köklerimizde, musikimizde olsun, edebiyatımızda olsun eksik olan bir şey yoktur...
ne ararsak fazlasıyla bulabiliriz. bize özümüzü hatırlatacak eğitimciler pek az doğrusu..
bu toplum demet akalın gibilerle geriler
özünü bilmekle kültürlenir, ilerler....
bu kadın özelinde değil ama türkiye'nin sanat kültür güneşlerinden biridir.
gerçekten donyo bozo koskonoyor.
biz bu hale nasıl geldik ya?
9 dilde şarkı söyleyebilen, yurt içi yurt dışı dans dersleri veren, yurt dışına gidip yıllarca çalışan, yasaklarla mücadele eden yasağı kaldırıp başka dansözlerle değil tek başıma çıkarım diye tek televizyon kanalı olan ülkede rest çeken, hediye bahşiş kabul etmeyen ve kendisi için ortaya saçılan onca paradan bir kuruş almayıp ekibine veren, saygı duyulan bir kalite prensip çizgisi olan bir dansöz yetiştiren (nesrin topkapı) ve bu dansözü ailece izlemiş mutedil tutucu inançlı aileler kadının kalitesi sayesinde onun giysisine bedenine değil sanatına bakıp onu bir sex objesi olarak görmeyen toplumdan biz nerelere geldik?
200 yılda yaşanacak toplumsal erozyonu biz 30 senede yaşadık.
bir kez daha yeniliyorum, bu kadın özelinde değil; ekranlara bakın, sanatçı diye ortada arz-ı endam edenlere bir bakın.
bir de geçmişe.
bizim çocukluğumuzda ki dansöze bakın.
biz babamızın annemizin kızkardeşimizin ailemizin içinde "lan" diyemezdik. kimse küfür edemez bir birine hakaret edemez bağıramazdı.
misafirin yanında veya misafir karşısında, sabah sofrada şort gecelik pijama eşofman ile oturmazdı bu durumda bulunmazdık ama oturup tv de yılbaşında nesrin topkapının dansını izlerdik.
kimse bunun bir sex show olduğunu düşünmezdi ve bu sanattı ve bu toplumun kültürüne sonradan eklenmiş bir eğlenceydi.
çünkü bunu bize hissettiren sanatçılarımı vardı.
aynı şekilde zeki müren dinlerken de...
annem babam, oğlan bunu dinleyip ibne eşcinsel gay (adına ne derseniz deyin) korkusu duymazdı. çocuklara kötü örnek oluyor demezdi.
o bir sanatçıydı ve ona paşa ünvanını vermişti bu toplum.