[muhalif-provokatör]
herhangi bir işi-davranışı ödev olduğu için değil mantıklı, kaçınılmaz(o işi sevdikleri için dahil) veya alışkanlık olduğu için yapan insanlardır. mantığını kavrayamadıkları durumlarda emir almaktan nefret ederler ve zorlanmaları halinde çok feci sonuçlar ortaya çıkabilir. bu tipler sürüye(topluma), değişime uymakta zorlanırlar, bunun sonucunda ise "üstlerine düşeni yapmamalarından dolayı" eleştirilirler ve böylece "düşmanlaşırlar". bu yüzden genellikle doğal olarak muhalif bir duruşla bütünleşmiş haldedirler, kontra olarak eleştirecek, yerecek, yıkacak (ve belki yeniden inşa edilecek) şeyler ararlar. daha iyi veya daha kötü olmaları gibi bir durum söz konusu değildir, sadece genel şartlar elverdiği müddetçe gerekli-kullanışlı olabilirler. provokatörlük para kazandıran bir meslek olsaydı, bu kişiler milyoner olurdu.
[inançlı-amaçlı]
çoğu zaman gerçeklikle çelişen bir inanç ve amaçla hareket eder. hatalar silsilesidir. hayal dünyası geniştir. ödevin mantığını kavramak için en uçlara ve en derinlere gitmekten çekinmez. çekinse de gitmek zorundadır zaten, çünkü başka çaresi yoktur. amaç kendine doğru çekerken inanç iter.
[şüpheli-karamsar]
kendi durumunu iyi analiz edebilmesi durumunda şüphe ve karamsarlığa kapılacağı gibi yine hayalperest ve duygusal iç dünyasının gücünden faydalanarak canlanır, ayağa kalkar. latin bir atasözüne kulak verir "dünyadaki en büyük erdemlere sahip olan kişiler aynı zamanda en aşağılık insan olabilme potansiyeline sahip kişilerdir".
[vicdan azabı]
en kuvvetli hislerden biri yine bu kişilerde doruk noktadadır. hiçbir şey vicdan azabından daha kuvvetli bir yönlendirici olamaz.
[kararsız-tembel]
tembel olduğu için kararsız, kararsız olduğu için tembeldir, ikisi birbirini besler. bu yüzden ortaya yapıcı iş gücü yerine ya genellikle ilk etapta yıkmayı-yoketmeyi hedefleyen düşünce-fikir ya da kaçınılmaz olarak uç ve ani eylemler-geçici performanslar çıkar.
[bilgelik sanrısı]
haklı olduğunu farkettiği bir konuda herşeyin çözüldüğünü, bütün hikayenin sona erdiğini sanır. sınırlı fikirlere ulaşabildiği, az bir araştırma yapmış olduğu konuda bile haklı olduğunu zanneder. futboldan çok iyi anlayan birinin siyasetten de anladığını sanması, matematikten anlayan birinin din ve felsefeyi de iyi bildiğini sanması, resim yapma konusunda ustalaşmış birinin şiirler konusunda da atıp tutması... kibir farkındalığı bu sanrının tek panzehiridir.