karşıdaki insan bunu anladığı an, herşey iyi ya da kötü bir şekilde değişmeye başlamıştır.
"insanlara ne kadar çok değer veriyorsanız, onlar da kalkıp o kadar tepenize biniyorlar. Hele bir de verdiğiniz değeri onlara belli ederseniz!" -Anton Çehov-
Kimi zaman iyi kimi zaman kötü sonuçlanan bir hadisedir. Karşıdaki kişi bu değeri hakeden biriysen ne siz ne o mutsuz olur ama bunun tam tersiyse o insandan ne size nede bir başkasına hayır gelir.. Bence sorun insanlara değer verip vermemek değil, bu değeri hak edene vermektir!
karşılığını alamadığımız için pişmanlık duyarız ki zaten insanın canını sıkan, kendine kızmasına sebep olan durum da budur. şu sözü hatırlatır;
*DEĞDi Mi?
Bazen üzülüyorum kendime; yaslanıp yürüdüğüm doğrularımla, yanlış omuzlara baş koymuşluğuma.
Ben verdikçe isteyen ve hep "fedakarlık gerek" diye sineye çektiğim insanlarla kesişen yollarıma.
Hani yüreğimde taşıdıklarım ağır gelmedide bana, yorulduğumda umutlarımı tazeleyecek bir yüreği karşımda bulamadığımda tükendim.
Ruhumdaki bu kanayan yaralar dinmiyor ve aynaya bakınca; yüzümdeki "Değdi mi ?" diyen o acı tebessümü bir türlü silemiyorum..
Hayatındaki insanlara değer verirsen giderler.
Değer vermezsen de giderler.
Yani insanlar gider.
Kasma..
diye bir söz var. tamam iyi hoş fakat ya değer verilecek kişiyi bulduysan ama ona değer vermediğin için giderse? bu biraz doğru zaman yanlış insan, yanlış zaman doğru insan olayına dönüyor sanırım.
sonunda gerçekten başa patlayan olaylar zincirinin ilk adımıdır. bir o kadar da anlam veremediğim olaylardır bunlar. eğer herkes değer görmek istiyorsa sevdiklerinden, o halde istediklerini alınca niye kıymetini bilmezler? peki değer veren kişi neden pişmanlık duyar? henüz cevaplarını bulamadım bu soruların.