zirvelerde bi kere gördüğüm (sanırım) ama arada entrylerini beğendiğim için sözlükte baktığım yazarlar arasında olan yazar. (anlayan var mı?) bu aralar sanırım yoğun pek yoğunlaşamıyor gibi geldi. yine de sözlüğe girdiğimde kaliteli olan eski yazarların entrylerine bakmaya devam ettiğim sürece hep listemde olacak kişi.
film olarak ise duygusal yer yer komik sonra yine duygusal sonra yine neyse güzel bir film.
insan, yok yok olamaz...
melek, yok yok görmedim...
şeytan, olamayacak kadar sevimli...
mitolojik biri, olamayacak kadar güçsüz...
sevgili, olmaması gerekir...
arkadaş, başarılı sayılır...
öğrenci, tam ona göre...
sporcu, şaka mısın sen...
seyyah, istekli ama sorumluluk sahibi...
can, olabilir ama uzaklarda...
canan, gerek yok böyle daha güzel...
can simidi, hem fiziksel hem de manen olabilir...
tatlı, evet bu olabilir, bu kadar mı tabii ki değil. ama birini içten böyle tanımlamak o kişiye büyük bir saygı olsa gerek, kodumun hayatında boğazımızda düğümlenen herşey sigara isi, kömür karası ve rakı acısı sen tatlısın ama, herşeyin merkezi değilsin belki ama ay gibisin, görevindesin, başaracaksın...
kendisiyle dostluğumuz eskilere dayanır, 10 yıl aramayın sakın, benim gibi hayatını silmiş biri için 3 yıl da eskidir, kendisi sorunlu bir kişilikti ilk tanıdığımda, sorunlarına ortak olmaya çalıştım pek başaramadım, onun kadar sosyal değildim çünkü her an canlı bir bomba taşımak istemedi belki de yanında. bilemedim. ama ona inandım, hakkında çeşitli planlar yaptım, daha başarılı olması için ama araya yedi cücelerdeki gibi cadı girdi, cadı güzel göründü bana, bir şekilde elmasını yedirdi, ama ben ona hissettirmedim hiçbir şekilde, çalıştım üstelik hissetmemesi için, anlayamadım belki onu, belki o beni, bu çok normaldi ki biz hiç hissetmedik birbirimizi yaşadığım dönem sorunları itibariyle. ama olsun dedik zorladık kendimizi, espri yaptım ona, kuru ve ıslak diye hayatında ilk 3 e koysun diye, koydu mu bilemem ama ben hayatımda bir yere koydum,iz silmeye çalıştım yoruldum,yoruldum ve yoruldum hayatım boyunca ama ona hissettirmedim. herkese karşı mı böyledir bilemem ama bildiğim tek şey, adamdan da espriden de anladığı, tabii o da hata yaptı, orhan gencebay takıldı bir dönem hayatında bir silüetle, sonu geldi mi bilemem ama artık getirebilirim buna eminim, zirvelere çıktık, köprülerdenn geçtik, yorulduk ama en çok o yoruldu, sebep mi? sanırım kondüsyonu iyi değildi, bu konuda beni hiç dinlemedi gitti esra cehyan kastı yalan yanlış yere, sonra ben restart ettim kendimi uzaklaştık, birleşmeye niyetlendim olmadı, ayrı kaldık görüşmedik ve duymadık birbirimizi, ama ne o beni siyahın içinde gördü ne de ben onu yediveren gülü gibi açmış şekilde...
mutasyona uğradık belki, belki sadece hatıra ışınları vurdu bizi...
ama tekrar seni görmek güzel olacak, tekrar kuru ve ıslak diyebilmek...
öğrenci evinde pirzola ve mantı yedirerek beni dumurlara uğratmış öğrenci kişisi. ayrıca geçtiğimiz günlerde bir yaşına daha giren sevimlilik abidesi. kardeşiyle birlikte beni besleyen ve doyurabilen anaç arkadaş, dost, akraba, görümce, vs. *
bu insanla tanışmamız çok acaipti. tanıştık, abimin ilkokul arkadaşı çıktı. biraz daha kurcalarsak amca çocukları çıkıcaz ondan korkuyorum. selam ediyorum. söylemeden geçemiyorum, etle rakı tatarın hakkı.
sözlüğe nadir olarak girdiğim günlerde arada baktığım şahıs. bazı olayları öyle güzel dile getiriyor ki insanın duygulanmaması içten değil. depremle ilgili olan yazısından sonra platonik aşk ile ilgili yazısı beni benden almıştır. keşke biraz daha uzun olsaydı hatta o kadar uzun olsaydı ki en sonunda yeter deyip kopabilseydim. (dil çıkaran smiley) bu arada sorun olmazsa ekin'e slm söyle benden. benim şahsi selamımı almıyor çünkü. *dayanamıcam yine dil çıkaran smiley
sayesinde paranoyak olduğum yazar. evin içinde bile elimde 50cl bira bardağı dolanıyorum olası bir corpsebride taarruzuna karşı*. dünyalar tatlısı bir yazar kişisi efendim. çok sıcak, samimi, içten... bunu hissettirebilmesi ise en büyük artısı. hani bazı insanlar çok sıcakkanlıdır ama içlerde, derinlerde... bu yazarın yüzüne baktığınız anda hemen iniveresiniz geliyor çocukluğunuza.
hani kimi insan için şeytan tüyü var derler. bir yanları vardır, neden diye sorsalar söyleyemezsiniz ama çok sevdirir o yönüyle size kendini. işte öyle bir yazar bu yazar.
hala kolları ağrıyor muıdur diye merak ettiğim yazar arkadaşım. sempatikliği sayesinde reklamımızı iyi yapmıştır gerçekten. eğer ben kaldırıyor olsaydım o pankartları bir allah'ın kulu gelip almazdı elimden.
17 ocak 2009 disko krali zirvesi sonrası kendisine fahri reklamcı ödülü verilmesi gereken şekerlik.. hiç yorulmadan saatlerce pankartları kaldırdı.. şafak sezer tarafından pek bi sevilmiş olacak ki her defasında yorulmasın diye elinde pankartı alıp kendi yaptı sözlük reklamını..
disko kralında tüm konukların en çok ilgilendiği sözlük yazarıdır. ben elinde pankart olmasa da durum değişmezdi diye düşünüyorum, ki aldığım duyumlara göre program çıkışında şafak sezer ve okan gelinimizi aramışlar beraber bi çorba içmek için ama gelinimiz o sırada vedat özdemiroğlu ile çorbasını yudumladığı için tek el hamlesi ile telefonu meşgule almış. *