş...
    2 ...
  16. 9.
  17. alt tabakanın, üst tabakayı alaşağı etmek için önce o üst tabakanın bulunduğu pozisyona gelmesi lazım. tıpkı yozlaşmış bir aydın tabakasını yok etmek için yeni bir aydın tabakanın oluşmasının gerekliliği gibi. wall street için ayaklanmalar oldu ne değişti? pek bir şey değişmedi. neden? çünkü güçsüz, şiddete karşı koyacak bir kas gücü ve organizasyon yoktu. sadece farkındalık yetmiyor. o farkındalığı yaşamış topluluğu dengesiz bir güç, şiddet ile hemen bastırırlar. wall street'te olan buydu. bankalara karşı koymak, ekonomi bakanlarını devirmek için en az bankalar kadar güçlü olmak gerek. ki burada bahsi geçen güç parayı ve polis gücünü, politik desteği kapsıyor.

    bahsi geçen devrim ise kan dökülmemesini beklemek büyük bir analiz hatası olurdu. burada bahsi geçen konunun dışında devrimin genel hatlarını ele alıyorum, yanlış anlaşılmasın. ancak türkiye'de bir kesimin devamlı teyakkuzda olması ve polis ya da jandarma gücü tarafından bastırılması, püskürtülmesi, devrimin dinamikleriyle alakasızdır. çünkü bu ülkede sivil toplum örgütleri dahi bir kontrol mekanizmasının baskısı altında. legal bir örgütün dahi yapamadığını, değiştiremediğini kötü organize olmuş, bilinçsiz ve salt şiddeti öngören bir güruh hiç yapamaz, değiştiremez. sendikalar belki kendi aralarında devletin karanlık kademeleriyle ilişkilidir ama orada dahi dönen rüşvet, casusluk, köstebek olayları başlı başına bir mesele.

    kısacası devrim varsa kan da vardır. kan varsa polis de vardır. bu kanın her iki taraftan da dökülmemesi için hiçbir sebep göremiyorum. ayrıca devrim zamanında tek bir tarafı katil olmakla suçlamak çok yanlış. devrimi o aşamaya getiren yetkililer de en az kanı dökenler kadar suçludur. hiçbir hukuk devletinde suça dahil olan unsurlar subjektif ele alınamaz, alınmamalı.

    konuyla alakalı bir not: bahsi geçen örgüt ne devrimci örgüttür, yaptıkları ne devrimdir. gündemi yanlış okuyup kavram karmaşası yaratmayalım derim.
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük