yerli gossip girl yapılmaya çalışılmış.tabii ki türk yapısına uyarlanarak.
dizideki pelin karakteri blair, melih karakteri chuck yerine konulmuş gibi geldi.
dizi çok başarısız.birkaç bölüm izledim.evet sırf geyik olsun diye.dizide zenginmiş gibi davranan fakir kız,geçen bölümlerde annesinden ev kirasının bir bölümünü istedi kitap almak için.iyi de bu kız pelin'in yakın arkadaşıysa yıllardır arkadaş olması gerekir zaten öyle bir hava verilmiş.her ay mı kira parasını yiyorsun salak kız!
ayrıca zengin bir muhitte oturduğunu söylüyor ve zengin kız arkadaşının her dakika evinde.diğer kız hiç mi evini merak etmedi fakir kızın bunca zamandır!hep o geliyor bir de ben gidiyim demedi mi bunca zaman.saçma.deli saçması.
bahri isimli kabız karakterin deniz'e babası olduğunu üç haftadır söyleyemediği dizi. melih karakteri tam zengin piçidir babası yaşındaki garsona haksız yere hesap sorar. yatağa attığı kızları videoya çeker modern nuri alço'dur yani. bunny midir nedir tam şirrettir melih bile daha sempatiktir bundan. gözü yüksektedir, çıkarı için annesini bile satar. annesi demişken; bunny'nin annesi saflığıyla insanı deli eder. ablası da bir demet tiyatro'daki lütfiye karakterine aşırı benzer.
başroldeki deniz de biraz kişiliksizdir nereye çekersen oraya gider modunda, yerinde olsam çoktan kütahya'ya dönmüştüm. suratında da hep ağlamış da sonradan gülmüş gibi bir hal var. biraz da ürkek bakışlı.
sonuç olarak ekranda dönen pek çok diziden iyi olduğu söylenebilir ama heralde fox tv tarafından pek sallanmadığı için akşam saat 19'da yayınlanıyor.
hafta içi günde 40 dakika süren dizi, haftada toplam 200 dakika eder! bana da daha ne bekliyosun demek kalır. boş vakti olan, günlük bir dizi takip edeyim diyen izlesin. izlenmeyecek kötülükte değil, kesinlikle prime time da daha kötülerini gördüm **, ondan diyorum.
edit: yanlız biraz gençlik dizisine yaraşır şekilde yerli pop parçaları, diziden karelerle klipleştirip hoş sekanslar yakalayıp, işin buhranına yoğunlaşacaklarına keyifli anlara yoğunlaşsalar cidden şukela olur gibi geliyor bana, bu haliyle bizim evin hallerinin devamı gibisinden... ama yinede kötü değil.
dizide bi kız var. bilen bilir trt 2 de program yapan bi kadın var ona benziyo. sürekli gülüyo gibi. dövsen de tecavüz etsen de gülümsüyo gibi. şirin bi kız tabi. dizinin asıl kızı olsa gerek.
haftaiçi hergün 19.00 - 20.00 arası fox tv'de yayınlanan aslında bu kadar kötü eleştiriyi haketmemiş zira oyuncularının hepsinin aslında konservatuar mezunu olduğunu ve dizi dışında çeşitli tiyatrolarda rol aldıklarını bildiğim tv dizisi.
tek eksisi 30 dakikalık diziye 30 dakika da reklam eklemeleri, bu sayede 20.00'yi buluyor bitişi işte.
konservatuar okumakla iyi bir oyuncu olunduğunu sananların yanılgı içinde izlediği felaket. yineliyorum; piç olmuş konular, baymış karakterler, yapmacıklık, kötü oyunculuk ve kötü çekim. al sana deniz yıldızı.
liseliler, üniversteliler izlesin diye tasarlanıp ilkokul öğrencilerinin izlemesiyle rating kazanan bir başka fox tv dizisi. bir diğeri için:
(bkz: arka sıradakiler)
dizi zaten en başından itibaren aptal saptal klişeler üzerinde oturtulmuştur.
şöyle özetleyelim;
"deniz" diye gayet mal ve rol özürlüsü bir kız var ve ankara üniversitesi tıp fakültesi'ni kazanıp ankara'ya geliyor annesiyle, ki annesi de kanser hastası. öleceğinden korkuyor, ama bunu deniz üzülmesin diye kıza söylemiyor (mal işte, mal). öyleyece çekip gidiyor amerika'ya tedavi olmaya. deniz de "annem beni artık sevmiyo üjüühühüh" triplerine giriyor (tam türk sineması yani). ama daha önce; tıp fakültesinde hoca olan, yine gayet malca bir adam var, bahri. öğreniyoruz ki deniz'in biyolojik babasıymış kendisi. ama deniz malının bundan da haberi yok pekala. deniz'in yurtlarda sürünmesini(!) istemeyen, ama yabancı bir evde böcek gibi ezilebileceğini akıl edemeyen deniz'den de mal olan anası adama baskı yaparak, deniz'i evine almasını söylüyor. adam mecburen kabul ediyor ama ailesine deniz'in öz kızı olduğunu söylemiyor. sonra birden deniz tanımadığı insanların evinde pattadanak yaşamaya başlıyor hiç sorgulamadan, ben burda bu herifin evinde napıyorum? diye düşünmeden. ve olaylar gelişiyor...
şimdi bu dizinin yıldızı deniz denen kızmış gibi duruyor böyle bakınca. ama diziyi şöyle bir inceledikten sonra, güya başrolde olan deniz karakterinin, yan rollerdeki banu ve pelin karakterlerinin yanında bir hayli silik kaldığı görülüyor. zaten bu dizi izleniyorsa, dizideki kötüleri temsil eden, melih, pelin ve banu karakterleri sayesinde izleniyordur ancak. güya başrolde olan deniz ve mavi gözlerinden başka bir özelliği olmayan mert isimli oğlan çok iticiler zira.
Şarkıları amansızca kıyına vuran...
kendi kıyısının uzağında, kötürüm bir denizyıldızı kalbim;
ve sadece sonunu duyduğunu bildiği halde şarkılarının,
bölünerek çoğalıyor kötürüm ezgileri durmadan kulaklarında,
Yüreğinde sızan kalbim, her şeyi unutmayı denediğim,
hayatımın hiç unutamayacağım bu döneminde,
hala hatırlamaya fırsatı varken;
hiç duymadığın notalarını tekrar yazıyor hayatının;
Yaşadıkları yerden çok uzakta, küçük bir sahil kasabasında,
sabah ezanı sonrası sessizliğini beklerken
ve ürperirken gözleri dalları gibi ağaçların,
yaşamının nedenini söyleyecek işte o çocuk sana...
Ölümünün nedenini anlatır gibi,
dikiş izlerinin olduğu yerden kesecek parmaklarını,
Kötürüm kalp atışlarını duymaman için...
küçük ellerinle kapayacak kulaklarını...
Şarkısının başını söyleyen gözlerimden başka,
hiç bir iz bırakmayacak ardında... *
bi keresinde bu dizide şöyle bi diyaloğa maruz kalmıştım:
-deniz durumun ciddiyetinin farkındasın dimi?
-melih durumun ciddiyetinin farkındasın dimi?
-pelin durumun ciddiyetinin farkındasın dimi?
-özgür durumun ciddiyetinin farkındasın dimi?
ve bütün bu soru cümlelerini tek bir kişi kuruyo yaratıcılık *. senaryo öyle boktan ki ciddi* bir durumu bile anlatamıyorlar. hele o başrolde ki kız...yok böyle bi oyunculuk en kuytu köşedeki ajanslardan oyuncular toplayıp bu diziye koymuşlar sanki. kötü senaryo + iğrenç oyunculuklar = 0 olmalı ama her nedense bu dizi izleniyor. evet bende izliyorum bazen! ama böyle boktan çalışmalar çekiyo dikkatimizi...