mevsim yazmış ben de okudum.
güneşte, güneyde, sahilde, şehirde okudum.
bezgin bir deve gördüm sahilde
ben de içmişim biraz, kafam tatilde.
götür beni de gittiğin yerlere.
iki yalnızız biz aynı gezegende.
bir deve asla bir deve değilmiş!
bunu bil, konu bu!
mevsim yazmıştı da, ben de okudum hani,
ben de gittim bir bara, barlar dolmuş tiki.
hepsi aynı şarkıyı dinliyor gibi.
hepsi aynı kızları kesiyor gibi.
o gözlükler, arabalar, falan filanlar.
kariyer dersen bende bol bol var.
kariyer dersen bende bol bol var.
sığmıyor cebime, yani o kadar!
neden zenginim sandın, çünkü öğrendim.
`bir deve asla bir deve değilmiş!
bunu bil, konu bu!
güneşte, güneyde, sahilde, şehirde
bunu bil...`
O heybetli ve güçlü görüntüsünün altında mazlum bir hayvandır, çölün binbir zorluğuna dayanıklı bir şekilde yaratılmıştır ve o zorlukları çeker.
Deve ve fillerin hisli hayvanlar oldukları ve kendilerine yapılan kötülüğü unutmadıkları söylenir.
(bkz: deveci)
(bkz: develi)
Gibi kelimelerin türeme nedenidir ayrıca.
eskiden araplar uzun yollarda taşıdıklari deveden diri diri hörgücünden parça keser yermiş ama öldürmeden kullanmaya devam ederlermiş bu bildiğin hayvana işkence gerçi bu araplardan ne beklersin ki.