josef k. sanıktır ama neyle suçlandığını bilmez. kendini savunmak ister ama niçin bilmez. avukatlar davasını çok zor bulur ama niçin bilmez. tabi bu arada günlük rutinlerini aksatmadan yapar. (gazetesini okumayı ihmal etmez) sonra yargılanır ama mahkeme salonu çok loştur, fazla bir şey anlamaz. sadece mahkum edildiğini farkeder ama ne cezaya çarptırıldığını bilmez, aslında pek merak dahi etmez. ölmeden önce ''bir köpek gibi'' der sadece. dava bir sorunu ortaya koyar ama çözüm için hiçbir öneri sunmaz.
kitabın arkasındaki notta şöyle der:
insan insanın korkusu olarak kaldığı sürece. bu eser güncelliğini hiç yitirmeyecektir. dava, insanoğlunun kuşatılmışlığının yazgıya dönüşmesinin öyküsüdür.
Kafka'nın tamamlanmamış yapıtlarından biridir. Fakat bıraktığı notlarıyla birlikte, tamamlanmamış bölümlerle, ölümünden sonra arkadaşı Max Brod tarafından yayımlanır. Roman absürd gerçekleri sembolik olarak anlatmasıyla şaşırtıcı bir nitelik taşır. Konusuysa, Josef K. isimli birisi uyandığından bilmediği bir suç yüzünden tutuklanmıştır ve normal hayatı devam edecek olsa bile davası sürecektir. Başta bunu şaka sansa bile zamanla ciddiyeti fark edecek ve kendisi hariç herkesin, neyle suçlandığını bildiğini anlayacaktır.
Ayrıca 1962'de Orson Welles tarafından filme uyarlanmıştır.
--spoiler--
Siz savaşmak zorunda olduğum toplumdansınız, ama o toplumun içinde kendinizi çok iyi hissediyorsunuz.
Yaşam daha başından kaybedilmiş bir savaştır.
--spoiler--
tipik kafka romanı. soyut düşüncelere, ani değişimlere büyük anlamlar yüklediği enfes yapıtı. josef'in yaşadığı içsel karanlık okurken okuyucuya da öyle bir temas eder ki; kendinizi de o labirentlerde, o yüksek tavanlı odalarda, havasız koridorlarda bulursunuz. bir yandan ilk soruşturmadaki josef'e sinir olurken, bir yandan da ne yapsa kar etmez nasılsa diye düşünürsünüz. kitap bir noktadan sonra suçun ne olduğunu, ortaya çıkıp çıkmayacağını unutturur zaten. ve sonunda ölümüyle ""oh be! kurtuldu" dersiniz.
kafka'nın hayata dair eleştirisi olarak nitelendirebileceğimiz eseri. okurken bir gerilim hali içinde olunsa da josef k. ilk davasında belirttiği gibi "bunu sadece kendi davam için değil hepiniz için yapıyorum" der. burada aslında herkesin bu davadan muzdarip olduğunu, bu davanın kendi hayatlarımız olduğunun ilk işaretini verir. romanda bir diğer dikkat edilmesi gereken kısımsa katedralde bölümünde rahibin k.'ya en sonda söylediği "mahkeme senden hiçbir şey istemiyor. geldiğin zaman seni içine kabul ediyor, gittiğin zaman da seni hemen serbest bırakıyor." cümlesi olmalı. kendi davalarımızda yargılanmak istediğimiz sürece yargılandığımızı varsaymamız isteniyor. bu tamamen kendi davamızı ne ölçüde kafamıza taktığımıza bağlı bir durum. josef k.'nın ilk baştaki hali gibi mahkemeyi umursamadığımız sürece kendimizi sürüncemede bırakabiliriz ya da romandaki gibi zaman geçtikçe mahkemenin bir takıntı haline gelmesiyle hayatımızın her yerinde mahkemeyle ilgili bir şeyler bulabiliriz. bu da tamamen kişiye bağlı bir durum.
(bkz: dava)
-çünkü savunma, yasaca izin verilen değil, yalnızca hoşgörüyle karşılanan bir yoldu ve yasanın ilgili bölümünden en azından hoşgörünün yorumlanabilip yorumlanamayacağı bile tartışmalıydı.
1925' te Kafka' nın yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlanmış kitaptır. Olay Josef K'nın durduk yere davalık olmasıyla başlar. ilk şaka sanar fakat daha sonra ciddiyetini anlar. Olaylar silsilesi gerçekleşir. Dava yakınındaki herkes tarafından bilinir. iş yerindeki işleyiş, hoşlandığı bayanlar, amcası, ressam, katedral rahip bölümü, avukat, yargıç, fabrikatör gibi insanın kafasında done' ler bırakan kişilerle ile olayları harmanlar.
Bu kişilere dikkat. kalkıp 2 esnaf, 3 öğretmen falan koymamış. Her daldan farklı kişiler. Kafka' nın derdi kendi davası değil. Belkide o dava yoktur. Okuyunca görürsünüz.
Kısaca kafka diyor ki her şey olacağına varır :d Takıntı yapmayın, kasmayın bu kadar.