Çok beğendiğim ve ilk yıllarladaki alnümlerinin anısına her zaman seveceğim beğeneceğim bir ingiliz grubudur.
Şimdi ingiliz deyince bir nebze irite olan arkadaşlar olacak ama bu mevzu öyle değil sadece sakin olun ve dinleyin.
Ben kişilik olarak 1980'ler insanıyım çünkü ne ruhsuz 1990'lardan haz ettim ne de karaktersiz ve kimlik problemleri yaşayan 2000'lerden. ama bu grup ki tüm bu kalıpları yıktı ve aştı benim gözümde, çünkü müziğe dokunabilen ender gruplardan biridir coldplay. dünyada az kalmış güzelliklerdendir, yıllar sonra da adı bilinecektir diğerlerinin aksine.
tarifi imkaansız bir müzik yapıyor coldplay. hem beste hem de söz anlamında mükemmel olarak tanımlanabilecek, kimisi insana heyecan veren, kimisi melankolik bir ruh haline sokan birçok parçaya imzasını atmış efsanevi bir grup benim gözümde. insana hemen hemen tüm şarkılarında umudu ve hüzünü aynı anda hissettirebiliyor olmaları en sıradışı özellikleri belki de.
ben coldplayi hasta birini tedavi etmeye çalışan bir doktora benzetiyorum aynı zamanda. öyle ki canınız bir şeylere sıkılmıştır, kafanızı yastığa koyup derin derin düşünmek istersiniz.işte tam bu anda coldplay, trouble ile çıka gelir. içinizde ayrılık acısı vardır, gözünüz hiçbirşeyi görmüyordur.coldplay bu sefer in my place der sizlere. aklınız, sürekli sevdiğiniz insanla meşguldür, platonik ya da değil aşkı kalbinizde yaşıyorsunuzdur. bu sefer god put a smile upon your face dir sizi anlatan. umutsuz bir durumdasınızdır, biraz da olsa umuda ihtiyacınız vardır. işte tam bu anda dont panic der doktorunuz sizlere.
coldplay'i böyle olağanüstü sıfatlarla tanımladıktan sonra, neden benim için efsanevi bir grup olduğunu da paylaşmam gerek galiba. coldplay her zaman benim için ayrı bir anlam taşısa da, kafamdaki efsane mertebelerine ulaşmaları bir canlı performanslarını izledikten sonra gerçekleşti diyebilirim. daha önceleri canlı performans nasıl olmalı konusunda çeşitli cevaplar oluşturmuştum kafamda. bu cevapları oluştururken, hep izlediğim konser dvd'lerini ve bulunduğum konserleri baz almıştım. ama coldplay öyle bir performans izlettirdi ki bana kafamdaki tüm cevaplar yepyeni anlamlar kazandı. şu kadarını söyleyeyim, eğer "ölmeden önce yapılması gerekenler" gibi bir liste oluşturuyor olsam, "bir coldplay konseri izlemek" maddesini de kesinlikle bu listeye eklerdim.
Son zamanlarda eski tadını vermeyen fakat yeri her zaman ayrı olan grup. Özellikle rihanna düeti yeterliydi onları silmem için fakat olmayınca olmuyor işte.
sevemediğim ingiliz grubu. evet, oradan "aaaa"larınızı duyar gibiyim ama neden sevemediğimi size anlatayım.
bi kere coldplay'den artık güzel albümler beklemeyin. adamlar zaten oldular meşhur olacakları kadar. şu an bence sadece zevk için müzik yapıyorlar. adamlar şarkıyı sözleriyle piyasaya sunmuyorlar şarkı patlar diye. peki sorarım size sevgili fil severler, freddie mercury böyle miydi? gerçek müzisyen, sanatçı böyle mi olur?
bi de şarkılarının insanları hipnotize ettiğini düşünüyorum ben. açıyorum bi coldplay şarkısı ama sadece bi şarkısını dinlemeyi planlıyorum sonra bi bakıyorum tüm albümü dinlemişim. ya da diyorum ki bi daha coldplay dinlemicem, sonra last.fm'e bakıyorum 6-7 tane daha coldplay şarkısı dinlemişim. ne ara dinledim ben şarkıları hatırlamıyorum. hatta bununla ilgili haber de okumuştum.
demem o ki, viva la vida'dan sonra coldplay diye bi şey kalmadı.
bayılarak dinlediğim ingiliz gruptur. insanı hem hüzünlendiren, hem neşelendiren, hem sakinleştiren bir grup bu. çok iyiler sözlük, çok.
türkiyeye gelmelerini dört gözle bekliyorum, neresi olursa olsun gelsinler yeter.
'in my place' şarkısıyla beni benden alan gruptur. şiddetle bu şarkı dinlenmelidir diyorum. coldplay dinlemek de bir ayrıcalıktır bu arada söylemeden geçmek istemedim.
terkedilmiş , yalnız , hüzünlü , başarısız , sevinçli , heyecanlı , endişeli , boşvermiş hallerimde dinlediğim grup. kısacası hayatımın her alanında chris var , grubu var.