12 türk hikayesinden oluşan; Oğuzların o dönemki folklorik değerleri ve kahramanlık, yiğitlik, cesurluk vb. gibi üstün bireysel değerleri üzerine sonuçlara ulaşabileceğimiz hikayeler.
el yazmasını okumanın herkesin gerçekleştirmediği metindir. zordur. hikayeler bayındır han'ın ziyafeti ile başlar. dedem korkut'un duasıyla biter. dede korkut burada bilge kişidir. hükümdarlara kılıç kuşatır, çocuklara isim verir, dua eder. başı sıkışan dede korkut'a danışır. Türk yaşayışının, türk kültünün bir ürünüdür. dış oğuz ve iç oğuzların mücadelelerinin anlatır. hikayeler büyük bir destanın parçaları gibidir. eski türklerin yaşayışlar hakkında bize bilgi verir. destandan halk hikaesine geçişin bir örneğidir. Halk hikayelerinde olduğu gibi konuşmalar nazımla, anlatımlar nesirle yazılmıştır. yani şiir ve düz yazı iç içedir.15. yüzyılda yazıya geçirilmiştir. kuzeydoğu anadolu'da yaşayan türkleri konu alır.
hikayeler 12 tanedir ve bir bütünü oluşturur. kahraman bayındır han'ın damadı kazan bey'dir. çoğunlukla kazan bey hakimdir ancak bayındır han yönetici olduğu için arada bir görev yapar.
ailede kadın çok önemlidir, kadınlar da savaşçıdır. buna rağmen erkek çocuk kız çocuktan üstün sayılır. isim koyma, beşik kertme, nilan gibi törenleri olur ve bu törenlere anlatıcımız dede korkut başkanlık eder. din ön planda değildir ama belli başlı yerlerde karşımıza çıkar, bu yönden geçiş dönemi eseridir.
şiirsel ve öyküsel bir anlatımı vardır. olaylar nesir, konuşmalar nazımdır. şiir bölümlerinde ölçü ve düzen yoktur.
anlatıcı dede korkut'tur ancak kimin söylediği belli değildir, dede korkut söylemiş olabilir. kitapları okunabileceği gibi trt de gösterilen filmleri de izlenebilir.
Sadece döneminin dil özelliklerini yansıtmak değil her bakımdan Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri, belki de birincisidir. Fakat eserin değerini idrak edebilmek için önce bir zahmet eseri okumak, fakat tedristen bağımsız, not korkusundan azade, anlayarak, hazmederek, mukayese ederek okumak gerekir.
Derste hikayeler muhtemelen Osmanlıca nüshadan okunmaktadır. Zaten eski harfleri bir yıl önce sökmüş olan zihin bir yandan sözcükleri okumaya diğer yandan da metni anlamaya çalıştığı için zihin bölünmekte ve bünye zorlanmaktadır. Zorlanan ve zaten zevk almadığı bir işi yapan bünyeden de eserin gerçek değerini idrak etmesi beklenemez.
Dede Korkut Hikayeleri çok övülür, çok pohpohlanır, çünkü hikayelerde kullanılan üslup, yapılan benzetmeler, söz oyunları, aliterasyon gibi kimi teknikler; satır aralarında Türklerin günlük yaşamıyla ilgili verilen birçok bilgi, Türkün dünyaya bakışı, dünyayı algılayış biçimi, Türkler de aile yapısı ve Türk toplumunda kadının yeri, Türklerin doğayla, hayvanlarla ve bitkilerle kurduğu ilişki, yaşam biçimi vs. özellikleri içerir. Dede Korkut Hikayeleri bu yüzden önemlidir, bu nedenle değerlidir. Hülasa "Derste okutulsun da Filoloji öğrencileri Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini öğrensinler" diye değil gerçekten bir şaheser olduğu için değerlidir.
Sözün bundan sonrasını Ünlü Türkolog Prof. Muharrem Ergin'e bırakalım; bakalım Dede Korkut'la ilgili neler söylemmiş hoca:
önsöz'den
"Türk edebiyatı tarihinin en büyük âlimi Prof. fuat köprülü'nün derslerinde söylediği bir söz vardır: Bütün türk edebiyatını terazinin bir gözüne, dede Korkut'u öbür gözüne koysanız, yine dede korkut ağır basar.
Dede korkut kitabının değerini ifade etmek için bundan daha güzel bir söz bulmak mümkün değildir. gerçekten dede korkut kitabı türk edebiyatının en büyük âbidelerinin, türk dilinin en güzel eserlerinin başında gelir."
(Prof. Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, boğaziçi yayınları)
Bir yarıyıl boyunca her derste okuyunca kabak tadının doruğuna çıkaran; insanın her yerde "hanum hey", "görelim hanum ne soylamış", "boy boyladım soy soyladım" gibi enteresan kalıplarla konuşmasına sebep olacak hikayeler.
Çok övülür pohpohlanır ama döneminin dil özelliklerini yansıtmak dışında çok bi önemi yoktur; oğuz kağan destanının islamiyet destekli ikinci sürümü gibidir. Yazımında bütünlük bulunmaması okuyanları zorlar çok.
bu gün yeryüzünde sadece iki el yazması nüshası bulunan eser. nüshalardan biri almanya'daki "Dresden krallık kütüphanesinde", diğeri ise "vatikan kütüphanesindedir". Dresden nüshasında toplam on iki hikaye mevcuttur. vatikan nüshasında ise bunların altı tanesi bulunmaktadır. ünlü türkolog prof. fuat köprülü, bu eser için şu ifadeyi kullanmıştır: türk edebiyatının iki bin yıllık birikimini terazinin bir kefesine, dede korkut hikayelerini de diğer kefesine koysak dede korkut ağır basar.
dresden nüshasının başlığı: kitab-i dedem korkut alâ lisan-i tâife-i oğuzan
vatikan nüshasının başlığı: hikâyet-i oğuznâme-i kazan beg ve gayri
dede korkut hikayeleri islamiyet öncesindeki halk edebiyatının anonim ürünlerinden biridir.** hikayelerde oğuz boyunun komşularıyla olan ilişkileri, aile ve toplum yapısı, devletin yönetimi gibi birçok konu işlenmiş. akıcı ve çok sade bir türkçe kullanılmış. olayların anlatıldığı bölümler düz yazı; diyalog bölümleri ise şiir biçiminde. hikayelerin geçtiği zaman ve mekanlar bilinmese de islamiyet öncesi türk kültürünü ve dilini bilmemize yardımcı olan en önemli eserdir.