üzerinde, sakin kafayla ciddi ciddi düşününce, sadece millet oynasın diye icaat edilmiş olan olay. vallahi lan başka açıklaması yok. şimdi bir kadınla nikahlanıp, eş dost gördüğünde veya duyduğunda, bu benim nikahlım haberiniz olsun demek durumu kalıyor geriye. sonrası hayırlı olsun, mutluluklar temalı geyik mesajlar. bitti gitti işte. sadeliğin, basitliğin, bu kadar net düşünebilme olayı aslında, bu tür evlilik töreni. nikahlanma törenini de eşlerin, çekirdek aileleri arasında diye kurguladım bu arada.
''biz sevişeceğiz'' demek için, bir sürü adami cagirip kola pasta dagıtmaktir. bana ne lan senin aksam sevişeceğinden ? zaten bir gelin arabasi gorsem hemen aklima bu gelir. lan derim ''bunlar bu akşam o işi yapicak''...
ne var olm hepinizin aklina gelmiyor mu ? ne ? gelmiyor mu ? haa. tamam abi hayret bir şeysiniz ya. tamam.
kafama takilan bir başka konuda şudur ; neden damat arabasi değil de gelin arabasi ? hani hayat müşterekti ? külliyen yalanmiş meğer.
evliliğin toplum nezdinde de resmileştirilmesi amacıyla yapılan her kültüre göre bir çok farklılık gösteren kurum..
(bkz: türkiye düğünleri)'nin çok başka bir yeri vardır diğer halkların düğünlerinin yanında..
anlamsızlıklar zinciridir aslında ama eğleniriz,mutluyuzdur ya biz gerisini boşver..
kadın süslenir,püslenir ,gıcır gıcır abiyeler giyer ama tüm bu pamuk prensesliklerine rağmen düğünde kendini parçalar,oynar oynar oynarlar ki elbise sırılsıklam olur makyajları yüzlerinden akar ve ben bi türlü anlam veremem bu duruma..
damatla gelinin yeğenleri de takım elbise veya gelinlik giyer öyle şirin şirin gezerler ortalıkta..
mutlaka oynamak istemeyenler olacaktır..ve onlar (bkz: aaa hadi sen de kalk) ısrarlarıyla piste çıkartılır..ve bir bakmışsın ki o oynamak istemeyen insan düğünün çengisi ya da zennesi olmuş...
genç kızlar kibar kibar oynarlarken otuz yaşını geçmiş kadınlar parçalarlar kendilerini elbiselerini ağırlaştırır düğünün başkahramanı olurlar..
limonata,çerez bazen yemek (bkz: özellikle pilav) ve kutu meyve suyu dağıtılır genellikle düğünlerimizde..
her zaman ayakta olan kadın ve erkek organizatorler vardır.. (bkz: yenge)ler ve abiler olur bunlar genellikle her şeyden onlar sorumludur neredeyse..
bu şenşakraklığın bu tuhaf eğlenceler silsilesinin en rahatsız ve sıkılgan insanları tabiki gelin ve damattır..zorla gülmeye çalışır bir an önce düğünün bitmesini ve eve gitmeyi isterler..
yeni neslin bir türlü ısınamadığı, çiftlerin hayatlarını birleştirdikleri gün; eş dost ve akrabaların çağrıldığı organizasyon. tanıma gel bugün bir arkadaşım daha "bekarlık sultanlık değil uleyn" diyerek dünya evine girdi. ha bu dediğinden pişman olup olmadığını önümüzdeki seneler gösterecek. arkadaşımın düğünü olduğu halde çıkıp oynamadım lan. çok garip geliyor bana düğün ortamı. halen niye bu kadar garipsediğimizi anlamış değilim. *
düğünlere oldum olası karşı olmuşumdur, anarşist değilim, sebebim var;
şöyle ki ortalama bir düğün, masraf olarak yeni kurulacak olan ailenin eğer maddi durumları çok da ortalamanın üstünde değilse yıllar boyu ödeyecekleri bir borca eşittir. ve bu aileler düğünün gerçekleştirilme aşamasında bu borç-harç denklemi içerisinde döner dururlar, düğün geldiğinde ise endişeli bir halleri vardır mutluluktan ziyade, "acaba oldu mu, beğenildi mi, laf eden olur mu?" kaygısı ile.
bu bir gelenek evet, yapılmadığında ise elalem denilen ayaklı dedikodu sistemi bık bık laf edeceklerinden ötürü parası çıkışmasa da öteden beriden toplayıp denkleştirmeye çalışır kimi aileler.
çok basmakalıp işler bunlar. varlıkların konuşturulduğu, kimisinin boynu büyük şekilde imrendiği ama yapamadığı, kimisinin saraylarda ihtişamıyla yaptığı olaydır.
bölgesel olarak gelenek ve göreneklere göre değişen eğlence. ortak tarafı takı törenidir, dünyanın en güzel kuyruğu, gelinle damadın yada sünnet çocuğunun önünde uzayıp gitmektedir.