şiddeti meşrulaştırmak için kullanılan tehlikeli tanımlama. acaba sözde "idealist" amaçlarla gerçekleştirilen şiddet eylemlerinin son bulması gereken sınırları kim belirliyor ya da kimi zaman kendi ideolojik fikirlerine aykırı gördüğü şahıslarla ilgili de emperyalizm ile işbirliği içinde olduğu sanrısına sık sık kapılabilecek kapasitede "dogma" fikirlere sahip bir takım insanların oluşturduğu bir topluluk devrim adına girişelebilecek şiddetin sınırlarını hangi hakla çizme yetkisini kendinde görebiliyor..
bu insanlar, devrim adına hareket ettiklerini iddia edenlerin devlet rejimini kendi ideolojileri uygun şekilde değiştirmek için yine devlet rejimini korumakla yükümlü "sivil olmayan" resmi görevlilerine karşı girişilen terör eylemlerini de meşru olarak görebiliyorlar mı bu da aklımı kurcalayan bir başka mesele..
kısaca kimse kimseyi süslü sözlerle kandırabileceğini sanıp şiddeti meşru gösterebileceği
yanılgasına kapılmasın.. lakin kendilerine hangi "yüce amacı" rehber edinirlerse edinsinler, bu amaç uğruna şiddeti kutsallaştıranların tanımlayabilecek nitelikteki sözcükler lugatlarda mevcuttur. isteyen açıp bakabilir ama bulacakları anlamlar bazılarını hiç de memnun etmeyebilir..
devrimci şiddet nedir ne değildir? devrimin gerçekleştiği bilinebilir mi? bu soruların sorulması ve cevaplanması gereken şiddet.
öncelikle olan olayın devrim olup olmadığını bir tanımlamak gerek. sosyolog olmadığımdan pek isabetli bir tanım yapamasam da, insanların yaşam seviyelerinin daha ileriye gitmesi için yapılan toplum hareketi diye çarpık da olsa özetleyebilirim gibime geliyor. bu tanımı doğru kabul edersek, bu sefer de ortaya şöyle bir sorun çıkıyor: olan olgu acaba halkın yaşam seviyesini ne kadar ileri götürdü/götürür, ileri götürmenin kaideleri nelerdir? kime göre neye göredir devrim? ileriye gitme/gelişme olgusu genel geçer midir? kısacası devrimin genel geçer anlamda devrim olduğu bilinebilir mi? (anlayabilmeniz için bir örnek vereyim: mesela "turancılık" bir tür devrimcilik değil midir? alın bir soru, çıkın çıkabilirseniz işin içinden)
eğer dikkatle incelersek bu soruların bizleri bir takım sorunsallara götürdüğünü göreceğiz. öncelikle, devrimci şiddet etik midir değil midir tartışmasını yapmak bu tartışmadan daha önce gelecek olan soruları cevaplamadan boşuna bir tartışma yapmakla eşit bir değer taşıyacaktır. şunlar var öncelikle cevaplanması gereken: devrimci kimdir, nedir, kime denir? devrimci olduğunu söyleyen herkes devrimci midir? dağda savunduğunu söylediği köylüden haraç alan, şehirde "kapitalizm baskısını" durdurmak, halkı korumak adına alışveriş merkezlerini içindeki halkla birlikte havaya uçuran devrimci midir? devrimci profiline uyuyor mudur? yada "üretim araçlarını halkın elinden alan burjuvaya saldıracam!" diyip kenar mahalle bakkalı mahmut efendiye zarar veren? eğer bunlar yapılıyorsa savunulan görüşlerle eylemler çelişkili değil midir? değil diyenler devrimci şiddetin insanlığa daha rahat bir yaşam vereceğini nasıl ispatlar? eğer bütün bunları yapanlar devrimci olarak kabul ediliyorsa devrimci şiddetin sadece emperyalizmin kuvvetlerine karşı uygulanmadığını göstermez mi bu?(bakın bu devrimci şiddettir demiyorum, bir kısımın devrimci şiddet aadı verdikleri olgunun bu insanlara karşı uygulanmasını meşru bulanlara sözüm. zaten genel geçer olmayan bir kavram üzerinde bak bu budur diye tartışmak anlamsızdır. bu da bir ara not olsun)
yani, devrim bir çözüm ise devrimci şiddet çözüm müdür çözümsüzlük müdür? çözümse hangi kaidelerde çözümdür, hangilerinde değildir? ilk başta genel bir kanıya varmak lazımdır bu kavramlar üzerinde. yani bir takım standartlara bağlanması lazımdır neyin devrim olup neyin olmadığı, olamayacağı gibi. sonra devrimci şiddet nedir ne değildir, devrimci midir yoksa kendi içinde karşı devrimci midir konuşulmalıdır bence. yoksa benim burada yazdığım gibi, ne söylesek boş. eğer sosyolojik ve sosyoekonomik veya gerekli olan başka bilim dallarıyla bir şekilde tespit edilemezse veya içinde bulunduğumuz çağ için bir kuramı oluşturulamazsa devrim olgusunun, daha kaç kişi devrimciliği tekelinde görüp, düzene karşı çıkma niyetiyle yola çıkıp, kaos oluşturmaktan daha fazlasını yapmayacaktır, bilemem.
not: evet bilim dallarıyla diyorum, insanların kendi düşünceleri ve kendi yorumlarıyla değil, zira bir olguyu kanıtlayabilecek(genelgeçer anlamda, o yüzden kanıt kelimesini kullanıyorum) yegane başka bir olgu varsa o da bilim(ve doğal olarak rasyonalite)dir.
ne gerek var. kapitalizm zaten iktidarı kendi elleriyle teslim edecektir.
- merhaba devrimciler...
+ abi buyrun çiçek.
- lan atamam şiddet yok dedik de abartmayın yav. biz size iktidarı vermeye geldik.
+ on bin yıl sonra beklenen gün geldi demek. katlettiğiniz yüz milyonlarca devrimcinin ruhları şad olsun.
- amin. evet o gün geldi. dünyanın ebesini ziktik her yer çöl oldu, susuzluktan insanlar öldü. çalıştıracak adam, cipimizi sürdürecek şöför kalmadı. alın sizin olsun iktidar tepe tepe kullanın...
evet evet, güzel fikir. kapitalizm dünyanın, insanlığın ebesini biraz daha siksin iktidarı zaten verecektir.
mevcut iktidar * barısçıl yollarla elindeki gücü halka teslim etmiyceğine göre ufuktaki seçeneklerden biridir. tabi bizim de idealimiz arkadaşım bak işçi, köylü, emekçi olarak örgütlendik, bırak şu iktidarı, zorluk çıkarma benzeri * bişey olmasıdır. ama devletin elinde silahlı bir güc varken * uzlaşma olmaz.
ha devlet kendi silahlı kuvvetleriyle de ** yasal yasal güç kullanıyo zaten derdimiz şiddetse, kansa.
"iki tür cinayet vardır, tutku cinayetleri ve mantık cinayetleri." işte devrimci şiddet de kendini "temsil" gücüyle haklılandırmış yasal cinayet*tir. aynı bokun yeşilidir.
şiddetin adı ne olursa olsun, insana yakışan bir vasıf taşımadığı aşikardır.binaenaleyh şiddet kelimesinin önüne ve arkasına konacak ekler onu şirin göstermeye yetmeyecektir.
aynı şiddet kendilerine uygulanınca viyaklayan solcuların zırvalarından biridir.
öyle ki devletin yolsuzlukla mücadelede büyük işler yapmış, solcu politikacılar tarafından bile saygıyla anılan bakanın evinin önünde solcu teröristlerce katledilmesini bile bu zırvayla açıklamaya çalışmaktadırlar.
12 eylül 1980 önce binlerce masum vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan şiddetdir.12 eylül 1980 öncesi sol örgütlerin yayın organlarında meşru bir durum olduğu ileri sürülür.
sahte hümanistlerin, tuzu kuru gevşeklerin, işleri tıkırında mülk sahibi küçük-burjuva'nın vs anlayamayacağı, yer yer de kınamaya cesaret edebildiği şiddettir.