bazı bünyelerde kronik hale gelir. girer girer çıkar bu insan. en tehlikeli yönü kişinin intihara meyilli olması ve hatta bazen bunu dile getirdiği halde ciddiye alınmayıp baştan savılmasıdır. ben mesela bir dönem kendimi nerde ve ne şekilde öldürmem gerektiğini düşünmüştüm. evde olmazdı, çünkü beni evde bulan insanlar bir daha o eve girmek istemeyebilirdi. kendimi arabanın önüne atamazdım, adamın ne günahı vardı, ömür boyu vicdan azabı çeksindi? kansız olmalıydı ki insanlar korkmasın ve iğrenmesin. ayrıca ölmeden önce günlüklerim, kişisel eşyalarım elden geçirilmeli ve tasnif edilmeliydi. insanlar uğraşmasın ve özellerimi okumasınlar deyu. bunu düşününce direk vazgeçtim. yataktan çıkmaya takatim yok, ne zaman tasnif edicem, hem ölmek için iyi bir yöntem ve mekan da bulamadım diye düşündüm. depresyonun özelliklerinden olan erteleme duygusu, hiçbir şey yapmayı istememe ve kararsızlık durumu eyleme geçmemi engelledi. çok ironik bi durum aslında. nihayetinde ciddiye alınması gereken ve çevrenin bilinçli olmasını gerektiren bir illettir.
beynin bir tepkisidir hayata, hayat buysa ben oynamıyorumdur. birşeylere kızmıstır kişi, tepkisini gösterememiştir, beyin de hazır kış aylarını fırsat bilip salgılamıyorum o zaman serotonin falan, bastırdıgın duygularınla yüzleşene kadar bu ceza olsun sana der.
(bkz: pasif agresyon)
majör, minor, maskeli gibi renk renk çeşit çeşittir. ruhsal hastalıklarda tıp bilmi kanaatimce aciz olup çoğu ruhsal hastalığı depresyon olarak nitelendirmektedir. ayrıca diğer ruhi hastalıklardan olan anksiyete bozukluğu, obsessif komplusif bozukluk, panik atak gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarla depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar aynıdır. bu ilginç bir ayrıntıdır. mesela panik atak hastalığı mutlu insanlarda daha fazla görünürken bu insanlar neden antidepresanlarla tedavi edilir ilgincime gider.
birşeyler yapmak istersiniz ama yapamazsınız. yapabilecek durumdayken bile yapamayabilirsiniz. gücünüz yoktur. oysa yapsanız iyi geleceğini düşünürsünüz ama kılınızı kıpırdatacak haliniz yoktur. bu da sizi iki türlü mutsuz eder. daha sonra iş kronikleşir ve acı çekerek zevk almaya bile başlayabilirsiniz. işte depresyon bu kısır döngüdür.
yaşama karşı kötümserlik, gelecek hakkında ümitsizlik, hareket ve düşünmede yavaşlama, bedensel yakınma, intihar ve ölümü daha sık düşünmek, uyku bozukluğu gibi belirtileri olan hastalıktır.
günümüzde insanların küçük mutsuzluklara,geçici hayal kırıklıklarına verdikleri addır.gerçek anlamından bi haber şekilde hem kendilerini,hem çevresindekileri bunaltırlar.
hem gerçeğinden hem sahtesinden kurtulmak kişinin elindedir,kurtulmak istemekle alakalıdır.
depresyona müziksel olarak en iyi ilaç şebnem ferah gibi duruyor. sakın ha sözsüz müzik, arabesk, ismail yk, sezen aksu, göksel/kurşuni renkler ve çok hareketli müzikler dinlemeyin. şebnem ferah şurup gibi gelir, aklınız dağılır.
insanların tüm garip davranma haklarını ellerine geçirdikleri hal.
oysa kendilerinden tek bir ricam var:
mantığınızı kullanmaya çalışın.
bakın bunu star wars'daki yeşil yaratık gibi "yuuuz yor forss" edasıyla söylüyorum. tek eksiğim rengim yeşil, boyum kısa, edam fare gibi değil. ona göre dikkate alın.
en azından sizi seven insanları kırmayın ve doğru anlamaya çalışın.