Arada kendi yazdığım bi kaç dörtlük, bi kaç söz burada bulabilecekleriniz.
Açılışı bir zamanlar biri için yazdığım fakat şu ana kadar o dahil kimseye okumadığım, okuyamadığım bir dörtlük ile yapmak istiyorum.
Zamanın su gibi akıp gittiği bu hayat nehrinde
Çaresizce dakikalardan medet umuyorum.
Birer balık gibi dolaşan o garip yüzlerde
Her bir dakika umutsuzca seni arıyorum.
Maviye çalarken şu ıssız gece,
Eskimez ki söylediğin o ilk hece.
Laleli` de, bir çiçek bahçesinde,
ismini haykırır onlarca menekşe.
Sonra çökünce birden o ıssız gece,
Arkada ne isim kalır ne hece..
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
demiş büyük üstad Can Yücel bir şiirinde. Sevdiğin kadar sevileceksin.. Havalı bir söz, biraz da iddialı. Bana göre sevdiğin kadar hiçbir zaman sevilmeyeceksin. Hem seni kim sever ki. Sen önce kendini sevmeyi öğreneceksin, öğreneceksin ki insanlar da seni sevsin.
Hayaller.. Bazen toz pembe bazense olanaksız ve kurdukça içine çeken o acımasız kuyular. Her kaldırım taşından, her çukurdan 2 şer kere bakarak geçen ben bu dipsiz kuyuya nefessiz daldım gittim.
Başrolünde hep sen vardın,
Gece tavanda oynattığım hayallerimin..
Umutsuz olmaz unutsa hayatta
Her şeye rağmen bu ölü ayakta
Norm Ender' in de dediği gibi. Hayat unutsa bile umutsuz olma. Umut, umut bazen en güçlü silahın, bazen ise sizi ayakta tutan son güç. Şu aralar bende ölü gibiyim. Tek ayakta tutan bir umut. Belki bir gün o huzuru bulacağıma dair..
Işıkları kapadım. Taktım kulağıma kulaklığı. Arada tavanın o dipsiz karanlığına dalan gözlerimi uykudan uzak, bu cümleleri yazmak için zorluyorum. Müziğin o rahatlatıcı tınısının tüm vücuduma dağılışını hissediyorum. Uzun süredir ilk kez dertten uzak bir şekilde şu yatağa uzanıyorum. Belki sadece bir gecelik, belki de tanrım sadece gelecek fırtınaya hazırlık için beni durgun bir denize yöneltti. Şu andan tek istediğim bu anın bitmemesi. Keşke paylaşabileceğim bir an olsaydı. Keşke paylaşabileceğim bir insan kalsaydı hayatımda..
bir mektup yazmak istiyordum, ama adres bilmiyordum. yani hiçbir adres bilmiyordum. bana inanmazlardı, bunun için utanıyordum. bana herhangi bir adres söyler misiniz? diyemezdim. oysa herhangi bir adres yeterliydi benim için. bir zorluk daha vardı o zamanlar. şimdi de var -yani bir süre geçtiği halde- kendi adresimi de bu mektupta yazmak sorunu beni düşündürüyor.
bu hikayemi, ekspres ya da posta treni artık -belki de sadece belirli bir süre için- geçmediği halde, bir yolunu bularak okuyucularıma -artık müşterim kalmadı- iletebilsem bile, nerede bulunduğumu nasıl anlatacağım? bu sorun da beni düşündürüyor. ama gene de ona yazmak, hep onun için yazmak, ona durmadan anlatmak, nerde olduğumu bildirmek istiyorum.
ben buradayım sevgili okuyucum,sen neredesin acaba?