birilerinin düşündüğünün aksine bir ülkede yasama, yürütme ve yargının başı değildir. demokrasilerde güçler ayrılığı ana ilkedir. yasama, yürütme ve yargının başıyım diyene modern dünyada diktatör diyorlar.
Tarafsız olmasi gereken fakat görüyoruz ki kendisini sırf halk seçti diye kendisini imtiyazlı sanan bir kişidir.istikrar için halkın gerekeni seçtiğini söylüyor.
memleketimizde boşta olan makamdır. kendisine cumhurbaşkanı denilen şahıs, "namusu ve şerefi" üzerine ettiği yemini çiğnemiş, meşruiyetini yitirmiştir.
oraya kimi koyarsanız peygamber muamelesi yapmamız gerektiğini savunuyorlar. saygı makamla elde edilmez. öyle bulutlar üstünde sarı ışıklar saçan bir taht değil cumhurbaşkanlığı.
ayrıca o makamın gerekliliklerini ve saygınlığı sikip atanlara saygı beklemek daha ayrı bir kafa.
''...üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.
- Cumhurbaşkanlığı yemin metninden -
türkiye cumhuriyeti nde 12. seçimler yapılmıtır ve ilk defa halk direk seçimlere katılmıştır. ilk 10 hakkında pek laf yoktu ama 11. biraz şey gibiydi ama 12. si insan değil. merak etmeyin en kötüsü yok. ne kötüsü bu daha kötü olmaya kimsenin gücü ve vicdanı yetmez.
Anayasa ona hükümet toplantılarına başkanlık etme yetkisini de vermiş, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini de, meclisi istediği zaman feshedip yeni seçimlere gitme yetkisini de... Üstelik bunun deyim yerindeyse temyizi de yok, hiçbir merciye gidip de itiraz edemezsin.