1989 yapımı Woody Allen filmidir. Diğer filmleri kadar adı duyulmamış olsa da önemli bir filmdir. Mia Farrow'un da rol aldığı filmde "match point" filmindekine benzer bir konuyla karşılaşırız.
--spoiler--
Filmin doktor karakteri yıllardır sürdürdüğü evliliğin yaşadığı gizli bir ilişki yüzünden zarar görmesini istemez. Ancak ilişkinin açığa çıkması zorunlu hale gelmiştir. Bu durumda kendi yaşam düzenini bozmak istemeyen doktor ilişki yaşadığı kadının ölmesine razı olur. Woody Allen insan benciliğinin sonunun olmadığını açıkça vurgular.
--spoiler--
yine suç ve ceza tarzı bir woody allen filmi.
woody nin bulduğu entellektüel dayımız filmde çok güzel tespitler yapmaktadır.
--spoiler ama güzel--
Biraz düşününce, aşık olduğumuz zamanlar ne garip paradokslar içine sürüklendiğimizi görebilirsiniz. Bu paradoksu oluşturan şey, aşık olduğumuz zamanlarda, çocukluğumuzda bağlandığımız bazı insanları, yeniden elde etme çabası içine girmemizdir.
Ama aynı zamanda, aşık olduğumuz bu kişiden, kendisini özdeşleştirdiğimiz insanların,geçmişte yapmış oldukları hataları da tamir etmelerini bekleriz. Aşkın içindeki garip tutarsızlık da
buradadır işte:
Geçmişe dönme girişimi ve...
geçmişi bozma girişimi aynı anda...
--spoiler ama güzel--
woody allen' ın harika filmlerinden biri.
bu filmden ve birçok woody allen filminden sonra düşünüyorum da gerçek hayata bu kadar yakın film çekebilen başka bir yönetmen yok. o; tüm tutarsızlıklarımızı, bencilliklerimizi ve yalanlarımızı yüzümüze tekrar tekrar çarptığı için takdir edilmeyi fazlasıyla hak ediyor bu ve diğer filmlerinde.
filmde en pozitif görünen, sevgi ve aşkla ilgili güzel tespitler yapan profesörün intiharı yani kaybetmesi ve,
sevgilisini öldürten doktorun tüm bunalımına rağmen hayata tutunması yani kazanması hayatın ne olduğunu özetler nitelikte.
sinemaya güzellemeler içeren 89 yapımı woody işi. filmdeki mevcut durum ile sinemanın kült görüntüleri arasında kurduğu analojiler bilindik woody allen hamleleri olmuş. vicdanıyla hesaplaşmaya çalışan bir adam ile alt metinde hem sanatı hemde kendi inanç sistemini sorgulayan cliff(abkz: allen) karakterini görürüz. ve belkide woody allen filmlerindeki en özgün yaklaşımlardan biri burada gizlidir. kendi karakterinin belirgin bir alterasyonunu filme yerleştiren allen ilişkileri ve sanatı sorgulayıp hayatla ilgili sorunları olan kendi id' i ile tamamen yahudi inanç esaslarına göre hayatını düzenlemiş ve meşgalesi uhreviyat olan alter egosunu ayrı ayrı kalın konturlarla çizmiş. oldukça cesur bir denklem. üstelik bizim bildiğimiz allen filmin sonunda hayal kırıklıkları ile kalıp yeni bir filmin hesabını yaparken dinine bağlı, ayrışmış allen evlenip mutlu olmaktadır.
vicdan sorunu ile kalan doktor karakteri ise biraz çözümsüz bırakılmış. belki bu filmin eksisi bu olabilir. ve bir de ne hikmetse ''en son seks yaptığımda özgürlük anıtını geziyordum'' cümlesini bu filmde de duyarız.
her şey bir yana, kadın erkek ilişkisi hakkında en temel teoriyi açıkça dile getirmektedir. Kadının sizle iyi vakit geçirdiğine falan bakmayın, ısrarcı olan kişi ne olursa olsun kazanacaktır. Sizde böyle mal gibi bakarsınız. Hatta burada ''yemeyenin malını yerler'' sözünü özellikle yerleştirmek istiyorum. Ha şunu diyebilirsiniz, woody allen söyledi ya! öyle değil işte. Aradaki nüans farkına dikkat. Başka bir örnekle açıklamak gerekirse saf aşık olmaktansa yalan bir gülümsemeyle gidin kızın kolundan tutun çekin kazanırsınız. Daha nasıl anlatırım bilmiyorum. Filmin daha bir çok yönü var ama millet genelde intihar eden mutlu adamla, huzura kavuşan mutsuz adama takılmış. Önemli tabi o konuda. Bir kaç mesele daha var ama deyinmeyeceğim. Bana dokunan buydu.