o sırça köşkünden çıkıp kürtlerle yüzleşmeye* gidiyor, samimiyetsiz oluyor.
o sırça köşkünde şatafatlı hayatına devam ediyor, ırkçılık yapmış, kürtleri insan yerine koymamış oluyor.
e ne yapsın bu yazar, ya da diğerleri?
sadece eğitim adına yapılan şu güzelim harekete bile bi art niyet, bi bölücülük ekliyorsunuz ya helal sizin gibilere.
nick altına girilen entry'lerle istemeden olsa sözlükte harika bir fişleme yaratmış insan.
ne güzel anlatıyorlar kendilerini be sözlük o insanlar. zaten "türkan saylan ergenekon'dan kaçmak için öldü" şeklinde dengesiz, çarpık, gerizekalı bir iddiayı savunan kesimden ne beklersin ki?
sözlükte çekilemeyen yazarlardan biri... hayatta başkası için birşeyler yapmayı başaramamış hatta kendisi için bile bişey yapmayı başaramayan kişilerin "demeteren neyi ispatlamak peşinde sence?" gibi ve buna benzeyen sorularına maruz kalan eli öpülesi yazar. keşke herkes onun gibi olsa diyeceğim ama kimse onun gibi olamaz... bu yüzden keşke herkes onun gibi olmaya çalışsa diyebilirim ancak...
edit: o örnek sadece yukarıdaki entry den alıntıdır. entry yazarına hitaben söylenmemiştir.
bazılarının korkulu rüyası haline gelmiş kişi. evet, o çocukları kurtaralım diye gittim nankör olmasınlar insanlığımızı, sevgimizi görsünler diyerek gittim. yine gidicem. bazıları nik altıma mayın döşemiş (iyi bilirler bunları, ne de olsa malum grubun sözlük uzantısı) kin- nefret kusmuş. beslendikleri ana dal bu. dünden beri "sen kimsin ki, niye gidiyosun neyi ispata çalışıyosun" diye ağzından salya akıyor. senin gibilerden kurtarmaya gidiyom o çocukları nankör. yine gidicem. o topraklar benim toprağım hadi engelle beni alnından öpeyim.
çok yüce bir insan. bunu nereden mi biliyorum? o kadar hümanist ki nankör olduğunu söylediği kürtlere yardım etmek için buradan kalkıp ta mardin'e gitti.
kendisi ile bu konuda özelden de yazıştım ama hiçbir şekilde samimi bulmuyorum bu tavrı. acaba mardin'de kürtler kadar arap çocuğu olduğundan mı tercihi mardin bilmiyorum. ne de olsa araplar nankör değil, değil mi. affedersin, onlar da bizi sırtımızdan bıçaklamıştı.
evet, mardin'e medeniyet götürmüş bir yazar. bölgenin nankör insanlarının o kara gözlerine bakıp eminim şöyle demiştir: "çok nankörsünüz"
ama daha da ötesi bunu dobra olmak adıyla yapmıştır. evet, o kadar dobrayım ki kürtlerin nankörlüklerini yüzüne vurdum, sonra da onların önündeki kaba yemek koydum ve onları azarladım: "sakın ha bu kabı da pisletmeyin!"
çevresine bakıyorum faşistler cirit atıyor, kürtleri sevmiyor, ama insan sevgisinden bahsediyor. evet, zaten kürtler insan değil. kürtlerin hepsi nankör ama biz onları sevmeliyiz değil mi demeteren? çünkü bizim temel görevimiz evcil hayvanlarmış gibi onları beslemek, raj'ın o muhteşem insanlaştırma projesini kürtleri insanlaştırmak için kullanmak.
eğer kürtlere faydanız olsun istiyorsanız o sırça köşklerinizden inip onlarla yüzyüze gelmelisiniz. yüzlerinizin aynı hizada olması yüzyüze gelmeniz için yeterli değil. insanlık olarak aynı hizada görmelisiniz kendinizi. burada ırkçılığınızı döküp iyi insanlarmış gibi reklam yapabilmek için ciddi mide gerekiyor. bunu da kimse karşınıza çıkıp söylemiyor. neden? çünkü bunu söyleyen size göre elini taşın altına koymadan eleştiren biri değil mi? hayır, hiçbir şey bilmiyorsunuz.
kürt çocuklarını, arap çocuklarını kitapla tanıştırmak bir şey ifade etmiyor eğer o kitaplar onları görmüyorsa, o kitaplarda onların tarihi yoksa ve eğer içinizdeki bu burnubüyüklüğün nedeni okuduğunuz o kitaplarsa.
eğer kürtlere ve araplara yardımcı olmak istiyorsanız önce ırkçılığınızdan kurtulun, böylece onların yardımıyla siz kurtulmuş olacaksınız aslında.
kendisi şu anda mardin'de olup gönderdiğimiz kitapları dağıtmaktadır. zirveyi yapıyoruz demiş ve tek başına gerçekleştirmiştir, bir anlık gaza gelip sonradan çark edenlerin aksine. aslan gibi ablamızdır. tebriklerin en büyüğünü hakedendir.
sabahların sultanı, ablaların ablası, 100 liralık kuru fasulyenin mimarı... çayı sıcak içen şahıs...
sosyal projelerin vazgeçilmez daimi...ve yer çekimine yenik düşen insan..*
yeter bu kadar yalakalık şimdi gerçeklere geçelim *;
burdan sesleniyorum abla sana öncelikle çay zaten sıcak olur. ayrıca ben geçenlerde kuru-pilav yedim 6 lira hesap geldi. haberin olsun. *
din konusunda provakatif yazılar yazan, esasında yazamayıp geveleyen, edebiyatı ve okumayı muhtemelen gülten dayıoğlu'nda bırakmış, gurbetçi düşmanı yazar.
Laik ve Atatürkçü bir yazar olduğu için yobazlardan, koyunlardan ineklerden ve oyunu para ile satan onursuzlardan oldukça tepki gören çok sevdiğim yazar arkadaşım,yobazları hoplattığını gördükçe bi hoş oluyorum.
şeker ne ki , bal ne ki, öyle de bir şey işte. en önemlisi onun gülmesini tanımlayacak kelimenin olmaması. yatalak hastanın başında gülsün, hasta ayağa kalkmazsa bir şey bilmiyorum.
her girecegi entry dört gözle bekledigim, tespitleri ile bana işte budur, nokta dedirten ve özellikle girilen entyler sonucu gülüşünü çok merak ettigim * saygıdeğer yazar.