Settle down now and sit with me
Let me tell you how this all came to be
A yellow flower with your petals to the air
And flying on paper wings that brought you here
Summer rolls on in the lazy hours
An ether dream way
Of hummingbirds and clouds
Midnight swims in the cool back waves
And you in my arms as it rolls away
Little dandelion
Let your heart keep time
Now the clouds are gone
All of your tomorrows shine
Oh oh
All of your tomorrows shine
Oh oh
All of your tomorrows shine
Born of restless night the moon as a pearl
Playing games down inside your soft warm world
Hear my voice I know that you can
You're the fire in my eyes
The sun as a man
Seasons come along and seasons go
And what they'll leave behind
I don't pretend to know
I'm afraid that all I have missed
Will loom very large when the darkness lifts
Little dandelion
Let your heart keep time
Now the clouds are gone
All of your tomorrows shine
All of your tomorrows shine
All of your tomorrows shine
I will ride by your side
Wherever you go
I won't run I won't hide
Just letting you know
Little dandelion
Let your heart keep time
Now the clouds are gone
All of your tomorrows shine
All of your tomorrows shine
All of your tomorrows shine
All of your tomorrows shine
All of your tomorrows shine
All of your tomorrows shine
2004 yapımı abd bağımsız filmi. soundtrack'i mükemmel şarkılardan oluşmaktadır. doves, cat power, creeper lagoon gibi indie rock grupları resmen döktürmüştür.
çok iyi bir film değildir ancak sonsuz buğday tarlalarını izlemek ve arka fonda çalan mükemmel parçalar filmi izlenir kılıyor.
--spoiler--
filmin sonunda filmin depresif ana karakterinin trenin arkasından koşması ve arka fonda sparklehorse 'dan its a wonderful life çalması ile film mükemmel bitiyor.
--spoiler--
kimin bu filmi nasıl yaptığı hiç ilgilendirmesin hiç kimseyi..bu kadar basit bir senaryoyu,klişe bir yeşilçam senaryosu,ironilerle süsleyip beni anlatan,daha da önemlisi günümüz gençliğinin(tiky kesim hariç)yasadığı melankoliyi,karanlığı,depresyonu en önemlisi içindeki o tarifsiz duyguyu binbir renkle anlatan mükkemel bir bağımsız amerikan sineması filmi..gerçekten o filmde ölen genç kız bendim,hapise giren o çocuk da bendim..filmdeki her kare bendim..beni anlattı durdu film..inanılmaz görüntüler eşliğinde bir masalın kötü sonunu izledim..diyecek bir söz bulamıyorum..ergenlik çağında olan her gencin bu filmi izlemesi gerek..
evet değişmiş olan afişi ise ayrı bir dünyadır..
2004 yapımı bir mark milgard filmi. film mason ve danny'nin aşkı üzerinden ilerliyor gibi görünse de daha çok ergenlik çağındaki bir gencin hislerini seyirciye yansıtmaya çalışmış.
--filmin konusu--
babası belediye konseyine aday olan annesi ise haplar ve içki ile hayatta kalmaya çalışan mason (vincent kartheiser) kasabaya yeni taşınan danny'ye (taryn manning) aşık olur ancak hemen ardından babasının işlediği bir suçu üstüne alarak ıslah evine girer. 2 yıl sonra döndüğünde danny'nin onu unutmadığını görür ve ilişkileri yeniden başlar. basitçe bir nitelemeyle filmin anlattığı budur. filmde karakterler derinlemesine anlatılmamış, yan olaylara da pek yer verilmemiş. sadece mason'ı durmadan tehdit eden arkadaşının ağabeyi ve saat 4'te geçen treni bekleyip dans eden adam var ki onlardan da üstü kapalı bir şekilde bahsedilmiş.
filmin asıl mevzusu küçük bir kasabada kısılı kalan mason'ın can sıkıntısından ne yapacağını şaşırması. öyle ki sıkıntısından her gün kendini vurduğunu düşünüyor hatta kendi mezarını kazıp içine yatıyor. tam bu esnada tanıştığı danny ise ona yeni bir soluk gibi geliyor. belki de bu yüzden ondan bu kadar çabuk etkileniyor. danny'nin annesi ise kızın sonradan üzülmemesi için hiç mutlu olmamasına çalışıyor. yaşadığı hayal kırıklıklarının acısını danny'den çıkartıyor da diyebiliriz. film pek çok sahnesinde yaşanan sevgiyi insana geçirebiliyor ancak yine de karamsarlıktan kurtulamıyor. filmin sonu mutsuz gibi görünse de bu mutsuzluk mason'a sıkıştığı kasabadan kurtulma cesareti aşılaması açısından değerli.
--filmin konusu--
bu arada dandelion yani kara hindiba çiçeği şöyle bir şey; https://galeri.uludagsozluk.com/r/82291/+
filme bu ismin verilmesinin nedeni sanırım söz konusu çiçeğin en ufak bir rüzgarda -kendinden bağımsız olarak- dağılıp gitmesi...
film son zamanlarda izlediğim keith, dakota skye, teenage dirtbag gibi, alışılmışın dışında gençlik filmlerinden. 'amerikan pastası' tarzı gençlik filmlerinden hazzetmeyenler için iyi bir seçenek. sözünü sessizce söyleyen filmlerden. görüntüler de oldukça tatmin edici.
--filmden--
filmin en güzel sahnelerinden biri mason'ın annesinin durduk yerde tabakları yere atıp 'ses çıkartıyorlar. bunların hepsi ses çıkartıyor. evdeki her şey, duvarlar bile ses çıkartıyor. sen ve benim dışında.' diye bağırdığı sahneydi. aralarındaki iletişimsizlik anneyi delirtmiş, babayı ise başka şeylerle ilgilenmek zorunda bırakmıştı. mason'ın danny'i eve getirdiği gün babanın anneye ettiği utangaçca iltifat da görülmeye değerdi.
--filmden--
kısacası ergenlik döneminde izlendiğinde daha çok etkileyebileceğini tahmin ettiğim güzel bir filmdi.
dost canlısı olan şahane bi yazardır kendisi. özgürlüğü benimseyen kişiliği ile beğenimi kazanmıştır. adaleti savunan demokratik bir hayat felsefesine sahip. yarınlarımıza umutla ve güvenle bakabilmemizi sağlıyor bu idealist kardeşimiz. laik devlet anlayışının en büyük savunucusu olduğundan şüphem yok.