1 ay önce ilk kez arkadaşlarımla gezme fırsatı yakaladığım kent.
Gerçekten de dillere destandı.
Yasaklardan dolayı kutsal düzgün baba dağlarına pek de çıkamadık ama varlığını hissediyorduk, şehrin her yerindeydi...
Çok insanla konuşup hikayelerini dinledik.
Alevi kültürüne, inancına hayran kaldık..
Sallanan Köprü'de Munzur'u ve Güneşi izlediğim o anları ve beni kendine aşık eden bu şehri ve insanlarını unutamayacağım.
Dersim buraya sığmaz ayrıca faşist olan da anlamaz.
Çok şey kaldı aklımda.. her dakikası kıymetliydi Dersim'in. Artık bazı türküler bana o şehri hatırlatıp hüzünlendirecek ve özletecek...
Cumhuriyet döneminden önce 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı imparatorluğu’nun resmi yazışmalarında yoğun olarak “Dersim” adı sıkça kullanılmıştır.
1847 yılında Dersim Sancağı’nın Erzurum eyaletine verilmesinden sonra 1859 yılında yapılan bir değişiklik de Harput eyaletine bağlanır. işte bu tarihten itibaren Dersim ve çevresi haritalarda gösterilmeye başlanmıştır.
Türkiyenin en çok kitap okuyan şehirlerinden
Bu yüzdendir ki kendi kendilerini yönetmişlerdir her zaman
Başka ülkelerin kültürünü benimsemez insanları.
Çok kendi halinde ve kafasına göre bir halkı var tarihten beri
Çevreden pek etkilenmiyor, kendi yolunu çiziyorlar.