yokluğunda açan bir çiçek, sen yokken ne kadar yaşayabilir ki?
sen hiç gelmemişken bir çift mavi göz ne kadar dayanabilir ki?
bu nasıl ayrılık deniz gözlüm, bu nasıl bir perişanlık böyle,
söylesene kaç benliği daha yakayım içimdeki ateşle,
söylesene deniz gözlüm, kaçını daha vurayım şakaklarından,
kaleme adını mı sayıklatayım, kaçını daha gecede tek başına bırakayım?
sensin tanrıça kraliçem, onlara emret de bitirsinler kendilerini artık,
sana yazılan bu iki aciz kelamdan sen suçlusun bir tanem,
o sarı saçlarından da ben suçluyum artık...
deniz bugün bana seni sordu. dönecek dedim. bir daha sordu. sanırım o da anladı benim gibi. artık ağlayamıyorum. gece uyurken koklaya koklaya öptüm onu senin öptüğün gibi. uyandı yine seni sordu. artık inanmıyor bana.hala buzdolabının kapağını açıp bakıyorum öylece. sibiryadan gelen soğuk hava buraları çok etkiledi. deniz çok mutsuz. geceleyin seni sayıkladı bi kaç kez. beni affetmek çok zor biliyorum. affetmenin ne demek olduğunu da çok iyi biliyorum. gözlerini çok özledim...