demokrasi; tarihler boyunca geniş kitlelerin inandığı en büyük yalanlardan biridir. kağıt üzerinden iyidir hoştur, lakin devlet yöneticileri demokrasiyi hep kendilerince yorumlayıp demokrasinin özünden giderek uzaklaşmışlardır.
demokrasi denilince akla "demokrasi" gelir. ne yani cumhuriyet insanlık tarihinin en son ve en modern yönetim biçimi mi? hayır. bundan 400 sene sonra daha güzel rejimler ortaya çıkabilir. daha modern, daha demokratik...
demokrasi deyince akla cumhuriyet gelir. lakin bazen bu demokrasi yüzünden cumhuriyet tehlikeye girebilir. olağan karşılamak yerine demokrasiyi hiçe saymak gerekir.
akp'yi basa getiren yonetim bicimi... ne guzel yonetim bicimi... canım yonetim bicimi... fakat ırak'a da gelisi biraz kanlı olmustur bu yonetim biciminin... kimdi o?.. amerikaydı de mi?.. heyt be...
türkiye cumhuriyeti'nin en temel yapı taşlarından birisi demokrasidir ve demokrasinin temel ilkelerinden biri de, çoğunluğun yönetimi ve azınlık haklarının korunmasıdır. çoğunluğun azınlığa tahakkümü değildir.. çoğunluk prensibi, çoğunluğu kazanan partinin her istediğini yapabileceği anlamına gelmez.. bunun dayanağı çoğunluğun desteğini alan partinin temsil ettiği iradenin, genel irade ile özdeş olmamasıdır.. bunu özdeş kabul edersek azınlığın iradesini çoğunluğun içinde eritmiş oluruz ki bu da çoğulcu demokrasiyle taban tabana zıttır..
10 kisilik bir grup içinde 7 kisi seçiyorsa bu demokrasiye en yakın yönetim bicimidir. Ancak eger yetmis milyonluk bir ülkeyi yüzdeye vurursanız ve bu yüzde içerisinde yüzde kırkaltı oy alıp devletin her noktasına bildigin mutlak monarşi biciminde sızarsanız.. Anayasayı degistirirken sizin monarşinize karsı cıkan ülkenin son bagımsız kalan yargısını, üniversitelerini sindirmeye calısırsanız..Üstüne üstlük utanmadan tüm bunların üstüne darbe korkusuyla her iki laftan birinde demokrasiyi emellerinize alet ederseniz..
doğurduğu sonuçlar bakımından yüzde yüz uygulanabilir olmayan yonetim biçimidir; bu suretle demokrasi en çağdaş ve eşitlikçi yonetim şeklidir denemez. ayrıca iktidar gücünün uyguladığı politikalar demokrasiyi meşru kılabilir ya da eşitliği sağlayabilir.
şoyle ki; 10 kişilik bir grup içerisinden yapılan oylamada 7 kişi a'yı 3'kişi b'yi seçti diyelim ve a kabul edildi. bu surette demokrasi 7 kişiye hizmet etmiş oldu. dolayısıyla demokrasinin tanımıyla çelişen bir durum oluştu, 3 kişinin seçiminin bir onemi kalmadı. bu da demokrasinin paradoksu'nu doğurur.
sadece yüzde kırkaltı cogunlukla devletin tüm makamlarını ele gecirmekmis son zamanlarda gördügüm kadarıyla. Bildigin monarşiymiş. yüzde elliücün hic bir öneminin olmamasıymıs. cumhurbaskanını keyfe keder secebilip, anayasayı kafana göre degistirebilmekmis canım ülkemde. Neyse ne farkeder. Durmak yok yola devam degil mi ?
edit: hayır matematigimde bir sorun yok 46+53 = 99 farkındayım. Küsuratları belirtmedim o kadar.
bazi kemalistler tarafindan sakincali görünmeye baslanan sistem, efendim cahil birinin oyu ile kendi oyunun bire bir ayni olmasi, bu sakincali ve yanli$mi$.
sanirim kaptiklari kö$eleri kaptirdikca sistemleride degisiyor.
para ve güç sahibinin enformasyon araçlarını etkisi altına alarak halka kendi adaylarını seçtirmesi tiyatrosudur.
eski yunan'dan beri yazım çalışmaları başlamış olsa da fransız ihtilaliyle hızlanmış ve yakın tarihlerde sahnelenmiştir.
ne kadar enteresan, bazıları "demokrasi" kavramının birtakım sahipleri var sanıyorlar. kapitalizmin insanı her şeye sahip olmak isteyen canavarlara dönüştürdüğünden midir nedir? kavramlar bile kapış kapış pazarda... demokrasiden bahsedenleri "gerici" ve "bölücü" diye nitelendirenler var mesela. ne kadar enteresan demokrasiden bir tek kendileri kendi anladıkları şekillerde bahsedebilir sanıyorlar. ve de ne kadar enteresan, ben mesela, bunun adını faşizm diye biliyorum, bunun adına bir tek faşizm diyebiliyorum. ve faşizm bütün kötülüklerin anasıdır, bunu görüyorum.
%10'luk bir baraj sistemi ile meclise yansımayan oylarla iktidar olanların ülkeyi yönetmesi sistemi. Demokrasi sözcüğü dilimize yunanca Demos'tan gelmiştir. Bir diğer karşılığı arapça cumhur, yani cumhuriyettir. Her ikisi de aynı olmasına rağmen günümüzde farklı şekilde yorumlanmaktadır.
'Tanrılardan oluşan bir halk mevcut olsaydı, kendini demokratik olarak yönetebilirdi.'
diye buyurmuş, Jean Jacques Rousseau.
efendim bu demeokrasi denilen meret esasında tam anlamo eski yunanistandaki sehir devletlerinde uygulanmış olan bir olgudur. şimdiki demokrasiler ise sadece bu demokrasilerin ücüncü elden karbon kopyasidir. cünkü insan olgusunu bir kenara atip sadece güvenlik ve korkularla beslenen bu olgu tam anlami ile kepazeliktir.
gündelik hayatta ki sıkıntılara merhem olmayan ve insanliğin önünde bir engeldir demokrasi.
cünkü fertler toplumlardan ileridir.ne yazik ki ücüncü dünya ülkelerinde bu olgu katmerlenmiş bir vaziyette burnumuza sokulmaktadir.
ne mi yapmak gerekir işte onu bilemiycem ben toplum muhendisi değilim ama insan olgusunu unutan ve hamasetle, düzenbazliklarla ve hayali canavarliklarla beslenen
parlemantizmin ayak oyunlari ile beslenen ve demokrasiden demir kirat'a dönen bu sistem kepazeliğe dönmüstür.
özellikle ülkemizde sultan ve kullar anlayisinin devam ettiği ve bireyselliğin tu kaka edildiği ve alaturkaliğin girla gittiği bu ne yazik ki bize büyük gelmektedir.
ülkemizin görüp göreceği en özgürlükcü anayasa olan 60 anayasanin yerine 82 anayasasi denilen utancin gelmesi hala birilerine ders olmamiş ve inadina ayni aptalliklara prim vermektedirler.
sonuç mu gidin camdan bir bakın. lümpenliğin prim yaptiği aklin bir kenara atildiği, mahalle karisi gibi birbirine laf atan, politikayi ve siyaseti populizm'in batağinda süründüren kabizlik göreceksiniz.
Bütün despotizmler içerisinde demokrasi, en az dayanıklısı olmakla birlikte en kötüsüdür.
sözün özü James M. Buchanan'inda dediği gibi:
''Demokratik karar mekanizması garanti edildiği sürece her şey yolunda gider düşüncesini kabul etmiyorum. Ben bunu 'seçim safsatası' olarak adlandırıyorum.''
bazı akp destekçilerinin, bazı akp yöneticilerinin ve alenen terörist olduğu halde cezaevlerinden çıkartılıp meclise sokulan pislikleri destekleyen kitlenin içine girip, bir daha asla çıkmamasını dilediğim kavram.
öyle güzel yasalarımız var ki, demokrasi kapsamında vajina benzeri ağızlarla atatürk'ü alaya alan konuşmalar yapmak, açık açık teröre destek vermek, adam öldürmek, ülke satmak mümkün. var olan yasanın belirlediği sonucu beğenmeyip "demokrasi yok" demek de, hödük beyanatlar verdikten sonra paça tutuşunca "e ama şekerim demokrasi var" demek de mümkün, her türlü samimiyetsiz kahpelik mümkün bu ülkede. adı da demokrasi.