deli

entry349 galeri21 video9
    249.
  1. askerdeyken arkadaşım ve komutan arasında geçen diyalog;

    + olum sen delimisin?
    - yok! komutanım!
    + nerelisin?
    - niğdeliyim komutanım!
    + kaç çeşit deli vardıı..r?*
    - döört!!! deli, zırdeli, zırzırdeli, niğdeli.
    + aferin otur.
    - (kısık sesle) goduğum salaa..
    3 ...
  2. 248.
  3. yanlış anlıyorlar. deliliği yanlış anlıyorlar. çünkü onlar deli olamaz. deli olmaya cesaretleri yok. kendi kurdukları sistem bokuna batmışlar, haberleri yok. onlar deli olmaktan korkuyorlar. deli farklı olandır. sistemi kabul etmeyendir. deli gerçek insandır. siz sahteler sürüsü, sizler deliyi kendi deliliklerinize sürükleyemeyeceksiniz. asıl hasta olanlar sizlersiniz. asıl kafayı yemiş olan sizlersiniz. ama üzülmeyin, normalin bu olduğunu düşünüp rahatlatın kendinizi. bir yerlerde gerçek deliler, gerçek dünyayı yaşıyorlar. size ihtiyaçları yok.
    3 ...
  4. 247.
  5. çeşit çeşittir. akıllı versiyonundan korkacaksın. örnek aşağıda:

    "Norveçli 32 yaşındaki Anders Behring Breivik, polis üniformasıyla gittiği Utöya adasında, kampa katılan yaşları 14-17 arasında değişen gençleri bir araya toplayarak, başkent Oslo'daki patlama sonrasında güvenlik önlemi almak için geldiğini söyledi. Gençleri bir araya toplayan Breivik, çantasından silahını çıkararak ateş etmeye başladı. Yaklaşık 600 kişinin bulunduğu kamptaki gençler, polis kılığındaki sarışın Norveçlinin önce şaka yaptığını sandı ancak silahın ölüm kusmasıyla panik içinde kaçışmaya başladı. Kurşun geçirmez yelek giyen saldırgan, Norveç özel timi SWAT komandoları, adaya gelene kadar yaklaşık bir saat boyunca katliam yaptı."
    3 ...
  6. 246.
  7. dahilikle aralarında ince bir çizgi olan kimselerdir.
    1 ...
  8. 245.
  9. ingilizce delicatessen/ şarküteri kelimesinin günlük hayattaki kullanımı.
    1 ...
  10. 244.
  11. Delilerle dolu bir dünyada akıllı olmaktır.
    1 ...
  12. 243.
  13. 242.
  14. Cek Cumhuriyetinde reklamlarini gorebileceginiz cikolata ismi.
    0 ...
  15. 241.
  16. 240.
  17. hayko cepkin'in müthiş yorumladığı bir feridun düzağaç şarkısı.

    1 ...
  18. 239.
  19. --spoiler--
    elazığ akıl hastahanesinden personelin bir ihmali sonucu bütün deliler kaçar,
    elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılırlar.
    toplam 423 deli kaçmıştır. mülki makam panikler, başhekime koşup "doktor bey ne yapalım" diye
    sorarlar. o zamanın ünlü doktoru mutemet bey hastahanenin başhekimdir. mutemet bey:

    "bana bir düdük verin ve arkama tutunarak gelin" der.
    doktor önde birkaç personeli arkasında kara trencilik oynayarak bütün elazığ'ı "çuf çuf" nidalarıyla dolaşırlar.
    başhekimin tahmini tutmuştur, bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar.
    lokomotif, yani başhekim mutemet bey yönünü hastahane'ye çevirince tüm
    kaçan deliler hastahaneye geri dönmüş olurlar.
    sorun çözüldüğü için mülki makamlar ve doktorlar, trencilik oynayıp hastahaneye döndükleri için de deliler hallerinden çok memnundur.
    ancak esas sorun akşam yoklama yapıldığı zaman ortaya çıkar;
    hastaneden kaçan deli sayısı 423 iken trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612 kişidir.
    --spoiler--

    ben olsam orda, bende trene dahil olurdum çok zevkli lan.
    3 ...
  20. 238.
  21. " her şeyi yapacak yetenekte olan ancak yapacak değerde bir şey bulamayandır. *
    2 ...
  22. 237.
  23. 236.
  24. " doluya koysam almıyor
    bu bardak hep yarım, dolmuyor
    aklımla çözemedim bu işi
    deliye vurdum deliliğe vurdum kendimi"
    1 ...
  25. 235.
  26. kıskanç ve deli kocasının elinde hüsrana uğrayan bir kadınla, onu seven bir bestekarın öyküsünü konu alan, 1952 yapımı siyah beyaz türk filmi. yönetmen mehmet muhtar senaryo turgut demirağ, oyuncu kadrosu mine coşkun, abdurrahman palay, lebibe çakın, vahi öz, mahir özerdem, mine coşkun bulunmaktadır.
    1 ...
  27. 234.
  28. bir deli vardı hatırlıyorum çocuktum. kocaman gülen, yırtk pırtık giyinen, ama her zaman, zamanların her salisesinde kulağının birinde papatya taşıyan, koparılmamış, taze. papatyayla gülerdi kocaman, sakalı saça, aklı havalara karışmış, halde. ben çok çocuk, yarı açık yeşil panjurların biraz ötesinde gibi duran parmaklık demirlerine, kocaman çok çocuk başımı dayar seyrederdim, papatya gibi gülen deliyi.
    yaz diyorsun deli, deli yazılmaz ki dört harfli.
    koşuyordum sabaha yakın ışıklarda. korkardım zaten yürümeye dar sokaklarda. koşuyordum, niye bilmeden, veya korkumdan ezbere. koşuyordum arnavut taşı gibi döşeli dar sokaklların birinde, arkam sıra sanki heybetli kilise, kilisede deli saklı. takıldı başıma göre küçük ayaklarım, arnavutun birine, uzandım öylece taşlı serinliğe. sustum, sonra mı bilmiyorum yaşlarım damladı yanaklarımdan yere. gülüyordu deli düştüğüme veya oda ezbere, hep gülerdi. uzattı elini uzattım elimi, deliler gibi fırladım mı yerden veya o mu kaldırdı ne önemi vardı. gülüyordu, sadece gülerdi, gülerken anlatırdı herşeyi. anlardınız gülmelerinin makamından ne istediğini. yoksuldu, rivayet o ki kaptırmıştı aklını güzel bir kıza sanki, tıpkı sokaklar gibi. ama öyle çok gülerdi ki sanki bütün gülmeler cebinde, biz gülmeye hasret, sadece seyret. hayret papatyasını çıkardı kulağının dağınık başıyla olan boşluğundan, uzattı bana gülüyorken, her zaman gülerdi zaten. gülerken çıkardı, gülerken uzattı, gülerek arkasını döndü uzaklaştı. nasıl ve ne zaman oldu bütün bunlar bilmiyordum. ve ilk defa zamanın durduğuna şahit oldum. papatya elimde koştum tekrar, yeşil panjurlarımın sığınağına, kollarına. loştu panjurların arkası. büyük bir parkımız vardı, orada görmüştüm bir kızı, papatyayı seviyor sevmiyor diye okşayarak yapracıklarını upuzun bucaksız yeşillere bıraktığını. ağlıyordu, anlamadım. bende başladım onun gibi, delisin değilsin diyerek okşamaya. son yapracık yapmacık olmayan gülmelerde delisin diye loş odanın düştü zeminine, ben de o kız gibi ağlamalımıydım, yoksa deli-ler gibi gülmeli miydim, bir bulmaca gibi koydum küçük cebime bu düşünceyi, yaşamaya devam ettim; az gülerek ama ağlayarak çok, katıla katıla. deli diyorlar bana, haksız değiller galiba ve hala aklımda delli deli küpeli, papatya.
    gibi gülen deliyi.
    1 ...
  29. 233.
  30. 232.
  31. kafası her daim güzel olan kişi, sınırında olduğu sürece guzel şey.
    1 ...
  32. 231.
  33. aklını, anlama gücünü ve anlatma gücünü kaybetmiş veya kaybetmiş gibi zannettiğimiz kişilere verilen addır. her şehirde ve her ilçede bir kaç tane olan ve sürekli insanların dikkatini çeken insandır. çoğu genelde masum insanlardır ve çıtkırıldım bir yapıya sahiptirler.
    2 ...
  34. 230.
  35. hayko cepkin yorumu mükemmel derecede iyi olan, feridun düzağaç patentli parça.

    --spoiler--
    anlayan el sallasın,
    bana merhaba der gibi.
    --spoiler--
    1 ...
  36. 229.
  37. "Delilik şüphesiz aptallıktan daha iyidir, delilik var olmuş bir zekanın yok oluşudur. Aptallık ise var olmamış bir zekanın var olmamaya devam edişidir..." *
    2 ...
  38. 228.
  39. mor ve ötesi grubunun eurovision'da türkiye'yi temsil ettiği şarkının adıdır. şarkının sonundaki solo kısmı harikadır. hani böyle atlayıp, zıplıyor ya o işte.*
    1 ...
  40. 227.
  41. internet ortamında " -<:) " böyle gösterilir. *
    0 ...
  42. 226.
  43. mükemmel bi feridun düzağaç eseri.

    1 ...
  44. 225.
  45. 2008 yılının 15 şubat'ında ilk kez dinlediğimiz güzelliktir.

    haydi hatırlayalım o heyecanı:

    ]
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük