Van'da olan 2 depremin nelere yol açtığını gördük. türkiye deprem ülkesi olmasına rağmen hala bu tip depremlere hazır değilse işimiz çok zor. allah korusun büyük marmara depremi yaşanırsa marmara bölgesi yarra yer gibime geliyor. aceleci davranıp kaçak konutları ve gecekondular yerine adam gibi binalar yapılması gerekiyor. maalesef hep aynı tas aynı hamam.
Allah Teala, asla kullarına zulüm yapmaz ve onların kötülüğünü istemez. Fakat insanlar kendilerine zulmederler.22 Deprem hadisesini ancak bu Kur'anî bakış açısıyla sağlıklı bir çerçevede değerlendirebiliriz. Şunu hemen belirtelim ki depremin acı bilançosunun altında ağırlıklı olarak beşerî ihmâller vardır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Allah tabiat hadiseleri için bazı kurallar koymuştur. insanların bu kanunlara uygun olarak hareket etmeleri gerekmektedir. Eğer dere yataklarına ev yaparsanız, selin evleri önüne katmasını Allah'ın bir cezası olarak değerlendiremezsiniz. Keza fay hattı üzerinde olduğu bilinen yerlere depreme dayanıklı evler yapmazsanız, depremde evlerin enkaz haline gelmesine Allah'ın cezası olarak addedemezsiniz. Bunlar insanların ihmâllerinin açık neticeleridir ve sünnetullaha uygun sonuçlardır. Nitekim Kur'an'da; "insanların elleriyle işledikleri yüzünden, karada ve denizde fesat çıkar. Allah da belki dönerler diye, yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır."23 buyurulmaktadır.
Şu halde her doğal afeti ilâhî bir cezalandırma olarak değerlendirme Kur'an açısından doğru bir değerlendirme tarzı olmasa gerektir.
Kur'an-ı Kerim, geçmiş birtakım ümmetlerin davranışları, inkâr ve isyanları sebebiyle toplu ve şiddetli azaba uğratıldıklarını bize haber vermektedir. Mesela; Hz. Nuh, Lut ve Şuayb kavimleri işledikleri hata ve günahları sebebiyle topluca helâk edilmişlerdir. Yüce Allah, bunları kitabında ibret olsun diye zikretmektedir.
Bütün bunlarla birlikte depremleri Allah'ın belirli bir kesime cevabı ve cezası olarak görmek son derece yanlıştır. Bu tarz değerlendirme, sorumluluktan kaçmak ve suçu başkalarına atıp rahatlamak ve deprem gerçeğinin insana ilişkin maddi ve somut gerçekleriyle yüzleşmekten çekinmektir. Gerçeklerle yüzleşmek, çoğu kez insana acı verir, ancak uzun vadede insanların hayrına vesile olur. Şurası iyi bilinmelidir ki hiç kimsenin, bir toplumda meydana gelen afetin, belânın veya musibetin, yaşanan, meydana gelen, ya da süregelen herhangi bir olaya, ya da kişi veya kişilere birebir bağlı olarak meydana geldiğini söylemeye hakkı ve yetkisi yoktur. Müslümanlar, değerlendirmelerinde dinin yasakladığı aşırılıklardan ifrat ve tefritten uzak durmalıdırlar. Aksi yöndeki tutumlar kargaşa ve fitne sebebi olabilir. Bu da bir tür haksızlık ve zulümdür.
--spoiler--
her geçen gün biraz daha unutulan doğal afet. aksi olsaydı 1. derecede deprem bölgesi olan bir ülkede omuz omuza vermiş onlarca katlı binalar (mezarlıklar) yapılmazdı. imarımız halen bir düzene girmedi ya ona yanarım be sözlük! 2011 ekim soğuğunda depremi düşününce içim bir kat daha titriyor. 23 ekim 2011 van depremi
Şu yeryüzünde beni en çok korkutan şeydir. Gece uyku nedir bilmem bu yüzden. Her gece onaltı kere kalkmama sebep olur. Bu benim paranoyamdır. Evet zelzele bir paranoyadır.
1999 depremini yaşamış biri olarak, düşmanımın başına gelmesini istemediğim afet. deprem sonrası o kadar çok artçı yaşadık ki o aralar sismolog gibi olmuştuk, 5 den aşağısı kurtarmıyodu. paniklemezdik bile, g.tümüzle depremin richter ölçeğini tahmin ederdik şimdi inanmazsınız genelde tutardı. allah bidaha yaşatmasın.