Çizgi romanı Türkçe'ye de kazandırılmış sonunda. Dört sayılık bir macerasını (bkz: süpernova patlaması) geçenlerde bulup aldım ve birkaç gün içinde keyifle okuyup bitirdim.
15 seneden beri her sene 2-3 kere bitirdiğim nefisler nefisi animedir. Gerek müzikleri, gerek konusu, gerek karakterlerin birbirleriyle sıfır benzerlik ama bir o kadar da duygusal uyumları insanı alır götürür. Bir bölümünde ‘Tanrı televizyonun içinde artık, ne yiyip ne içeceğimizden, nasıl görünmemiz gerektiğine kadar her şeyi televizyon söylüyor. Tanrı insaları değil, insanlar Tanrıyı yarattı.’ şeklinde bir diyalog vardır. Bir anime evreninde yaşayacak olsam orası, burası olurdu tam da. Ayrıca anime için özel bir orkestra grubu kurulmuş, anime bitince müzik yapmaya devam etmişlerdir. Uzun yollarda (Beylikdüzü-Altunizade) spotify açılır ve albüm karışık çalar siz uçar gidersiniz. Giderken de gözünüzün önünde şöyle bir yazı belirir: See You Space Cowboy
dm ile "abdullah gül böyle bir şey yazmamış artı kasmak için yalan söyleme" gibi bir laf ettikten sonra tweetin linkini gönderince "19 mart 2013 gerizekalı salak" cevabını verdi.
zihnimde her zaman yer edecek karakterlere sahip 'You're gonna carry that weight' mottosuna sahip animedir.
Spike Spiegel, radical edward, faye faye, ein, ve tabii ki jetto black.
90 lı senelerde yapılmasına rağmen çizimleri ve replikleri efsanedir. Anlatamıyorum sözlük bu animeyi. Uzun metrajlı filmi mevcut ama hala izlemeye cesaret edemiyorum. Hayattan sağlam bi darbe yediğim zamana saklıyorum benim canımın ici cowboy bebopun anime filmini. çünkü biliyorum bana gereken ayarı verecek bende yoluma devam edeceğim.
izlemeyen biri nasıl acaba lan diye düşünecek ama çokta bi numarası yok. sadece aşırı samimi ve aşırı olağan. olağan ifadesi benim için çok anlam ifade ediyor çünkü animelerin çoğu tam yenilecekken son anda bağırıp çağırıp güçlenip kaçırılan kızı kurtaran kahramanlar barındırıyor yani tam velet işi.
sanırım cb'un sevilmesinde en büyük etkenlerden biri müzikleri. sahnelerle uyumu çok iyi insanın içine işliyor. izleyin izlettirin efendim.
appeidelhi siniz hesap lütfen isimli bir karakter vardı gülmekten ölmüştüm. sanırım yapımcı bi ara istanbula gelmiş çünkü bir bölümünde sultanahmet, erdal bakkal, kapalı çarşı, toptan perakende gibi dükkan isimleri vardı ve ince belli bardakta çay içiliyordu. *
Bir uzay western 'i. Anlatılması gereken çok şey olan fakat anlatılmayan bir anime. 98 li ve shinichiro watanabe yönetmenliğinde yapılmış bir sanat eseri. içinde bol bol türkiye esintileri görmek mümkündür. Adamların 7-24 aç olmaları bile bir türkiye esintisidir bence.
Anime klasmanında imdb 'nin tepesindedir . müziklerde 70 ve 80lerin caz , blues ve rock Yoko Kanno imzası vardır ki kendisini ayrı bir severim.
Yahu ben ne yazar dururum. izlenince anlaşılacak bir şeydir bu meret.
izlemeye bir türlü doyamadım, hiçbir zaman sıkmadı beni. Karakterlerin hepsinin kendine has bir karizmasının olması animeyi daha bir izlenebilir kılıyor. ayrıca çok da komedi unsuru barındırır. Her şey tadında ama ana hikaye biraz eksik kalıyor keşke bir 26 bölüm daha olsaymış.
Kendi türünü oluşturan ve ardından bir daha benzeri olmayan anime serisidir. izledikten sonra "ooo buna benzer var mı?" sorusuna yanıtsız kalan bir seridir.
laf söylenemeyecek kaliteye erişmiş nadir animelerdendir, izlerken sıkılanların olduğu hakkında bir yazı okumuştum ki bu kişiliklerin cowboy bebop'u izlediklerinden şüpheliyim, süper über derecede bir animedir, gerisini siz düşünün.
aslında, anime ve dolayısıyla otaku kültürüne çok meraklı bi adamım. gerçekten, bütün akşamım animeler hakkında yazılar okumak, illüstrasyonlara bakmak ile falan geçebiliyor bazen. ama çok fazla anime izlediğimi, daha doğrusu bitirdiğimi söyleyemem. buna rağmen cowboy bebop' un verdiği o tokluk hissini, sanki hiç bir şey veremeyecekmiş gibi geliyor. gerçekten garip, kusursuz gibi bir seri.
yea hadi lan oradan demenizi istemem ama, bana katılan insanları gördükçe, bu iddiamı daha kolay dile getiriyorum. google' da best anime diye aratın, çıkmazsa neyim bak.