depresyon

entry1158 galeri41 video1
    126.
  1. sürekli monoton ve mutsuz yasantinin sonucunda olusan psikolojik bir hastaliktir. gecicidir ama oh gitti bir daha gelmez diye düsünmemek lazim. aninda bir deli cikip sizi depresyon icine cekebilir.
    2 ...
  2. 127.
  3. Issızlığın ortasındasındır. Aranır ve bulunmaz o çıkış, bilirsin zamanıdır. Önce şiddetli öfke nöbetleri, gözyaşı yağmurları sonra ve sonrası her anlamdan uzak bir yalnızlık. Ne aşk acısı gibidir, ne yiten birinin ardından ağıt. Aksine hiçbir şey hissedemiyor olmanın verdiği boğulma hissidir yaşadığın. Anlamlandıramadığın gibi her şeyi anlamlanamazsın da. Uyumak, uyumak uyumaktır tüm yaptığın ya da istediğin, olur ya bir umut uyandığında her şeyin yerli yerine oturması için. Oysa o an gelmek bilmez saatler gün gibi geçer, günler aylara uzanır o zaman anlarsın ve içmek istersin her gece gün ışığı gelmesin ve sen her gece iç sabaha değin. Çünkü günler uzadıkça sorular çoğalır, renkler silinir ve uykuların yok olur içsel kum fırtınalarında. Ölmek istersin, her şeyden çok istersin belki ama daha önceden yaşamış ve hayatta kalmış olmanın ateşi bırakmaz bi türlü, eski bir sarkaçsındır artık, bin kez gidip gelirsin. Ruhen toz olmuşken sen, unufak ve yitik, tıbben depresyondasındır aslında bu kadar basit.
    4 ...
  4. 128.
  5. 129.
  6. 130.
  7. mesai saatleri dışında sürekli uyuma durumudur. sürekli uyumak ciddi bir depresyon belirtisidir.

    (bkz: 17 saat boyunca uyumak)
    2 ...
  8. 131.
  9. bilimin ruhun varlığını bilimsel olarak kabul etmesidir. ilginç.
    tedavi edilebilir ruhsal bir çöküntüdür. tedavisi için her yıl milyonlarca kutu antideprasan satılmaktadır. karlı bir hastalıktır ilaç firmaları için , antideprasan savaşları yaparlar ilaç pazarlayıcıları doktorların referanslarıyla kılıç - kalkan olmuş bir vaziyette hastane koridorlarında.
    (bkz: prozac toplumu)
    1 ...
  10. 132.
  11. girmesi kolay ancak çıkması zor olan ruh hali.
    1 ...
  12. 133.
  13. abudik gubidik insanlarin bilip bilmeden her seye kullandiklari terim.
    3 ...
  14. 134.
  15. 135.
  16. akabinde panik atakla beraber seyreden ve muhteşem ikili oluşturan bünyesel sorun. hastanelerin acil servisleri ve kardiyoloji bölümü' nü, kalp krizi geçirdiğini zanneden ve kollarında serumla baygın yatan, bu muhteşem ikili' ye sahip insanlar oluşturur. ayrıca, doktorların kankası ve bir numaralı eğlence sebebidirler.
    2 ...
  17. 136.
  18. mutsuzluk, keyifsizlik ve halsizlik ile ortaya çıkan ruhsal hastalık *.
    2 ...
  19. 137.
  20. sağlığınızın sorumluluğu tümüyle size ait. bedelini ödeyecek olan da, kazanacak olan da nihayetinde yine sizsiniz. sağlık; bedende bir hastalığın olmaması demek değildir. bedenin, zihnin, duyguların uyum içinde optimum faaliyet yeteneğine ve performansına sahip olduğu, bilinçli, doyumlu ve üretken bir yaşam sürebilmektir sağlık..

    bazen bilgi eksikliği, yapılan yanlış seçimler ya da sorumsuz davranışlarımız veya kötü alışkanlıklarımız sonucunda sağlığımızı yitirebiliriz. önce düşüncelerimiz sağlıklaşır, objektif düşünmemeye başlarız, sonra duygularımız sağlıksızlaşır, duygularımızın bize verdiği mesajları algılamamaya hatta onları bastırmaya ya da sağlıksız yollarla ifade etmeye başlarız, daha sonra da bedenimizde hastalık tezahür eder.. işte depresyon denilen hastalığın, döngüsü bu şekilde nükseder.. önce akıl sağlığınızdan akabinde beden sağlığınızdan olursunuz..

    evet, her şeyin başı olumlu düşünmeye dayanıyor..
    hiç birşey çaresiz değildir.
    o çaresizliği yaratan sizsiniz!
    düşünce gücünüzle kendinizi tedavi edebilirsiniz..
    her şey sizin elinizde!
    sakın unutmayın..
    2 ...
  21. 138.
  22. tanım: anlam verememek, anlam vermek istememek, anlamlılığını yitirmek.

    sanıyorum ki, içerisinde bulunduğum durum. sıralanmış maddelerin üçü, dördü sizde varsa depresyondasınız tabiri kullanılmış. maddelerin biri ya da ikisi yoktu kendimi test ettiğimde. çözemiyorum bu sorunları, düşüncelerin önüne geçemiyorum. spor yaptım bir süre, iyi geldi ama şimdi spor da yapmak istemiyorum. kaçmak istiyorum. mesela şu an aklımda dünyanın bir ucuna gitmek var. biliyorum, o da olmayacak. belki de şöyle hissediyorum, elimden gelemeyecek şeyleri bana ilaç olacakmış gibi hissediyorum. mutluluğumu engelleyecek şeyleri ortadan kaldırmaya çalışırken, mutsuz olduğumun farkına varmıyorum belki de. geleceğe yön vermeye çalışırken haddimi aştığımı anlamıyorum ya da. bırakmalı mı insan hayatı? önüne ne gelse onu mu yaşamalı? üzülmekten korkan bir yapım var. üzmek ve üzülmek korkularımın ana kaynağı. bunlar olmasın diye çabalamak yanlış mı? inanç eksikliği mi var yoksa? daha fazla mı gönülden bağlanmalı, maddiyatı unutmalı?

    vel hasıl, geleceği göremiyorum. kendime hayal dünyamda dahi yaşam alanı oluşturamıyorum son zamanlarda. okuyup adam olmaya, geleceğe sımsıkı sarılan, onurlu, bilgili, kültürlü bir birey olmaya çalışırken aklımı kaybetmişim bu doğrultuda. yirmialtı yaşında bir karakter için bunu atlatmak çok zor olacak zannımca. belki de ömür boyu bunun izleriyle yaşayacağım. sağlıklı düşünemiyorum. uyandığımda mutlu karışamıyorum hayata. günah bunlar diyorum, böylesine güzel bir hayatta sağlıklı ve varlıklı olmama rağmen beğenmemek gücüne gider diyorum. gidiyordur da.

    çıkış bulamıyorum. ara ara mutlu oluyorum, voltran ı oluşturduğumu bile hissediyorum çoğu zaman. o kadar güçlü yani. fakat her maç yaptığımda ayak bileğimdeki ağrının nüksetmesi gibi, yakamı bırakmıyor bu illet.
    5 ...
  23. 139.
  24. kendisiyle çok fazla ilgilenenlerin düştüğü alacakaranlıktır. diğer insanlar ve onların sıkıntılarıyla uğraşıldığında bu karanlık dağılmaya başlar.
    2 ...
  25. 140.
  26. 141.
  27. Tyrol: How many of us ended up with the people we really wanted to be with? Got stuck with the best of limited options. And why? Because the ones we really want, we really loved, are dead, or dying, turned out to be Cylons and they didn't know it, like Boomer, and ...

    Adama: Let's go.

    Tyrol: No! I didn't know. So I buried my head in the sand, and I took it and I settled. I settled for that shriek, those dull, vacant eyes, that boiled cabbage stench of her. And why? Because this is my life! This is the life I picked, and it's fine. But you know, what? It's not. I didn't pick this life. This is not my frackin' life!

    Adama: What the hell's gotten into you? Don't do this. Don't do this to her memory.

    Tyrol: I'm sorry that I'm not going to do this the way you want me

    (bkz: battlestar galactica)
    2 ...
  28. 142.
  29. 143.
  30. Depresyon günlük yaşantımızda sık rastlanan bir olaydır. Mutsuzluk, dikkat kaybı veya hayattan zevk alamama gibi durumlarda veya fiziksel semptomlarla başgösterir.
    2 ...
  31. 144.
  32. depresyon hayattan vazgeçmektir,bi daha bi yerden hayata tutunmak istememektir.oğuz atay'ın anlatığı gibi rüylardaki sessiz çığlıklar gibi çaresizlik hissidir.ama sen zaten bir disconnectus erectus an boşuna uğraşma derim,insan çırpındıkça dibe batıyor.
    3 ...
  33. 145.
  34. ruhun sancısıdır; alarmdır bir nevi, bedensel ağrılara benzer. Kişilik yapılanmamızda, bakış açılarımızda yanlış kodlama olduğu ve bunun tespit edilip değiştirilmesi zamanının geldiğine dair işarettir.
    2 ...
  35. 146.
  36. sabahın beşi . daha çok erken uyanmak için. hem ben bu saatte hiç uyanmam ki , severim uykuyu. biraz uğraşsam tekrar uyumak için. yok olmuyor .odanın duvarları , tavanı sanki üstüme geliyor . yatak sanki bir tabut. bunalıyorum. nefes alamıyorum .kalbim , midem . bağırsaklarım hepsi birbirine geçmiş sanki. çıkmalıyım burdan. salona gideyim. herkes uyuyor .uyansalar keşke . daha çok var uyanmalarına. tanrım . odanın içi aydınlık , çok aydınlık , kör edecek kadar aydınlık ve sisli . gözlerim kamaşıyor. bakmak istemiyorum , görmek istemiyorum . kanepeler delici kırmızı , delice kırmızı .kırmızı boğuyor beni. ışık ,sis , kırmızı ... pencere . pencereyi açsam , atlasam , kurtulur mym acaba duvarlardan ,çöken tavandan ,kalbimden , midemden , bağırsaklarımdan ,aydınlıktan ,sisten ,kırmızıdan... nefes alışverişlerim hızlanıyor .kaslarım gergin .bir nöbet mi geliyor acaba. sakin olmalıyım.tanrım midem bulanıyor .kussam .başım , başım patlayacak sanki. tanrım çıldırıyor muyum .aklım. aklım. aklım , tanrım düşüncelerimi zapt edemiyorum. sanki ileriye atılacak , eşyaları kıracak gibiyim , kafamda hepsi,bütüno enerji. aklım , başımdan çıkmak istiyor gibi. nefes nefeseyim. ellerimle tutsam , ellerimle sımsıkı başımı tutsam acaba aklımı tutabilir miyim . anne anne anne , aklım kaçacak yardım et , anne çıldırıyorum ....
    2 ...
  37. 147.
  38. bugün gibi hatırlıyorum her saniyesini. o an tek istediğiniz şey,var olmamaktır. yok olmaktır . ölmektir.tahminim bu hali yaşayanların çoğu en az bir kere ölmeyi denemiştir. insan çıldırmaktansa ölmeyi yeğler zira.o ,beden ve akıl işkencesini yaşamaktansa yok olmayı tercih eder. ben denemedim,daha güçlü ya da zayıf oldugum için değil . denemedim sadece. o an herşey anlamını yitiriyor ; varlık , yokluk , benlik .bir yitiş hali. canlıyken yitiyorsun.
    şanslıysan , seni anlayan ve hastalığı tanıyan bir ailen varsa onların desteği ve bazan de acil müdahaleler ve illa ki ilaç tedavisi ile yavaş yavaş bir hafta ila 1 ay içersinde( daha ağır vakalarda bikaç ayı bilir), ''normalleşiyorsun ''. bu akut fazı geçtikten sonra (ki zaten mutlaka sağlıklı kişilerde hüzün , stres yaratan büyük ya da küçük bir olay tetiklemiştir hastalığı) en az bir hafta yeme , içme ,uyuma düzeninin normalleşmesi ve sabah huzursuzluklarının geçmesi için çaba sarfediyosun ıstırap çekiyosun bir müddet daha. ilaç beyin kimyasını normalleştirene kadar. sonra yavaş yavaş yemeye , içmeye , insan gibi uyumaya , gülmeye başlıyosun. geçip gidiyor .bu arada tabi ki hayat senin düzelmeni falan beklemiyor akıp gidiyor. 4 senelik okulu böylece atılmadan yedibuçuk senede bitirme şerefine erişiyosun. ama bu bir daha hiç bu hastalığa yakalanmayacaksın anlamına gelmiyor . birgün , biyerde , bişekilde ,bi nedenle yeniden karşına çıkıyor ve şöyle bir yokluyor seni . hey ne sandın , unutmadın ya beni , ben burdayım hep yakanda bekliyorum bişey olsada binsem üstüne diyor bi silkeliyor seni. bikaç kereden sonra artık anlıyorsun bu meretle yaşaman gerektiğini . sevdiklerinde anlıyor . sonra teselli ediysun kendını; ne hastalıklar var diye . çaresiz ,ölümcül. en azından hastalığımı tanıyorum ve tanrıya şükürler olsun ki tedavisi var ve hastalık tedaviye çok iyi yanıt veriyor diyorsun. ne yapalım biz de bununla yaşamayı öğreniriz deyip yola devam ediyorsun. bir işin bir eşin , belki birgün bir çocugun olur. hayat devam ediyor .depresyona rağmen .


    şimdi klinik depresyon hastalarına , pozitif düşün , reiki yap ,kendini iyleştir y.k kürek diyen bihaberlere yazının başını oku , adam ol, fazla konuşma diyorum.
    2 ...
  39. 148.
  40. Dünya depresyondadır çünkü hergün bir yerlerde birileri içi yana yana ağlıyor, sübyanlar tecavüze uğruyor, kadınlar namus diyerek vuruluyor, birileri şiddet görüyor, hırsızlıklar oluyor, silahlar çekiliyor, kimileri soğukta üşüyerek uyuyor, açlıktan kemik torbası olana kadar bekliyor birileri ve o şekilde ölüyor. Dünya depresyondadır çünkü güzel gün kişiler için geçerlidir. Dünyanın tamamı için değil.
    1 ...
  41. 149.
  42. kücüklüyünde yasadigin olaylarinda cok büyük etkisi olur , pismanlik duygusu , guatir hastaligi gibi nedenler ortaya cikar.

    edit: ulan benden iyimi bileceksin allahsiz seovi.
    1 ...
  43. 150.
  44. can sıkıntısından ölmektir; hayatı renksiz, şekilsiz ve ışıksız görmektir. hiçbir yerden zevk duymamak, hiçbir şeyden neşelenmemektir.* azap içinde günlerini saymak, vücudu ağır bir yük gibi sürüklemektir.*
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük