6 Mart 1946 - Grantchester doğumlu. Grubun gitarist ve vokalisti. Syd Barrett'ın okul arkadaşıydı ve ona ilk gitar derslerini veren kişidir. Gruba 1968 yılında, Barrett'ın durumunun gittikçe daha kötü olması üzerine alınmıştır ve gerçekten yapılabilecek Gilmour'dan daha iyi bir seçim olamazdı...
Gilmour'un gelişi Pink Floyd'a müzikal açıdan çok şey katmıştır. Pink Floyd'dan önce ihtiyacı olan her grup için parti ve konserlerde gitaristlik yapıyordu. Bir ara Jokers Wild adlı bir grup kurmuş ve Fransa'da kalmış, ek iş olarak da modellik yapmıştır.
Syd Barrett ve grubun geri kalanıyla tanışıklığı okul yıllarındandır. Daha sonra Fransa'ya gittiği dönemde Pink Floyd ün kazanmış ve ilk albümünü yapmıştı ancak Syd Barrett da gittikçe birlikte çalışılamaz bir hale gelmişti. Arayış içinde olan Pink Floyd, Gilmour Fransa'dan dönünce onu, "çok iyi bir Syd Barrett taklidi" olabileceğini düşünerek gruba davet etmiştir. Başlangıçta gerçekten de bir Barrett taklidi olarak çalmış ancak daha sonra Waters'ın bestelerinden oluşan bütün o büyük albümlerde son derece duygulu, melodik ve ustalıklı gitar soloları ve güzel sesiyle Pink Floyd müziğini üst noktalara taşımıştır.
Waters sonrasında ise grupta bestecilik ve liderlik vasfı Gilmour'a geçti. Bu dönemde yapılan iki Pink Floyd albümü müzikalite ve maddi başarı olarak çok iyi sonuçlar çıkardılar ancak Roger Waters'ın eksikliği asla, hiç kimsenin görmezden gelemeyeceği kadar büyük, dev bir boşluk olarak hep orada kaldı. Örneğin "The Division Bell"'deki "Keep Talking" çok iyi bir parçadır ve ortadaki muhteşem enstrümantel bölümde yıllar sonra ilk kez "gerçek" Pink Floyd'un dönüşünü hissetmemek imkansızdır. ister istemez insan Waters'ı arıyor.
jimmy page gibi inanılmaz bir tekniği yoktur, yngwie malmsteen gibi deli hızlı çalamaz, ama herkesten iyi olduğu bir nokta vardır, dünyanın en ruhlu gitaristidir, bir şeyler anlatır adeta gitarıyla. bu yüzden gelmiş geçmiş en iyi gitaristlerdendir.
Geçenlerde rüyamda, bir yunan adasında karısı polly ile beraber baklava ve kurabiye satarken karşıma çıkmış efsane gitarist. Aramızda her tür diyaloğun geçmesi söz konusuyken (bkz: david gilmour solo atarken çarpılmak) şöyle bir diyalog yaşandı:
-David'ciğim bak bu baklavalar hiç olmamış ama bunlar ne böyle ya?
+ Ya doğru söylüyorsun yunanlılar stilinde yaptık biraz.
Ardından, tuhaf bir mekan değişimi ile okuldaki herkese David'i gördüğümü anlatıyorum. Millet hayranlıkla bakıyor ve ben de klişe birkaç cümle söylüyorum.
-Beyler, gerçekten çok mütevazı, büyük bir sanatçı görmeliydiniz.
edit 1:kesinlikle alkol almamıştım. Galiba bilinçaltındaki son dönemlerde başlayan on an island manyaklığının sonucu böyle bir rüya oldu. (bkz: Castellorizon)
edit 2: Koca David Gilmour'un 'mütevazı ve büyük bir sanatçı' olmasının yaptığı baklava ve türevi tatlılara dayandırılmasıda bilinçaltımdaki rezil neden-sonuç ilişkilendirilmesiyle alakalı olsa gerek.
kendisini gitara yeni başlayanların izlememelerini öneririm. çünkü bu adamın çaldığı soloların ruhunu yakalamak gamlarla, bendlerle olacak iş değil... "neymiş ulan bu ruh!?" diyenlere yutub'a comfortably numb yazıp pulse konser videosunu seyretmelerini öneririm. bir de aynı konserde yanılmıyorsam the great gig in the sky şarkısının bi kısmında bayan vokalin coştuğu bir yerde kadına bir bakışı vardır ki bombadır. 1:30:06 dolayları...
"oha baba sen ne yaptın bizde gitar çalıyoruz ama gitar dile gelmiyor" dedirten pink floyd gitaristi,solisti,herşeyi. comfortably numb ile gönülleri parçalamış,shine on you crazy diamond ile yerine getirmiş bir nevi kardiyovasküler cerrah.
Gün itibariyle kendisi 64 yaşına, biricik albümü on an island ise 4 .yılına girmiş bulunmaktadır. En derinden saygı sunulası, solo atan ellerinden öpülesi gitar tanrısı.
eğer tanrının bir sesi olsaydı bu kesinlikle david gilmour'un sesi olurdu. yüzyıllarca yaşamasını dilediğim ulvi şahsiyet. müzik kültürümün, zevkimin, yelpazemin artık neyse o yer; onun tam ortasında david gilmour var.
iddia ediyorum ki shine on you crazy diamond yer yüzünde yapılmış, yapılacak en güzel şarkıdır ve bunu en güzel söyleyebilecek kişi de gilmour'dur.
playing guitar feels more natural than talking (türkçe meali: gitar çalmak konuşmaktan daha doğal geliyor) diyen yavaş ama çok etkili gitarist. (bkz: comfortably numb)
Gelmiş geçmiş en iyi müzik gruplarından Pink Floyd'un en taş gitaristi ve de solistidir. Hem bir rock solisti, hem doğuştan torpilli genetiği hem de mal varlığı nedeniyle her erkek evladının delice kıskanması gereken şahsına münasırdır.
aynı zamanda 7 çocuk babasıdır. Sanırım her aynaya baktığında, daha fazla üremeliyim demektedir, haklıdır da.
attığı comfortably numb solosu, kanımca dünyanın en iyi sololarından biri olan, bu kadar yakışıklı bir adam, dünyaya bir daha gelemez dediğim, tanrı'nın bitirme tezi, gitarın bitiren tanrı'sı...