dervişin düşü

entry1 galeri0
    ?.
  1. atlas dergisi' nden bir köşe yazısı.

    "bir söz söylersin içine dert olur.
    gece bu sözün peşine düşersin horasan dervişleri gibi. gece çıkarsın bu yolculuğa çünkü: gündüz sarhoştur gece ayık. belki de akşamcılar, dünyanın ışık sarhoşluğunu elde etmek için içmektedirler.
    gündüz başlar başlamaz, yani sabahın daha köründe, toprak ve kayalar, granit ve sönmüş volkanlar, güneşin sofrasına kurulur, güneşin şarabından içmeye başlarlar. yeryüzü sarhoştur. yüzü laldir. yüze neşe gelmiş, can gelmiştir. rumi burada çıkıp gelir ve der ki;
    gölgeler, güneş' e taparlar..
    gölge dediği dünyanın sakinleridir. güneş de gittikleri gökler dünyası olmalıdır. rumi, gökteki yıldızları da varlıkla yokluğun birbirine çarpmasına benzetir. kaf ile nun, taşla demir, birer çakmaktaşıdır, çarpar birbirine gece yolculuğunda. rumi' nin döne döne söylediği budur dervişlerine.
    horasan sufilerinin sofrasına her akşam bir tabak konur.
    bu tabakta bir adam uyur. bu adam düşte ruhunu görür. küçük bir kadındır, suların içinde sırtüstü, balıklar arasında yüzmektedir. belki de, kendinin diğer parçasıdır bu kadın. kim bilebilir ki? bu düş o dervişin düşüdür. ne ki, 'herkes aynı düşü görür' diyen de jung' tur.
    horasan dervişinin düşünde kadın görmesi, dünyevi arzularını terk etmiş olmasındandır belki de çünkü tabakta binicisiz bir at vardır. binicisiz at, hint masallarında da ortaçağ avrupa masallarında da bedensel arzuları ifade eder. bu at bazen vahşidir, dolayısıyla dizginsizdir, dolayısıyla coşkuludur. bu masallarda vahşi at, hem dizginlenmesi gereken hem de üzerine binilip uçurumlardan uçurumlara koşulması gereken bedendir. insanın cesareti ve yaşama arzusudur. dizgin akıl ise eğer, vahşi at da arzunun kendisidir.
    horasan sofrasındaki tabakta, dizginsiz atın ardında bir, iki, üç, dört, beş kadın daha vardır. atın benekleri sanki kalp şeklindedir. masallardaki gibi eyersiz ve dizginsiz değildir bu at ama tabaktaki kadın sayısına bakılırsa, arzunun amacını ve kudretini yine de iyi anlatır.
    ..ama dervişin bu arzusunu sindirmesi gerekir. derviş, arzusunun vahşi atına binemez çünkü o, masal atı burak' a binmeye hüküm giymiştir. kız yüzlü, at gövdeli cennet mahlukuna.
    rumi yine gelir der ki;
    "can gözü burak' ına binip yola düşenler, can (ruh) gözünü açıp da yola koyulanlar..şehvet tohumlarını ateşe verirler..yüzsüz, edebsiz tabiat kullarının ayaklarını bağlarlar..şehvetin bir bakırdır, iksirse aşk nuru; aşk nuruyla bakır halindeki varlığını altın haline getirirler senin."
    dünyada beden atını şahlandırmayan derviş, ruhunu kız yüzlü, at gövdeli cennet atı burak' a hazırlar.
    belki bilinir belki bilinmez; sind' den keşmir' e uzanan coğrafya müslümandır ama hint masallarıyla büyümüştür ataları. işte oralarda şairler ruhu, hasretlik çeken bir kız, sadık bir eş ya da sevdalı bir gelin gibi düşünmüştür. tıpkı krişna ve gopiler, yani efsanedeki çoban kızlar gibi.
    şimdi daha çok inandım: herkes aynı düşü görür.

    *
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük