Bir bülent ortaçgil klasiğidir. Şebnem ferah'ın yorumuyla ayrı bir güzeldir..
Sözler de şöyledir:
Zaman Düşer Ellerimden Yere
Oradan Tahta Boşluğa
Saatler Çalışır, izinsiz
Hep Bir Sonraya
Resimler Sarı Güneşsizlikten
Duygular Değişir
Dostlar Dağılır Dört Bir Yana
Kendi Yollarına
Ve Sen, Ben Değirmenlere Karşı
Bile Bile Birer Yitik Savaşçı
Akarız Dereler Gibi, Denizlere
Belki de En Güzeli Böyle
Sen, Ben Değirmenlere Karşı
Uçurtma Uçar Sözlüğümden
Geri Gelmeyecek Bir Kuştur
Yaşanmamış Kırıntılar, Sadece Bir Düş
Zaman Düşer
sanço panço nun anlamadığı, dulsinea nın anlayıp anlamamazlıktan geldiği, zaten anlamak gibi bir kaygısı olmayan don kişot un savaş açtığı, şövalyemsiler..
ve sen
ben
değirmenlere karşı
bile bile birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle...
sözleriyle ve şebnem ferah'ın eşsiz yorumuyla geceye renk katan şarkı. tarafıma iadeli taahütlü gönderilen bu şarkının üzerinde gülümseme pulu vardı sanırım ki benim yüzümde gül açtırdı.
"zaman düşer ellerimden yere
oradan tahtaboşa
saatler çalışır izinsiz, hep bir sonraya" derken zamanın akışını engelleyemeyeceğimizi, hızına ayak uyduramayacağımızı hatırlatır.
"resimler sarı güneşsizlikten
duygular değişir
dostlar dağılır dört bir yana, kendi yollarına" kısmıyla, hatıraların artık gün yüzüne çıkarılmadığından unutulmaya başlandığı, insan büyüdükçe hislerinin değiştiğini, hisler değişirken zaman akmaya devam ettiğinden dostların birbirinden yavaş yavaş uzaklaştığını, kendi kaderlerini çizip farklı yönlere ayrıldığını bildirir.
"ve sen, ben; değirmenlere karşı
bile bile birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle" bölümüyle ise don kişot misali değirmenlere karşı boşa savaşan iki bireyin sonunda rüzgara karşı koyamayıp yeryüzünde birbirini kaybettiklerini anlatır. **