doğup büyüdüğüm ve çoğunlukla yaşadığım almanya da farklı olan durum tabii. en azından bizim yörede. şunu söylemek lazım. memur olmak isteği ki bence sorunu türkiye nin meselesi.
rızkın allah tan geldiğini bilen adam memurluk istemez. bölümüm itibariyle üniversiteler yüksek puanlar ile öğrenci alıyorlardı. ve hiç istediğim bölüm dışında bir devlet memurluğu istemedim.
devleti temsil eden biri olarak; bir sorumluluk taşımamaları. birçoğu bakanlardan, rektörlerden daha etkilidir. hele 30 yıllık bir çalışanla karşılaşmışsanız hemen yere yatıp ölü taklidi yapın.
Bu sabah beni 9 30'dan 12 ye kadar dungeon quest oynarmışçasına 100 tane yere gönderip sonuncusunun burdan olmaz o işlem bankamatikten yapacaksınız dediği tiplere mi sempati duyacağım? insanların sorularını, sorunlarını takmadıkları gibi ipimle kuşağım bir çalışma düzenine sahipler. 12:25'te işlem yapmaz ama 13:30'da olması gereken yerde vatandaşı 13:35'e kadar da bekletir.
alt tarfı kpss denen eleme siteminden geçememiş olmanın verdiği kıskançlık.
memurlar hakkında atıp tutanların neredeyse tamamı, memur olmaya çalışıp olamayan tiplerden oluşur.
sen sınavı kazanama, ondan sora, memur sallapati çalışır, hiç bi iş yapmadan maaş alır, devletin kölesidir, götleri kalkar diye at tut.
bi de sanırsın bu tipler her gün çoğönemli işlerle uğraşıyolar. boş gezenin boş kalfası, fuzuli işlerle meşgul ne kadar adam varsa hepsi memur düşmanı. sanki sen her gün atomu parçalıyon, yeni bi icat yapıyon, vatana millete hayırlı bi faaliyette bulunuyon.
kendi hakkıyla, sınavla, torpilsiz olarak giren azınlık hariç; bir şekilde kapağı herhangi bir kamu kurumuna sözleşmeli adı altında atmış olup, bir gecede memur yapılan 100.000 kişinin varlığı da bu antipatinin nedeni olabilir..
devlet memuru olunca kendilerini bir anda devlet sanmaları , koltuklarına oturduklarında ise tamamen tüm insanı vasıflarından vazgecip daha başka bir boyuta geciyorlar. kendilerini cok sey sanıp hiç bir sey olmadıklarının farkına varana kadar bu durum heralde boylee gider . tesekkur ettiğinde karsılığını alamadığın. ınsanların cok soğuk olduğu ce sureklı bıkkın halde kı bu bazen azarlama modunada gecer boyle insanların tasıdığı unvan; devlet memuru. sen de devletin işcisisin hatta kölesi . asla yönetmelikten dısarı cıkmam diye yırtınıp sonuc kazanc olunca onunda yolu var canım derler. ve sadece basıt bir memursunuz hatta işçi devletin tekelinde bulunan insanlktan cok uzak olan bi grupsunuz evet tam olarak böyle basit bi köle . *
cok yeteneksizler, dalavereciler, ückagitci gibi davraniyorlar, saygisiz ve küstahlar, cok kaba sabalar, cözüm üretmiyorlar, bastan savmacilar, görgüsüzler ve fasizan bir mantiklari var.
genelde çalışmadan para kazandıkları düşünüldüğü içindir. ancak her memur aynı değildir. sabah 9 da ofise gelip akşam 5 de çıkanlarla, kadrosunun bulunduğu yerden farklı şehirlere geçici görevle gönderilmiş ve yaşadığı şehirden, ailesinden uzak kalmış olanlar aynı değildir.* yerine göre gece yarısı işleri bitenler, sabah mesaiden önce ofise gidenlerde vardır her ne kadar çok nadir olsalar ve her zaman görünmeseler bile. zaten diğerleri daha fazla olduğu için göze onlar görünürler.
hiç bir bok yapmayıp bir bok yapıyormuş gibi davranıp bir bok yapıyor tribi atmaları. vatandaş siklerinde değil efendim. Gidiyorsun içerde çay içiyor, çağırıyorsun azarlamaya kalkıyor. Müdürüne gidiyorsun, müdürü daha götveren. sanırım böyle bir kriter var. en götveren olanları üst kademelere geliyor.