Steam denen illet sistemle baltalanmış oyun.Ama yinede steam cracklenip non-steam versiyonunun çıkması sayesinde hala pek çok oyuncunun gözde oyunu.Hakikatende yılların eskitemeyeceği oyun..
gerçekçi fizik motoru ile CS:Source kaptırdıktan sonra bırakılamayan bir alışkanlık halinin aldı bende.. Ne battlefield ne cod serisi yerini doldurmaya yetmiştir. css ayrı bir akışkanlığa ve sürükleyiciliğe sahiptir, bir sonraki round gelmesini bekleyemeden retry' lar attığımız olmuştur.. olacaktır..
yol göstermek gibi olmasın lakin non-steam cs 1.6 yı bulup indiriyor ardından bunu; Counter-Strike 1.6 Bot Paketi 1.0 bulup offline olarak çatır çutur oynayabiliyorsunuz. Hemde toplam 300 küsür mb, half-life üzerine kurmanıza da gerek yok. maksat eski günler hatırlansın, gönüller counter ile coşsun.
flash bombalarin sinir ettigi oyun...
flash atilinca oraya buraya ates etmeye baslanir denk gelis gelirse (100% de 1 ihtimal) karsi takimdan birisini götürebilirsiniz... Aksi taktirde head shot olmussunuzdur...
efsane oyundur. counter strike condition zero serisini 1 ay gibi bir zamanda bitirmişliğim vardır ama bazı kişiler buna rağmen bu oyunun asla bitirilemediğini savunmaktadırlar.
bir siga games oyunu olmakla beraber,
herşey bizim yan apartmandaki çocukluk arkadaşım ilker'in '' hadi oğlum şuraya bir internet cafe açılmış , çok yeni çok süper ,kantır diye de bir oyun var silah milah var vuruyosun adamlar felan ölüyo hadi çabuk gidelimde yer kapalım '' demesiyle başlamıştı.
gittik , sıra bize geldi *oturduk . biz kantırız karşısı terör . bizim karaktersiz ilker tabi önceden gelmiş , çatır çatır oynuyor tabiri caizse. ben daha üçün biri parasını denkleştiremeden , adam beşin biriyle dağı taşı taraya taraya geliyor , içten içe sinerleniyorum ama belli etmiyorum.
oyuna yeni arkadaşlar geliyor.ben kötü oynamama rağmen hepsi ilkerin tarafına geçiyor*içten içe gıcık kapıyorum yeni giren çocuklara ama susuyorum ve parayı denkleştirip bir dördün altısı nam-ı diğer bir sniper alıyorum.
sinirinde verdiği ince bir acıyla çatıya çıkıyorum , önümden ilker'in geçtiğini görüyorum ama vuramıyorum . maus'un tuşlarının basmadığını farkediyorum , içten içe üzülüyorum ama mausla nişan alıp , enter tuşuyla ateş etmeyi ihmal etmiyorum.
şartlar lehime işliyor ve kafe sahibi arkadan bağrıyor , ''süreniz doldu haydi çocuklar'' kalkıyorum ama hüzün ve kederimi masada bırakıyorum. arkama bakmadan kafeden uzaklaşıyorum , ilker arkadan koşa koşa geliyor ''laaan kaçma nasıl koydum çocuu'' , sinirleniyorum ama yine belli etmiyorum.
usul usul arka sokaklardan dolanıp eve gidiyorum. suratımda sebepsiz bir hüzün. annem soruyor '' ne oldu yavrum kavga mı ettiniz '' beni yanlız bırak diyorum odama gidiyorum , biraz uyuyim diyorum rüyamda teroristler üstüme üstüme gelip bomba atıyorlar , sis atıyorlar gözlerim yaşarıyor uyanıyorum.
sonra sokarım kantırına diyorum ve atarimi çıkartıyorum . mario yu takıyorum , ağır ağır ilerlemeye başlıyorum , engelleri geçtikten sonra bayrağa zıplamak için en yükseğe çıkıyorum , zıplıyorum ama bayrağın arkasına düşüyorum , ne puan veriyor ne bişey . içime atıyorum usul usul güneşin batışını izliyorum. tam hamakta uyuycakken aşağıdan piç ilker bağırıyor '' lan nerdesin 5 saattir , hadi cafeye ismimizi yazdırdım sıra bize geliyooo ''.
tamam diyorum ilk başta heycanla , ama ayaklarım aşağıya gitmiyor . '' siktir lan ben gelmiyorum '' diyorum.. o da '' sen bilirsin ooolummm '' diyo.. oynamayı bilmiyor olabilirim ama ilkerin beni öldürerek elde edeceği zevkten mahrum kalması beni bi nebze rahatlatıyor. mutlu mesut bisikletime binip , aheste aheste gökkuşağına doğru gidiyorum.