Zevk meselesidir. Serin serin esen hava istiyorsan yayla, suya girip serinlemek istiyorsan denizi seçersin. ikiside iyi fakat ikisine de gidemiyorsan sıcaktan yanarsın. (bkz: cehennem sıcağı var havada)
kişisel bir tercihtir. denizden sıkılan değişiklik arayan insanların tercihidir bazen denizden daha fazla zevk vermektedir. ne o öle su aygırı gibi her gün denize girmek sıkılıyor insan. genelde biz gençler tercih etmeyiz tabii ki bunu.
denize gidip, kumdan, denizden yararlı mineralleri alır, güneşten de bir güzel enerjinizi depolarsınız ve keyfiniz isterse yanarsınız, bronzlaşırsınız, renginiz güzelleşir siz isterseniz.
yaylaya gidince, kavurucu sıcaktan, o yapış yapış nemden kurtulursunuz, püfür püfür esen rüzgarda kafanızı dinlersiniz.
yani elma dururken armudu yersiniz ya da tam tersini de yapabilirsiniz ama elmayla armudu birbirine karıştırmazsınız bütün bunları yaparken. ikisinin ayrı lezzeti vardır.
(bkz: zevkler ve renkler)
"21. yüzyılda hala yaylaya çıkmak" tarzında bir entry beklemiyor değildim hani. lakin henüz bu doğrultuda bir yorum girilmemiş. 50 derece sıcaklıkta denize girmek yerine, ortalama 25 derecelik bir yayla havasında ferahlanmayı istemek yurdum insanının en doğal hakkı diye düşünüyorum. bu olayı tuhaf bir vaka haline dönüştürme gayretinizi de anlamış değilim ey ahali!
sabahtan akşama kadar durgun su görmüş camış gibi sıcağın altında yatacağına yaylanın buz gibi havasında dolaşmayı, karpuz çatlatan sularından içmeyi, krater göllerinin tertemiz sularında yüzmeyi, tertemiz havasından solumayı, gürültü ve pislik yerine sessizliği ve tertemiz doğanın nimetlerini tercih eden kişilerin yaptığı eylemdir.
ha ikisininde tadı başkadır; ancak bir kez dahi yaylaya gidip bir gece geçirmeden atıp tutmak cehalettir.