tuhaf duygular içerisinde okunan gazete. mesela bir ilhan selçuk u, cüneyt arcayürek i okuyorsunuz, ''helal olsun adamlara nasıl ulusal çıkarlarımızı savunuyorlar'' diye düşünüyorsunuz ama öbür taraftan bir haber gözünüze çarpıyor ''solcu öğrencilere faşist saldırı'' halbuki pkk lıların türk öğrencilere saldırması haberini sevgili cumhuriyet muhabirleri tam tersi faşistlerin* saldırganlığı olarak veriyor. usta analist, değerli yorumcu mustafa balbay ın bir yazısını okuyorsunuz, ülkemizin üzerine oynanan oyunlar apaçık anlatılıyor ama öbür taraftan oral çalışlar ın anti-milliyetçi yazıları, ermeni soykırımı tezleri, yok efendim ''tecrite hayır'' haberleri canınızı sıkıyor. bunun adına kimileri çok seslilik, düşünce özgürlüğü diyebilir, kısmen doğrudur da. ama her yayın organının net bir çizgisi, bir duruşu olmalı artık ülkemizde. çünkü eskisi gibi karışık değil işler, saflar gayet belirgin. ya ab yanlısı, ikinci cumhuriyetçi, liberal, kürtçü, şeriatçı olanların safında olacaksın ya da kemalist, milliyetçi-ulusalcı, tam bağımsızlıkçı, ab'ye, abd'ye hayır diyen türk halkının safında. ikisi birarada yürümez, özetle hem kemalist hem liberal, hem ab'ci, hem milliyetçi olunmaz. olunamaz.
entelektuel aydin bir durusu olan turkiyede bir avuc kalmaya yuz tutmus mantikli bir kisimin kurdugu ve okudugu cahil , dinci ve bir kisimin fasist in araliklarla bok atigi bir gazete. birde bir kisim dallamalar bahcesine bomba felan atar arada.
türkiye'de ele alınıp okunabilecek nadir gazetelerden biri. hem de öyle bir gazete ki dolu dolu. elinize aldığınızda 1-2 saatten aşağı bırakamazsınız. oku oku bitmez ilhan selçuklar, cüneyt arcayürekler, mustafa balbaylar, oktay ekinciler, erol manisalılar.... her türk gencinin haftada en az 3 gün okuması lazım. neden mi? fazlası yürek ve göz ister çünkü.
ittihatçıların oligarşisindeki bir meşrutiyet ile tek partilisi arasında inanılmaz büyük, anlaşılamayacak derecede fazla, faideleri sayılamayacak kadar çok olan farklılıklar vardır. *
cumhuriyet" bir kavram olarak yönetimdekilerin hanedandan olmadığı ülkeler için kullanılmaktadır. iran da bir cumhuriyettir, sovyetler de... ülkemizde abartıldığı kadar önemli bir şey değildir, önemli olan cumhuriyetin demokratik mi yoksa diktatörlük mü olduğudur. cumhuriyeti sık sık dile getiren insanlar nedense hiç ağzına demokrasiyi almazlar. zira onlar için ülkenin demokratik olup olmaması fark etmez, atatürk ilkeleri uygulansın yeter.birilerinin yogun çabalarina ragmen yikilmayan yönetim sekli. bugünlerde yikmak için ne kadar ugrassalar da bosuna. "geldikleri gibi giderler" demis Kemal atatürk
kuran-ı kerim'i aklın yolunu kapatan bir kitap olarak gören, bunu karikatür olarak yayınlamaktan çekinmeyen, ne olduğu kabak gibi belli olan ucube gazete.
yaşlı bir teyze tarafından bankada sıra beklerken çıkarılıp okunarak insanın gözlerinin dolmasına sebebiyet veren, türkiye işte budur denmesine fırsat tanıyan yegane olaylardan biri, bir gazete.
2. dünya savaşı döneminde başyazarı yunus nadinin önderliğinde "devir artık hitlerin devri. biz de almanya ile olan dostluğumuzu pekiştirmeliyiz" şeklinde bildiğimiz ırkçılığın dik alasını yaparken; 2000li yıllarda "saatler 100 yıl geriye alınacak" türündeki nanelerini gördüğümde içimde bir öfkenin oluşmasından ziyade yüzümde hafif bir tebessümün belirmesini sağlamış gazetedir. e tabi ki fanatik olmakla tarih bilmek arasında gayet açık bir çizgi vardır.