bilimin ruhun varlığını bilimsel olarak kabul etmesidir. ilginç.
tedavi edilebilir ruhsal bir çöküntüdür. tedavisi için her yıl milyonlarca kutu antideprasan satılmaktadır. karlı bir hastalıktır ilaç firmaları için , antideprasan savaşları yaparlar ilaç pazarlayıcıları doktorların referanslarıyla kılıç - kalkan olmuş bir vaziyette hastane koridorlarında.
(bkz: prozac toplumu)
Issızlığın ortasındasındır. Aranır ve bulunmaz o çıkış, bilirsin zamanıdır. Önce şiddetli öfke nöbetleri, gözyaşı yağmurları sonra ve sonrası her anlamdan uzak bir yalnızlık. Ne aşk acısı gibidir, ne yiten birinin ardından ağıt. Aksine hiçbir şey hissedemiyor olmanın verdiği boğulma hissidir yaşadığın. Anlamlandıramadığın gibi her şeyi anlamlanamazsın da. Uyumak, uyumak uyumaktır tüm yaptığın ya da istediğin, olur ya bir umut uyandığında her şeyin yerli yerine oturması için. Oysa o an gelmek bilmez saatler gün gibi geçer, günler aylara uzanır o zaman anlarsın ve içmek istersin her gece gün ışığı gelmesin ve sen her gece iç sabaha değin. Çünkü günler uzadıkça sorular çoğalır, renkler silinir ve uykuların yok olur içsel kum fırtınalarında. Ölmek istersin, her şeyden çok istersin belki ama daha önceden yaşamış ve hayatta kalmış olmanın ateşi bırakmaz bi türlü, eski bir sarkaçsındır artık, bin kez gidip gelirsin. Ruhen toz olmuşken sen, unufak ve yitik, tıbben depresyondasındır aslında bu kadar basit.
sürekli monoton ve mutsuz yasantinin sonucunda olusan psikolojik bir hastaliktir. gecicidir ama oh gitti bir daha gelmez diye düsünmemek lazim. aninda bir deli cikip sizi depresyon icine cekebilir.
Oradada yazdığım gibi, hiç anlamadan yaşarsınız. 2 hafta sonra; biraz kendinize gelince
-2 Haftadır ben ne yedim? diye düşünürsünüz. Sadece 2 tane tavuk döner; birkaç tane bisküvi. En cok yediğiniz gün ise 1 bisküvi bir simittir. 2 haftada 14 kilo verirsiniz, anlayamazsınız bile. Ondan sonra korkarsınız; acaba bu kadar dengesiz kilo vermenin zararları nedir? diye.
Hayatın akışına bırakın, bunlar sadece sizin başınıza gelen şeyler değil filan diye düşünürsünüz, ama başınıza gelen en güzel şeyi kacırdığınızı düşündükçe daha da beter olursunuz.. Allah kimsenin başına vermesin.
depresyondayken dünya size eskisinden daha farklı gelir insanlarda farklı gelir. insanlar size sorar "neden böylesin?" cevap veremezsin çünkü anlatmaya çalışsan bile insanların seni anlayamacağını bilirsin.bu durumu yaşamayan insanların asla anlayamayacakları ruh hali, hastalık.
Hemen önlemini alırda büyütmesseniz hali kolay bir iş. herkesin hayatında bir dönem mutlaka yaşadığı şeylerdir.sağlam bir iş ve gelecek kaygısı olmassa yaşamanız nadirdir, köprü kuramasanızda temelinde bu var. çoğu bir iki ayda atlatır kimi 6 ayda çok düşük bölümü hiç atlatamaz bunlar genelde durumundan memnun olanlardır.(bakırköydekiler)yani başınıza gelen bir gün herkesin başına geldi veya gelecek,geçici bir durum olduğunu kabullenmek lazım, bu memleket 2001 krizini yaşayıp güçlendiği için küresel krize dayanabiliyor krizler daha güçlenmemiz daha akıllanmamız ve kendimize çeki düzen vermemiz için çok faydalıdır bu fırsatı iyi değerlendirmek lazım..
amına koyim nasıl bişey lan bu. saw gibi yeminle. etkisi üzerinizdeyken "hayat çok boktan baba ya" gibi ergen cümleleri kurdurturken, etkisi gitmeye başlayınca "oh hayat, tiriviri hayat" dedirtir.
- insanlar bu yüzden mi depresyona giriyor? unutamadıkları ya da unutmakta zorlandıkları için mi?
+ hangisinin önce olduğunu söylemek güç. insan bir şeyleri unutamadığı, akıl süzgecinden doğru geçiremediği ve hazmedemediği için mi depresyona girer, yoksa depresyonda olduğu için mi doğru süzemez ve hazmedemez? *
(bkz: sinestezya)
kendini realist sanacak kadar hayalci olabilmektir. her insan başarır bunu, ne artı ne de eksi bir özellik değildir. insanın kaderi gibidir. onunla yaşamayı öğrenmek o kadar zor değil, insanlar ne abuk müziklerden, filmlerden, kitaplardan, insanlardan keyif alabiliyorlar istediklerinde, depresyondan keyif almak o kadar da zor olmamalı.
bazı bünyelerde hayat tecrübesi arttıkça görülme sıklığı azalan ya da bir daha tekrarı ancak ölüm gibi çok yıkıcı bir durum karşısında ancak ortaya çıkabilen ruh durumu. zor iştir yaşam denen sanat zaten kolay değildir elbette, belkide en güzeli umut etmeden sadece günü yaşamaktır.
şahsımı günde 10 saat uyumaya itebilmiş beladır. ne var lan her gece 12 saat uyuyom ben dediğinizi duyar gibiyim; ama ben 7 saatten fazla uyumadım bugüne kadar. 10 saat uyumam normal olsun hadi, 2'den önce yatağa girmeyen bir der meister'in; müthiş, eğlenceli bir cuma akşamında saat 9'da yatağa girmesi doğal mıdır? hiç değildir hiç. hele ki depresyon sebebini biliyorsanız, bu da saçmasapan birşeyse daha da yıkar adamı. iyi davranın lan bana.