ezilenlerin ezenlere karşı seslerini duyurabilmeleri için uğraş vermiş üç insanın onurlu ölüşlerinin hikayesi. insana değer veren herkesin okuması gereken bir kitap. maalesef ki gözardı ediliyor toplumumuzda. okuyun, okutun ki o dönemlerdeki hukuk ve demokrasi rezaletini iyice görün!
önce toprağa gittiler. biri akarsulara, denizlere karıştı, su verdi, can verdi toprağa. diğeri özünü buldu toprakta, denizlerden gelen suyla filizlendi bir gül oldu. üçüncüsü ise tırtıldan özgür bir kelebeke dönüştü, uçtu, filizlenen gül'e kondu.
insanın mantığının , kafasının almadığı; solcu geçinip bölücülük yapan , pkk sempatizanlığı yapan , abd .uşaklığı yapan , halkına rağmen halkçılık yapan , saçmasalak fikirlerin sahipleri olan , sadece gruplarına verdikleri adlarla bu üç fidana benzeyen insanımsıların bu fidanlara bu fikirlere sahip çıkması. (bkz: bu ne yaman çelişki anne)
dağ gibi karayağız birer delikanlıydık,
babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı
kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
ecelsiz öldürüldük
dövüldük, vurulduk, asıldık.
vurulduk ey halkım, unutma bizi...
darağacında üç fidan, ilk etapta nihat behram tarafından 1975'te vatan gazetesi'nde yayınlanan bir yazı dizisidir.
18 gün yayımlanan yazı dizisi hakkında nihat behram'a dava bile açılıyor. daha sonra bu dizi kitap oluyor. o da dava açılmasına sebep oluyor. hatta nihat behram vatandaşlıktan çıkarılıyor.
kitap bir süre yasaklanıyor. sonra bir ara ''yürekleri şafakta kıvılcımlar'' adıyla yeniden basılıyor. 22 yıllık yasaklı sürecin ardından 1998'de ''darağacında üç fidan''adıyla basılıyor ve kısa sürede korsan basımlarına rağmen 15 baskı yapıyor.
gelelim bu üç fidana.
devrimci gençler deniz gezmiş(25), hüseyin inan(25) ve yusuf aslan (23)tc anayasasını tebdil, tağyir ve ilga etmekten yargılanır. yargılandıkları mahkeme ise sıkıyönetim mahkemesi. halbuki 353 sayılı askeri mahkemeler kuruluşu ve yargılama usulü kanununa göre , yalnız sıkıyönetim askeri mahkemelerindeki hakimler değil, yargı görevlerini olağan dönemlerde yapan askeri mahkemelerde bile hakimler, hakimlik güvencesinden yoksun. hal böyleyken yapılan yargılama sağlıklı bir yargılama olmaz, suçla orantısız ceza verilir.
bir bankanın soyulmasının, dört amerikalı erin kaçırılmasının, tc anayasasını tebdil, tağyir ve ilga etmek suçunu ilgilendiren bir vasıf ve mahiyeti yok. banka soygununun ayrı, adam kaçırmanın ayrı ve beş-on senelik hapsi gerektiren cezaları var. ama ilahlar kurban istiyor.
bu üç gencin idamları bile çare olmuyor. o günkü hakim zümre haberi ilk veren spikeri, sesinin titremesi nedeniyle işinden ediyor, mezarlığa ilk giden genç tutuklanıyor, sokakta ilk bağıran kadın, alınıp götürülüyor.
bu üç gencin dramatik idamını anlatan nihat behram,''deniz gezmiş davasına yeniden bakılabilir mi?''sorusunu dönemin hukukçularına soruyor.
bu arada behram, kitabı şiirleriyle süsleyerek ve de duygusal betimlemeler kullanarak kitabı yalnızca belgesel bir anlatı olmaktan çıkarıp, edebi de bir hava vermiş.
viet-nam'dakileri, kore'dekileri kendilerine kardeş gördükleri için, çektikleri ızdıraplardan dolayı, eğlenmeyi kendilerine hiç bir zaman yakıştıramayanlardır.
üç fidandılar onlar
gül fidandılar onlar
uzatmalı itler
çevirdiler yollarını gemerekte
oy ben ölem devrimciler ölür devrimler susmaz sürer
onlar üç fidandılar
onlar gülfidandılar
daha toy geçliklerini devrim için bağımsız türkiye için
ederlerken feda
mağrur ve onurluydular
evlerinde oturup ağlayanlarla
boyunlarında ağır zincir taşıyanlarla
çıkmadılar yola
onlar üç fidandılar
onlar gülfidandılar emperyalizme oportünizme faşizime
barikat kurdular
onurlu cesaretleriyle
ve onlar
boş gecelerini değil
boylu boyunca
kavgaya verdiler ömürlerini
ve onlar
devraldıkları bayrağı idam sehpasına giderken
onurlarıyla devrettiler
teslimiyetçilerin suratlarına tükürerek...
nihat behramın 1975 yılında vatan gazetesinde dizi yazısı olarak yayımlamaya başladığı daha sonra kitap haline getirdiği 1988de farklı bir isimle piyasaya sürdüğü deniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan'ın hayatlarını anlattığı kitap.
boğazında ilmekle ölüme giderken bu kadar delikanlı olabilmek kaç kişiye nasip olabilirdi. ama beni bu kitapta asıl kopartan şey idam kararları açıklanmış, uygulanmasına iki gün kalmış hüseyin'in avukatından toprak ve tarım reformu ön tedbirler yasa tasarısı incelemek istemesi ve avukatından rica etmesi olmuştur. tasarının köylüye ne getirip ne götürdüğünü görmek istiyordu. hüseyin tasarıya sahip olmuş, incelemiş notlar almıştı.
yıllar önce ilk okuyup bitirdiğim gün, gazetenin birinde, Antalya'da 17 yaşındaki bir eczane kalfası gencinin okuyup bitirdikten sonra intihar mektubunda kitaptan etkilenerek intihar ettiğini yazdığını, okuduğumda, dumur olduğum, kitaptır.
günümüzden sadece otuz sene önce yaşanmış olaylardan ne kadar bi haber olduğumuzun farkına vardıran, çoğu insanın yakın tarih hakkında hiç bişey bilmekdiklerini üztüne basa basa öğreten siyasi bir kitaptır. kitap içinda "devgenç" örgütünün anadoluda yaşadıkları ve anadolumuzun güzel insanlarının onları " devletin gençleri" sandıklarını yazabilecek kadar tarafsız hazırlanmış, güzel resimlerle de süslenmiş, her türk gencinin mutlaka okuması gereken bir eserdir. siyasi görüşünüz ne olursa olsun o yılları okumalı ve öğrenmelisiniz.
nihat behram'ın 12 mart darbesi sonrasında deniz gezmiş, hüseyin inan ve yusuf aslan'ın dışarıda son günlerini, yakalanışlarını anlatan belgesel anlatı tarzında bir kitaptır. devrimcilerin 6 mayıs 1972 tarihinde darağacına çıkış öyküleri ve idam anları çok duygusal bir üslupla anlatılmıştır. bazı bölümlerinde şiirlere de yer verilen kitapta 30 sayfa deniz gezmiş, hüseyin inan ve yusuf aslan,ın siyah-beyaz fotoğraflarına ayrılmıştır.
nihat behram' ın şiirleriyle akıcılığı bozulmuş olsa da sağlam bir kitap. asıl çıkarılan sonuç, üç arkadaşın haksız yere idam edildiğidir, üçlünün düşüncelerinden değil de daha çok olayın hukuki yönünden ve son anlarından falan bahseder.