ingiltere'ye dönmek için bilet parası toplarken denk geldiğim, "abi işsizim! doğudan geldim...memleketime dönece..." derken kendisinden hızla uzaklaştığım futbolcu.
yazık oldu kendisine velhasıl kelam. sen o kadar kariyer yap...
gelmesi bile büyük bir olaydı kabul etmek gerekir ki. ağır bir sakatlıktan çıkmış olması, uyum süreci performansını etkilemiş olabilir fakat asıl önemli olan ankaragücü yönetim kurulunun takımı iyi yönetemediği gerçeğidir ve bu durumun da dolayısıyla vassell'e yansımasıdır. türkiye'de kulüplerin ne kadar amatörce yönetildiğini gülerek izliyordur vassell. yanlış zamanda yanlış ülke ve takıma transfer oldu diye düşünüyorum. evine dönerse kitap bile yazabilir.
geldiğinde 200 300 arabalık konvoyla karşılanmış şimdi ise otel parası ödenmediğinden dolayı otelden kapı dışarı edilmiştir. yazık ya gerçekten yazık. ne yapacaktın ki geldin diye de sorarlar adama yaşın yetmiş işin bitmiş. yap jübileni otur evinde.
ankaragücü'nden maaşını alamadığı için fifa'ya başvuran ingiliz forvet. bu arada vassell'in menajerinin yaptığı açıklamadan öğrendiğimiz kadarıyla vassell'i sezon başında fenerbahçe, beşiktaş ve trabzonspor da istemiş. onlar da hikmet karaman'a jest yapmak için ankaragücü'nü seçmişler. şimdi ise maaşını alamadıklarından dolayı büyük bir sitem etmiştir vassell'in menajeri.
kendi sitesinde çok samimi ve içten yorumlar yapan futbolcu... cidden bütün olumsuzluklara rağmen seviyor gibi türkiye'yi ve ankara'yı. ayrıca Atatürk'ün ne kadar önemli bir insan olduğundanda bahsediyor. elin ingilizi bile anladı bi bizim başımızdakiler anlamadı...
ciddi anlamda içimi sızlatan futbolcu , sana ne yapmışlar öyle , o nasıl bir günlüktür havalandırma boşluğunu izliyorum ne lan , nasıl bir psikolojik yıkıma sürüklediler seni bak yazarken bile üzülüyorum ben bu çocuğa.
ingiltere'de takım bulamazsam en azından açık bir kapı bırakayım manası ile kişisel bloguna yazdığı günlükle bizimkileri fazla gaza getirmiş, duygulandırmış oyuncudur. Adam geleli 6 ay olmadı Türk tarihini baştan sona ezberledi değil mi? Bırakın bu işleri.
yazdığı günlükte milliyetçi duygulardan ziyade bir futbolcunun zor günlerini hissettiren, ingiliz forvet.
futbolcuların robot olmadığını anlamak çoğu futbolsever için anlaşılamaz bir düşünce olabilir, ama emin olun onlar da insan. sen üzüldüğünde yatağına başını koyup tavana gözlerini dikip bakıyorsan, ingiltere milli forması giymiş adamın üzülüp odasında yatarken havalandırmanın gürültüsüne kafayı takması niye anormal olsun?
adam gayet insani bir şekilde günlüğünü paylaşmış. nişanlandığı kız arkadaşından, ölmek üzere olan köpeğinden bahsetmiş.
ne istiyorsunuz adamdan?
her maçtan sonra alınan veya kaybedilen puanlara göre ezberletilmiş sözler söyleyen robotlardan bıkmadınız mı?
içim sızladı lan resmen. valla kaldığı otele gidip dertleşmek istiyorum kendisiyle. ankarayı kendisine sevdirmeyede çalışırım. ingiliz milli takımında oynamış adamsın ben bile alıştım ankaraya sen nasıl alışamadın derim. gerekirse sıhhiyede tavuk döner + ayran ısmarlarım. başkasınada yapmam bu kıyağı...
Türkiye'ye gelen en kariyerli ingiliz futbolcu olan Vassel'in uyum sorunu yaşaması son derece doğaldı ama blogunda hayranlarıyla paylaştığı duyguları "göz yaşartacak" cinstendi.
8 Aralık
Birşeyler olmaya başladığını hissediyorum. işler değişiyor, sadece bilmek istediğim iyi mi olacak yoksa kötü mü? Bugün bana Ankaragücü taraftarının artık beni istemediği şeklinde haberler gösterildi . Şimdi annem kaygılandı.
15 Aralık
Burda yaşadığım problemleri ve çıkış yolunu düşünmekten uyuyamıyorum. Yatağımda uzanmış yatıyorum, havalandırma cihazının gürültüsü, stresli düşüncelerin makine dairesini andırıyor, acımasız. Bir hareket planı belirlemem lazım.
16 Aralık
Bugün otelimin önünde bir trafik kazasına şahit oldum. Bir taksi kontrolünü kaybetti ve bir başkanısa çarptı. Şok ediciydi ama burası için pek şaşırtıcı değildi. Odama dönüyorum. Ve bu dili öğrenip öğrenemeyeceğimi düşünüyorum. favori cümlem "bier cay lutfen"
21 Aralık
Bir kaç ay önce bir keçinin kurban edildiğini gördüm. O gün hayvansever olduğumu anladığım gündü. Burda kurban törenleri normal ama hiç benim gibi rahatsız olabilecek insanların varlığını düşünmüyorlar mı? Bunun yardım için yapıldığını biliyorum, acaba daha başka nelerle karşılaşacağım?
2 OCAK - LONDRA'DAN AYRILIŞ
ihtiyacım olan bir araydı. Sevgilim Amani ile nişanlandığımızı duyurmaktan gururluyum. ingiltere'de bıraktığım köpeğimin odasına bir webcam kurdum, yakalandığı hastalık nedeniyle günleri sayılı, belki de bu onu son canlı görüşüm olacak.
Kendimi bir filmde gibi hissediyorum. Ailesi tarafından savaşa gönderilen başrol oyuncusuyum, fonda acıklı bir müzik var, izleyiciler ise patlamış mısırlarını yiyorlar.
Londra'nın soğuk havası, Türkiye'ye dönüşte Ankaragücü atkımı takmam gerektiğini hatırlatıyor. Ama boynuma doladığım atkı biraz sonra çok sıkı geliyor, acaba bu bir metafor mu yoksa ben mi çok hassasım? Atkıyı arabada unutuyorum. Acaba hayranlarımdan biri bana yeni bir atkı gönderebilir mi?
Adam ne haldeymişte bizim haberimiz yokmuş geremi'de böyle giderse bir blog açar içini döker malüm kulübün başında gökçekler olursa ankaragücü ağlama duvarına döner.